Arama

Babasının mirasını yeniden ayağa kaldıracak

Çağdaş Türk mimarisinin önde gelen isimlerinden mimar 'nun mirasını yeniden ayağa kaldıran , babasının izinden giderek dünyanın dördüncü büyük sanat merkezi olan ’yi yenileyecek ve İstanbul’a yeni bir çehre kazandıracak.

Atatürk Kültür Merkezi'nin yerine yapılacak yeni opera binasına ilişkin projenin mimarı, Tabanlıoğlu Mimarlık olarak açıklandı. Ailenin ikinci kuşak isimlerinden olan , babasının 1956 tarihli projesiyle hayata geçen, 1969'da dünyanın dördüncü büyük sanat merkezi olarak hizmete giren ve 2008'de tadilat nedeniyle kapatılan Atatürk Kültür Merkezi'ni yeniden ayağa kaldıracak isim.

Viyana Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nü bitiren Tabanlıoğlu, 1990 yılında babası Dr. Hayati Tabanlıoğlu ile birlikte Tabanlıoğlu Mimarlık Şirketi'ni kurdu. 1995 yılından beri Melkan Gürsel Tabanlıoğlu ile çalışmalarını sürdürüyor.

Tabanlıoğlu Mimarlık, bugüne kadar Türkiye'nin önde gelen büyük projeslerine imza attı. Son yıllardaki projeleri arasında Zorlu Center, İstanbul Modern ve Kanyon Alışveriş Merkezi gibi yapılar bulunuyor. Şirketin geçmiş yıllarda imza attığı projeler arasında ise Erzurum Atatürk Üniversitesi, Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul Atatürk Havalimanı, Çankaya Camii gibi projeler var. Ayrıca, İstanbul Modern, Selçuklu Kongre Merkezi, Dakar Kongre Merkezi gibi bir dizi büyük proje de Tabanlıoğlu Mimarlık imzası taşıyor.

VEFATINA KADAR BİRÇOK PROJEDE BİRLİKTEYDİLER

RIBA – Chartered ve AIA-Int'l. Assoc. üyesi olan Murat Tabanlıoğlu Viyana Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden 1992 yılında mezun oldu. Viyana'da önemli mimarlarla kazandığı deneyimle Türkiye dönerek 1990 yılında babası ile birlikte Tabanlıoğlu Mimarlık'ı kurdu. 1994 yılında Hayati Tabanlıoğlu'nun vefatına kadar birçok önemli projede birlikte yer aldı.

Bilgi Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde mimari stüdyo dersi veren Murat Tabanlıoğlu, 1999 yılından beri yurt içi ve yurt dışında konferanslar veriyor. 2013 Agakhan Ödülleri Master Jüri Üyesi olan Tabanlıoğlu, AIA, WAF gibi uluslararası yarışmalarda ve ulusal değerlendirmelerde jüri üyelikleri yapıyor.

Murat Tabanlıoğlu, 7 Haziran – 23 Kasım 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen 14'ncü Uluslararası Mimarlık Sergisi, Venedik Bienali'nde ilk kez yer alan Türkiye Pavyonu'nun küratörlüğünü de üstlenmişti.

Kendi anlatımıyla Murat Tabanlıoğlu:

"Kulağı delinene kadar, yaklaşık senede 200 gün seyahat eder. İşle zevki karıştırıyorum. Kendim için kitaplar okumayı ve ailemle iyi bir yerde yemek yemeyi, iyi bir otelde kalmayı, iyi bir bina görmeyi seviyorum. Bir yere ilk defa gidiyorsam genellikle gece gitmeye çalışıyorum ve iner inmez yürüyerek şehri dolaşmaya başlıyorum. Sonrasındaysa nerelere gitmemiz gerektiğini araştırmış oluyoruz, oradaki ana çerçeveyi çiziyoruz. İyi bir kitapçı varsa oraya mutlaka gidiyorum."

AKM'YE HEP YAKIN OLMAK İSTEDİ

Çocukluğuyla ilgili ilk anıların Gümüşsuyu'nda olduğunu ifade eden Murat Tabanlıoğlu, hatıralarını Milliyet Gazetesi'ne verdiği bir röportajında şöyle anlatıyor:

"Orada oturmamızın sebebi babamın mimarlığını yaptığı 'ye yakın olma isteğiydi. O dönemde evimize mimarlar ve proje danışmanları geliyordu. Muhabbet hep mimarlık üzerindeydi. Daha sonra babamın havalimanı serüveni var. Türkiye'deki ilk dış hatlar terminalini Yeşilköy'de yaptı. Tabii ben tüm bunlardan etkilendim. 1970'li yılların sonunda Türkiye'de politik olaylar yaşanıyordu. 1978'de yurtdışında okumama karar verildi. Mimarlık okumak istedim ve Viyana'ya gittim."

"Bağcılar'daki Milliyet, babamın yaptığı son bina, benimse ilk binamdı. Milliyet binasını babamla birlikte yapmıştık. Babamın yaptığı son binaydı, benimse ilk binamdı. Bina ve ofisler tamamdı ama bina içindeki sosyal mekânlar tamamlanmamıştı. Onları yapmak için taze bir kan ararken 1994'te Melkan çıktı karşıma."

İSTANBUL'UN EN BÜYÜK SORUNU

İstanbul'un en büyük sorunu mimarların müstakil yerlerde iş yapmaları, diyen Tabanlıoğlu, şehir planlamalarına katkıları yok. Şehir planlamacılar detaya girmiyor, hep tepeden bakıyorlar. Ayrıca İstanbul'da birtakım pilot bölgeler seçilerek iyileştirme projeleri yapılabilir. İstanbul o kadar önemli bir şehir ki buraya biri gelip de sadece ismi var diye bina yapmamalı. Mimar yarışma ile seçilmeli, ifadelerini kullanıyor.

BABASINDAN KALAN EN BÜYÜK MİRAS

AKM için babasının en önemli eseri olduğunu ifade eden Tabanlıoğlu, bu ruhu 21. yüzyıla taşımak istiyoruz diyerek devem etti:

"Babam yıllarca uğraştı. Bina yandı veya yakıldı. Sonra onu tekrar onardı. Babamın 20'nci yüzyılda yakaladığı ruhu 21'inci yüzyıla taşımak istiyoruz. Amacımız bu binayı şimdi yeniden Türkiye'nin en önemli kültür merkezi yapmak, hatta belki de dünyadaki en önemli kültür merkezlerinden biri haline getirmek.

Babam ilk projesi AKM'yi ele aldığında "Burası sadece bir opera ve bale binası olmamalı, bir kültür merkezi olmalıdır" demişti. Biz şimdi AKM'yi restore ederken bunu bir adım öteye götürmek istiyoruz. "Bugünün kültür merkezi nasıl olmalı?" yı yeniden irdeliyoruz. Projeyi de buna göre geliştireceğiz."

DÜNYADAKİ MODERN MİMARİNİN DE ÖNEMLİ ÖRNEKLERİNDEN

2007 yılında AKM'nin geleceği konusunda konuşan Tabanlıoğlu, projeyle ilgili detayları şöyle anlatıyor:

"AKM kolay yıkılıp da yeniden yapılabilecek bir yapı değil. Sadece Türkiye'nin değil dünyadaki modern mimarinin de önemli örneklerinden biri. Biz oraya yeni bir konsept önerdik. Centre Georges Pompidou gibi, bugünün şartlarına uygun adapte edilmesi gereken; insanları binanın içine girip çıkmasının günün bir parçası haline getirecek bir proje. Çok iyi bir işletme modelinin olması lazım. AKM bunun için yeterli kapasiteye sahip. Binanın yaklaşık üçte biri yeniden dönüşebilir, bir konsept altında alır. Opera kısmının restore edilmesi lazım ama oraya teknik açıdan baktığınızda çok büyük problemler yok." (Mimarizm)

BİR HİKÂYE KURARAK BAŞLIYORUZ

Tabanlıoğlu, röportajında, ses getiren projelerinden biri olan Levent Loft'tan şöyle bahsediyor:

"Levent Loft'un yeri çok kıymetli, biz orada mevcut binayı dönüştürdük. Büro olarak düşünülmüş bir yapıydı ve müşteri ne yapacağını bilmiyordu. Çeşitli modüllerle pazarlanabilecek bir sistem önerdik. Ve sonuçta çok iyi bir müşteri listesi oluştu, birbirini tanıyan insanların oturacağı bir yer oldu. Bu çalışma için iç mimari çözümler de ürettik. Çünkü burada belli bir hayat tarzı oluşturduk."

MURAT TABANLIOĞLU'NUN 'EN'LERİ

"En ilginç projemiz üç ayda yaptığımız Expo projesiydi, Almanya'da bir Alman müteahhitle gerçekleştirdik. Ben her şeyi bıraktım onunla uğraştım. En çok uğraştığımız proje beş buçuk yıl süren Kanyon projesiydi. En profesyonel ve özveriyle çalıştığımız projeydi. Biz bence Türkiye'nin en zor yapılarından birini yaptık. Kanyon çok üç boyutlu bir yapı. Hem metal hem taş hem cam çok farklı formlarda kullanıldı."

"AKM BENİM İÇİN ÇOK FARKLI"

'nde, 'ın katılımı ve 'un ev sahipliğinde düzenlenen projenin tanıtım programında konuşan Murat Tabanlıoğlu, AKM'nin artık yaşlandığını ve kullanılamaz hale geldiğini söyledi. AKM'nin kendisi için farklı bir bina olduğunu belirten Tabanlıoğlu, "Ne mutlu ki Sayın Cumhurbaşkanımız kendimden bu projenin tekrar yerine getirilmesini istedi" dedi.


AKM büyük salon sahne arkası Reha Günay, 1977- SALT Araştırma, Hayati Tabanlıoğlu Arşivi

Bir opera binasının en önemli unsurlarından birinin, önündeki meydan olduğunu dile getiren Tabanlıoğlu, şöyle devam etti:

"Bizim Taksim Meydanımız var. Onun cephesi, fuayesi ve içindeki oditoryumu hepimizin beraber olduğu yer ama onun da arkasında ise hepimizin görmediği devasa bir mekanizma var. İnşallah filmde de gördüğünüz gibi 2019'da, Cumhurbaşkanımıza söz verdik bu bina bu şekle gelecek. Zaten AKM de eskiden ilk opera binası olarak yapılırken daha sonra bir kültür binası olması istenmişti. Onun için içinde tiyatrolar, konser salonları vardı ama hiçbiri tam teşekküllü değildi. Opera binasının kapasitesi bin 300 kişilikti. Yeni yapılan bina içindeki opera binası, 2 bin 500 kişilik olacak. Dünyanın en büyük operaları arasına girecek. Aynı zamanda operalarda doğal akustik çok önemli. Dünyanın en iyi akustik opera salonlarından biri olacak. Aynı zamanda burada 800 kişilik bir konser salonu, tiyatro salonları, sanat galerileri, kütüphaneler, bunların yanında kafeler ve restoranlar olacak. Ama en önemlisi bizim 365 gün kullanabileceğimiz bir bina olacak. Bu çok önemli. Eskiden bina sadece temsillere açılırdı."

KÜLTÜR VE SANAT SOKAĞINA DÖNÜŞECEK

Yeni AKM'nin iki girişi olacağını, böylelikle alanın bir kültür sokağı haline geleceğini ifade eden Tabanlıoğlu, "Operalar genellikle, senelerdir ilk önce zengin ailelerin, elit kısmın gittiği yerlerdir ama artık operalar hepimizin gittiği yer olmalı. Yani kültür herkesle birleşmeli" dedi.

Projedeki teknik özelliklere ilişkin de bilgi veren Tabanlıoğlu,"Bu kültür sokağımız, 365 gün insanların içinde gezebileceği, Kitap okuyabileceği, kahve içebileceği, aynı zamanda tiyatrolara gidebileceği bir bölge. Burası cıvıl cıvıl, İstanbul'un yeni bir merkezi olacak." ifadelerini kullandı.

İstanbul Kültür Sarayı, Atatürk Kültür Merkezi ismiyle yeniden açıldı - SALT Araştırma, Hayati Tabanlıoğlu Arşivi

İLK VE EN BİLİNEN BÜYÜK PROJESİ

Hayati Tabanlıoğlu, 1950'lerden 1990'lara İstanbul'da yapılmış birtakım büyük ve önemli projelerle tanınmış bir mimardır. 20 yıldan fazla bir süre üzerinde çalıştığı AKM, ilk ve en bilinen büyük projesidir. Ankaralı tüccar bir aileden gelen Tabanlıoğlu, 1950'de İTÜ Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu. Ertesi yıl, Almanya'da bulunan Hannover Teknik Üniversitesi'nde doktora eğitimine başladı. Burada, alanının önde gelen uzmanlarından Gerhard Graubner ile tiyatro ve opera mimarisi çalıştı. Çok sayıda modernist opera binasının tasarımı ve yapımına sahne olan savaş sonrası dönemde, Almanya'nın yeniden inşası bağlamında Graubner'le araştırma yapma ve çalışma deneyimi, 1956'da İstanbul'da tamamlanmamış opera binasının yapımının başına getirilmesinde önemli bir rol oynayacaktı. Opera ve tiyatro türü binaların planlanması, programlanması ve teknik altyapısı konusundaki uzmanlığı sayesinde, Tabanlıoğlu net bir tasarım vizyonu kazandı; bu vizyonu, Türkiye ve Almanya'dan birçok uzman ve meslektaşıyla gerçeğe dönüştürdü. Tabanlıoğlu'nun son dönem modernist mimarisi, modülerlik ve ölçeklenebilir yapı sistemleri çerçevesinde düzenlediği mekân kullanımı ve dolaşım gibi programatik konulara gösterdiği dikkatin bir sonucudur.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN