Arama

Fatma Bayram ile Elmalılı Hamdi Yazır’dan Fatiha tefsiri okumaları - 5

Yayınlanma Tarihi: 23.05.2021 01:10 Güncelleme Tarihi: 23.05.2021 15:49
Fatma Bayram ile Elmalılı Hamdi Yazır’dan Fatiha tefsiri okumaları - 5

Ramazan ayı boyunca her Perşembe günü gerçekleştirdiğimiz Elmalılı Hamdi Yazır'dan Fatiha Tefsiri Okumalarına gün ve saat değişikliği ile devam ediyoruz. Yazarımız Fatma Bayram artık her cuma saat 18.00'de Fikriyat Instagram hesabında sizlerle olacak. Bayram, son derste “Rahman ve Rahim” isimlerine ilişkin tefsirde işaret edilen hususlara değinmişti. Bu bölümde ise besmelenin giriş kısmıyla devam etti. Canlı yayında gerçekleşen bu dersin önemli noktalarını sizler için bir araya getirdik.

"Anladık ki, besmelenin terkibi kelâmîsinde en ziyade âmil olan nokta baştaki «ba» harfidir."

◾◾ Buradaki «ba» harficerinin 20'ye yakın manası var, sözlükte. Besmele'deki anlamı ise ilsaktır. Yani arkasından geleni, o cümlenin fiiline bağlar. Besmelenin arkasından Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismi geliyor. Biz beslemeyi söylerken bu cümlede açıkça ifade edilmeyen fakat bizim kendi niyetimizde zımnen ifade ettiğimiz fiili besmele söyleyerek yapıyoruz. Ve o yaptığımız filli Allah Teâla'nın Rahman ve Rahim olan isimlerine ve yüce zatının ismi hasısı olan Allah ismine bağlamış oluyoruz, zatına değil ismine…**

💠

"Eazımı müfessirin diyorlar ki, "ba"nın buradaki manai ilsakı ya mülâbest ve musahabet veya istianedir."

◾◾ "Ba" harfi bağlar demiştik, bu bağlama ya mülasebettir - yani iki varlığın birbirine karışması- ya musahabettir - bir şeyi beraber yapmaktır - veya istianedir.

Eazım: En büyükler, müfessirlerin en büyükleri.

💠

"Yani şuurumuzda hasıl olacak olan nisbet «Allah, rahmanı rahim» ismine bir mülâbest ve maiyyet hissi…"

◾◾ Yaptığımız hangi işse, ona başlarken "Bismillahirrahmanirrahim" demek suretiyle yaptığımız o işi ifa ederken kendimizi, Allah Teâlâ'nın bu isimlerine "Allah, Rahman ve Rahim ismine" bağlamış oluyoruz. Zatına değil dikkat edin. Çünkü Besmele Allah ile değil, Allah'ın adıyla demektir. Dolayısıyla biz O'nun isimleriyle iş yaparız.

💠

"«Allah, rahmanı rahim» ismine bir mülâbest ve maiyyet hissi veyahut Allah isminin ve "Rahman Rahim" sıfatlarının müsemma ve medlullerine nazaran rahmeti ilâhiyeden istimdad ve istiane hissidir ki, evvelkinde nazmı besmele hal olmuş olur diğerinde mefsulü bih gayri sarih olur."

◾◾ Bu te'vile göre Besmelenin meali «Allah, rahmanı rahim namına» demek oluyor ki, bu da «ba» da mülabese manâsına racidir.

💠

"Şeyh Abduh merhum, Fatiha tefsirinde zikre şayan bir mana daha kaydetmiştir. Cemii akvam'da ezcümle Arap'ta maaruf olduğu üzere birisi bir emir veya büyük bir zat hesabına ve kendinden sarfınazarla yalnız onun için bir iş yapmak istediği zaman…"

◾◾ Birisi bir iş yapıyor ama yaptığı bu işi kendisi için yapmıyor, kendi adına yapmıyor. Vekâleten bir başkasının yerine yapıyor.

KUR'AN-I KERİM SAYFAMIZDAN RAMAZAN MUKABELESİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

💠

"O zaman ne derdi, filanın namına der ve o zatın ismini söyler ki "o ve onun emri olmasaydı ben bu işi yapamazdım ve yapmazdım" demek olur. Bunun en bariz misalini mehakimi nizamiyede görürüz. Hâkimler gerek hükmü şifahilerinin gerek ilamlarının başında "filan hükümdar namına veya filan reis namına" unvanını zikrederler."

◾◾ Biz bunu resmi nikâhlarda görüyoruz. Belediye reisinin bana verdiği yetkiye dayanarak der mesela memur…

💠

"İşte bunlar gibi bir Müslüman da "bismillahhirrahmanirrahim" şu işe başlıyorum derken, ben bu işi kendim için değil Allah namına, onun emriyle ve ancak onun için yapıyorum demiş olur."

◾◾ Böyle olunca bir işin başına besmeleyi koyduğunuz zaman o işi Allah'a bağlamış oluyoruz. Allah'ın izni ile Allah adına, Allah'ın isimlerine sığınarak demiş oluyoruz. Peki, bu durumda şaibeli işlerin başında besmele söylenir mi? Besmele hangi işlerin başında söylenir? Başına besmele yakışmayan işleri yapmak bize yakışır mı? İşte bunu düşünmek de bu üst seviyedeki bilgileri hayatımıza pratize etmek oluyor.

💠

"Abduh'un bu yoruma göre Allah'ı rahmanı rahim namına demek oluyor ki bu da "ba"da mülabese manasına racidir."

◾◾ Mülabese ülfet, karışma iç içe geçmek demekti.

💠

"fakat bunun hasılı bir niyabet itirafıdır."

◾◾ Yani bir tek bana kalsaydı benim bu işi yapmaya gücüm yetmezdi. Bir tek bana kalsa ben bu suyu bulamazdım, içemezdim, yutamazdım, bana faydalı olmazdı. Bütün bu yaptıklarımı ben kendi gücümle yapmıyorum, bunlara Allah izin veriyor da Rabbim bunları bana nasip etmiş de yapabiliyorum demek oluyor, besmeleyi bir işin başında söylemek.

💠

"Bir işe başlarken «filan namına» demek «ben bunu ona izafeten, ona hilâfeten, onu temsilen, onun bir âleti olarak yapıyorum, bu iş hakikatte benim veya başkasının değil ancak onundur» demek olur. Bu da vahdeti vücut mülâhazasına raci bir fenafillah halidir ki, ancak risalet, vilâyet, hâkimiyet, tasarruf gibi makamatı mahsusada cari olur. Ve binaenaleyh yalnız sure başlarında bulunması haysiyetile besmelenin bir manası olarak gösterilebilirse de şer'in umumî olan ve ferdin hissei şahsiyetini imhaya değil ihyaya masruf bulunan intifa ve istifade makamlarına tatbik olunamaz."

◾◾ Rahman ve Rahim olan Allah adına anlamı, bu söz Allah'a ait, biz burada kendi sözümüzü söylemiyoruz, Allah adına Rabbimizin sözlerini tekrar etmiş oluyoruz, anlamı taşır. Ferdin kendi şahsını ilgilendiren meselelerde bu tatbik olunamaz. Mesela yemeğe başlarken besmele çekmek, sünnettir. Hâlbuki Allah namına yemek yiyorum demek pek hoş değildir.

💠

"Bunda sade «Allah'ın ihsan ettiği yemeği yiyiyorum» manası anlaşılabilseydi doğru ve meşru olurdu. Fakat yedirmekte değil yemekte Allah'a niyabet manasız ve hilafı edep bir söz olur."

◾◾ Elmalılı'nın ne kadar ince düşündüğünü gördük mü? Abduh o yorumu yaparken güzel bir yorum yapmış olsa da besmelenin kullanım alanlarından çok dar bir alanı ifade etmiş oluyor. Elmalılı da diyor ki Kur'an'daki besmeleler için doğru olsa da, günlük hayatımızda bize besmele söylememizin emredildiği yerler var, buralara uymuyor.

💠

"«Hatta Allah namına ibadet ediyorum» demek de doğru değildir. Çünkü ibadet Allah'a olursa da Allah namına niyabeten değil, kulun niyabetini te'yid için kendi namına asaleten yapılır."

◾◾ İbadet asaleten kendi adımıza yaptığımız bir şeydir.

💠

"Hâlbuki «filânın namına talep ediyorum» diyen bir vekilin, bir resulün veya «filân namına hükmediyorum» diyen bir hâkimin makamı böyle değildir."

◾◾ O gerçekten orada kendi adına hükmü vermiyor. Bazen hâkimler delillere göre hüküm vermek durumundadırlar. Bazen şahsi fikirleri o delilere aykırı olabilir. Ama deliller o kadar açık ve barizdir ki adamın suçlu olduğunu biliyordur ama o kadar iyi bir savunması vardır ki ona göre hükmederler. Vicdani kanaatiyle değil muhakeme usulüne dair kanunlara, usullere riayet ederek hükmederler. Dolayısıyla orada verdiği hüküm kendi adına değil mahkemede kendisini yetkilendiren güç adınadır.

💠

"Orada şahsiyetinden insilâh ile talepte veya hükümde bir vahdeti vücut cereyanı izhar edilir. Meselâ o hâkim mensup olduğu hükûmet reisinin şahsiyeti içinde kendi şahsiyetini ifna etmiştir…"

◾◾ Yani biz "falan hakim bana bu kararı verdi" demeyiz; devlet veya kanunlar bunu gerektirdi deriz.

💠

"Bu da risalet, vilayet, hakimiyet, tasarruf gibi makamatı mahsusadan birinde bulunan Müslümanın çekeceği besmeleye muntabık olabilirse de besmele çekilmesi meşru ve müstahab olan her mevkia kabili tatbik değildir."

◾◾ Yemek yerken Allah adına yiyorum; yatarken Allah adına yatıyorum diyemeyiz, diyor.

💠

"Ve binaenaleyh besmelenin umumî bir manası olamaz. Hâlbuki balâda beyan olunduğu üzere "Bismillahirrahmanirrahim kûllü emrin zî bâlin lem yebde fihi bismillah"

◾◾ Bismillahirrahmanirrahim her şeyin anahtarıdır. Başında besmele söylenmeyen işin sonu kesiktir demiştir, Peygamber Efendimiz (sav).

💠

"gibi hadis-i şerife bize besmelenin meşru olan her işimizin küşadında miftah olabilecek bir manayı şamilini ihtar etmektedir."

◾◾ Besmeleyi sadece başkası adına, Allah adına, hükümet iktidar adına söylemiyoruz günlük hayatımızdaki hususlarda da yapıyoruz. Kuşatıcı bir kullanım alanı var.

💠

"Bu da müfessirinin beyan ettiği iki mananın biri olabilir. Maamafih kur'anın, süveri kur'anın nüzulü, kıraeti, kitabeti itibarile evvelinde bulunması haysiyetinden besmelenin manasında şeyh abduhun izahı doğru olduğu gibi mevakii mahsusada dahi şayanı kayıt bir ehemmiyeti haizdir."

◾◾ Bilhassa mahkemeler gibi özel yerlerde, başkasının verdiği yetkilerde işe yarayan, dikkat edilmesi gereken bir manası var.

💠

BESMELENİN AHKÂMI

"Besmele derken "bismi" üzerinde durmak nakıs ve kabih, "bismillah" diyip durmak kâfi ve sahih, bismillahirrahman yine böyle "bismillhirrahmanirrahim" tam bir vakıftır.

"Mushaf yazarken sure başlarında "Bismillhirrahmanirrahim "yazmak farzdır. Hayvan zebhederken veya ava silâh atarken sadece "bismillah" demek de farzdır. Kasden terkedilirse o hayvan yenmez. Fakat unutulursa ma'füvdür afedimiştir. [Sûrei En'ama bak] bunda ve bu gibi bazı mevakide "errahmanirrahim" denilmemek sünnettir."

◾◾ Özellikle hayvan keserken… Çünkü Rahman ve Rahim isimlerine aykırı bir şey yapmış oluyoruz aslında o anda. Dolayısıyla sadece bismillah denir.

💠

"Namaz haricinde kıraatin iptidasında sure başında ise "Euzubillahimineşşeytanirracim –Bismillahirrahmanirrahim" demek cümhura göre sünnet, ezcümle Atâ gibi bazı e'immeye göre vacibdir. Yalnız beraetün de besmele denmez."

◾◾ İki sebep gösteriliyor. Bir, tebriye yani uzaklaşma ifade ettiği için. Müşriklerden tam bir uzaklaşma ifadesi içeren Tevbe suresinin ilk ayeti, o yüzden başına besmele getirilmesi uygun görülmemiştir. Diğeri ise öncesindeki Enfal suresiyle aynı sure olduğu rivayeti var. Tevbe suresinin başına bakabilirsiniz.

" Süreteyn beyninde iki kıraat vardır. Bizim Asım kıraatinde okunmak mendubdur. İptidai kıraat, sure başından değil de ortasından veya ahirinden ise «Euzubesmele» mendubdur. Yukarıda beyan edildiği üzere namazda biz Hanefîlere göre Fatiha'dan evvel sirren «Euzubesmele» sünnet, şafiîyeye göre sirren veya cehren besmele Farz, Malikîlere göre okunmaması mendubdur."

💠

HULÂSA (ÖZET)

"Allah cellecelâlüh ve amme nevalüh, habibi kibriyası peygamberi zişanımız Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimiz Hazretlerini "Vemâ erselnâke illâ rahmeten lil'âlemîn" / " Ve inneke le ala hulukın azim" ayetlerinin mazhariyetiyle bekâm kılmak için «Ruhi emin» i ile «hakki mübinini»…

◾◾ Rabbimiz Peygamberimizi Kur'an'da geçen "Ve inneke le ala hulukın azim" / "sen çok yüce bir ahlak üzeresin" ve "Vemâ erselnâke illâ rahmeten lil'âlemîn" / "seni ancak alemlere rahmet olasın diye gönderdik" gibi ifadelerle onun Allah katında olan yüce makamını ifade etmek ve bununla onu bahtiyar kılmak için ruhu emini yani Cebrail'i (as) Hakk'ı mübinini gönderirken Cebrail'le onun ıstıfasına, tehzip ve tedibine inayeti rabbaniyesini izhar etmek…

◾◾ Peygamberimizin seçilmiş, üstün ahlaklı çok üstün bir edebe hayiz oluşunu ortaya koymak…

💠

"ve her şeyden evvel nisbeti ıhtisasını takvim..."

◾◾ Kendisiyle özel bağını kuvvetlendirmek

💠

"ve ismi ilâhîsini takdim"

◾◾ Bütün işlerde Allah ismini en başa koymak.

💠

"ile işe başlamak ebedi kudsîsini talim buyurdu"

◾◾ Bismillhirrahmanirrahim diyerek Rabbimiz, Efendimize indirilen ilk sözün onunla kendi arasında bir bağ kurma ifadesi olduğunu ve dolayısıyla bunu onun için bir şeref olduğunu buyuruyor.

◾◾ Aynı şeyi biz kendimiz için de düşünebiliriz. Hayatımızdaki en önemli hedeflerimizden birisi olması lazım besmeleyi her işe yaymak. Çünkü yaptığımız işi ve kendimizi Rabbimizin Rahman Rahim ve Allah ismine bağlamış oluyoruz. Bu çok yüce bir şeref. Besmele söyleyerek mevkiimizi hatırlamış oluyoruz.

💠

"bunu tatbik için de …"

◾◾ Besmele önce Efendimiz şahsında bizlere Allah katındaki yerimizi hatırlatıyor, Allah'ın ismini her işin başına geçirmenin önemini bize öğretmiş oluyor. Bize edep tayin etmiş oluyor.

💠

"bütün gönülleri mebdei ümidi ve müntehai âmali olan inayeti rahmaniye ve rahmeti rahîmiyeyi"

◾◾ Rahman, herhangi bir şeyi hak etmiş olmanıza gerek kalmaksızın Allah'ın rahmetinin bütün varlıkları kuşatmasını ifade ediyordu. İnayeti rahmaniye mebdei ümid oluyor. Çünkü ben bir şeyi haketmesem de Allah'ın Rahman ismi bana yine tecelli eder, demiş oluyoruz.

◾◾ Aynı zamanda Rahim ismi var Rabbimizin… Peşin verilen rahmeti doğru yolda kullanırsam, ekstra bir rahmete daha mazhar olacağım, Rahim ismi de onu ifade ediyordu. Bu da müntehai âmal yani bütün emellerimizin varacağı noktadır. Yani ben bir şey yaparsam karşılıksız kalmayacak. Rahim ismi de yaptığım hiçbir şeyin boşa gitmeyeceğini ifade ediyor. Dolayısıyla Rahman ismi başlama noktasında bana cesaret veriyor; Rahim ismi ise güzel işleri sürdürme noktasında bana cesaret veriyor.

💠

"cemii tecelliyatı vücudun kanuni azamı bulunan nisbeti ülûhiyet ve ubudiyet altında, bir tevhidi beliğ ile…"

◾◾ Yani Cenabı Hakk'ın ilahlığı ve benim kulluğumu onun Rahman ve Rahim isminin tecellileri ile birbirine bağlıyor.

💠

"gayet veciz ve vecazetiyle beraber son derece cem'iyetli.."

◾◾ Herkesin öğrenebileceği çok kolay bir cümle ama çok kapsamlı.

💠

"cem'iyetiyle beraber fevkalâde selis (akıcı) ve açık bir üslûbi beyan içinde fezleke eden Bismillah düstürunu bir miftahi kül (her şeyi açan bir anahtar) gibi ihsan etmiş…"

◾◾ Daha en başta Kur'an inerken, birinci cümlesi ile bize bütün bu hayatımızın anahtarını vermiş oluyor. Bizim dinimizde en etkili dualar en bilinen dualardır. Duanın tesirini kalbinizden ihlasla söylenmesinde arayın.

💠

"ve sonra bu düsturu ve bu edep ve terbiyeyi bütün ümmetin kitapları, kitabetleri, kıraetleri, nutukları ve sair mühimmat ve hacetleri evailinde ıktibas ve ittiba edecekleri bir sünneti seniye kılmıştır."

◾◾ Bütün mühim işlerin başına besmele yerleştirilmiştir.

💠

"Filvaki Resuliekrem Efendimizin Hadîs-i şeriflerinde de şöyle varit olmuştur: besmele her kitabın anahtarıdır, bundan başka her mühim iş ki, bismillah ile başlanmamıştır güdüktür"

◾◾ Sonu gelmeyecektir, sonu kesiktir çünkü "onu Allah'a bağlamadın. Bu bakımdan sonunu alamayacaksın" diyor.

💠

"elbette Allah Teâlâ'nın ismiyle başlanmayan herhangi bir iş onun huzuri izzetine arz olunamaz, olunamayınca da güdük, ebter kalır."

◾◾ Bu dünyayla sınırlı kalır veyahut da sadece senin çalışmana kalır. İlahi bir lütfa erişemez.

💠

"Dimek bize bismillah ile kitabullahın öyle bir miftahı verilmiştir ki, biz bunda İlmi kur'anın mevzuunu, gayesini icmalen bulacağız "

◾◾ Yani topluca bu Kur'an neden indirildi, aslında besmelede var. Bizim Rabbimizle ilişkimizi düzenlemek için indirildi. Besmelenin "b"si bunu ifade ediyor.

💠

"ve evvelâ Fatihada saniyen peyderpey sureleriyle bütün Kur'an'da bunun Sidrei müntehayi geçen inkişafatı (açılımları ) mufassalasını detaylarını göreceğiz. Bu inkişafında Kur'an'ın sureleri ve ayetleri beynindeki tertip ve münasebat..."

◾◾ Her bir ayet neden şundan sonra geldi? Bundan önce neden bu ayet var? Aralarında ne gibi ilişki var? İşte Kur'an'ın sonuna kadar sureler arası bağı gerçekten çok vukufiyetli şekilde açıklar Elmalılı. Her tefsirde bulunmaz onun yaptığı açıklamalar…

💠

"sade dekik ve lâtif bir zevki edebînin değil, amik ve muhit bir İlmi hikmetin dahi ihsaye sığmaz vücuhi intizamını muhtevidir."

◾◾ Ayetler ve sureler arasındaki bağlamlar o kadar etkileyicidir ki hiçbir ayetin yeri tesadüfi değildir, tevkifidir. Yani Cebrail (as), Efendimize ayetleri indirdiğinde her ayet ya da ayet grubunun nereye konulacağını da söylemiştir. Bu yüzden Efendimiz haytadayken Kur'an kayda geçirilmiştir, yazılmıştır ama cemedilmemiştir. Çünkü araya ayetler gireceği için… Her birinin yeri genişleyip, daralacak, belki öyle kalacak belki araya başka ayetler gelecek. Dolayısıyla Efendimizin vefatından sonra iki kapak arasında toplanmış cemedilmiştir Kur'an.

💠

"Evvelinde bismillah ahirinde minelcinneti vennâs, işte Kur'an'ın bütün silsilei beyanı bu mebde ve münteha arasındaki rabıtaların müfadı gibdir."

◾◾ Bismillahirrahmanirrahim ile başladı minelcinneti vennâs, cinler ve insanlar ifadesi ile bitti. İşte Kur'an bu ikisi arasındaki münasebeti yani Rahman ve Rahim olan Allah ile cinler ve insanlar arasındaki münesabatı açıklamak için inmiştir.

💠

"Cenâb-ı Allahtan mer'i ve gayri mer'i bütün mahlûkatına ve alelhusus insanlara gelen ve bilakis insanlardan Cenâb-ı Allah'a giden…"

◾◾ Kur'an sadece Allah'tan insanlara gelmemiştir; insanlardan da Allah'a gitmektedir. Çünkü biz onunla ibadet ediyoruz, dua ediyoruz, yalvarıyor Rabbimize.

💠

"alâkai vücut ve hayatın zevkı ebetle müveşşah bir ifadei muhkemesidir."

◾◾ Bütün o varlığın münasebetini, hem görünen görünmeyen varlıklarla Cenab-ı Hakk'ın münasebetini hem de insanların birbirleriyle ve Rableriyle münasebetini açıklayan bir sağlama muhkem kitaptır.

💠

"Hazret-i Aliden mervi bir hadîs mucebince her hatimde böyle okuruz ve buna (halli mürtahil) denilir ki, bu bize vücutta inkitaı tam olmadığını ifade eder"

◾◾ Biz minelcinneti vennas diye bitirip Bismillahirrahmanirrahim diyerek Fatiha'yı okuruz. Biliyorsunuz her hatim duasında Kur'an bittikten sonra tekrar başa dönülüp Fatiha ve Elif, Lam, Mim okunur. Bitirilip kapatılmaz, orada ince bir mesaj var. Kur'an okumak bitirilmez, devamlı yeniden başlanacağını ifade etmek üzere kısa süreler okunur, ondan sonra başa dönülür, Fatiha ve Elif, Lam, Mim okunur ve o şekilde duaya geçilir. İşte buna yolda olmak denir. Okuyuş bitmeyen bir yolculuktur, bize varlıkta bir durmanın olmadığını ifade eder.

💠

"Buna fennî bir misal göstermek için İlmi heyeti mülâhaza edebiliriz. Bugün biliyoruz ki, bütün bir İlmi heyet bir cazibe kanununun ifadesidir."

◾◾ "İlmi kur'an bütün bu mütenevvi cazibeleri bir ciheti vahdetle ihata eden öyle bir mevzuun, öyle bir vahdanî bir cazibei külliyenin manzumei beyanıdır ki, biz bunda cüz'î küllî, ruhanî ve cismanî bütün hususatı vücudun bilâ kaydü şart cazibei mutlâkası olan rübubiyet kanununu, Allah ile âlem ve bilhassa insanlar beynindeki nisbet ve izafe mutlâkanın tecelliyat ledünniyesini mütalea edeceğiz."

◾◾ Kur'an işte bu varlık âleminde zerreden kürreye kadar bütün kâinatta olan çeşitli çekim kanunlarını vahdet yönüyle kuşatıyor, Rabbe bağlayacağı için… Biz ilmimizi en üste Rahman'a bağlayamazsak teşbihin imamesinin kopuşu gibi o ilimler birbirinden kopar, öğrendiğiniz ilimler insanlığa fayda getireceğine zarar getirir. Çünkü onun Allah ile bağını kuramadın. Allah ile bağını kurmak aynı zamanda ahiretle bağını kurmak demektir. Hangi ilim dalında çalışıyor olursanız olun, o ilmi Allah'ın rızasına ve ahiretteki hesaba bağlayamazsanız o iş mutlaka size ve başkalarına zarar vermekle sonuçlanacaktır.

◾◾ Kur'an bize bütün bu varlıkla Allah arasındaki alakayı anlatacak. Bize düşen tevhid penceresinden varlıkla, onu yaratan arsındaki ilişkiyi görebilmek ve muhafaza edebilmek, en azından kendi kişisel hayatlarımızda…

💠

"Nazmı kur'an nesekı ilmî ile nesekı bediînin vahdetgâhıdır."

◾◾ Mükemmel bir ilmi sistem var Kur'an-ı Kerim'de, ilmi olarak açıklıyor hukuku, ahlakı, sosyal bilimleri, psikolojiyi ama bütün bunları muazzam bir sanatla yapıyor. Yani Kur'an-ı Kerim'de biz hem mükemmel bir ilmi sistemi hem de mükemmel bir sanat değerini aynı anda görebiliyoruz.

💠

"Muhkemat ile müteşabihatın böyle bir tenasukı bediî de ancak fıtratte görülebilir."

◾◾ Bu kadar iç içe geçmişi ve eşsiz bir örnekle bir araya getirilişi ancak biz fıtratta görebiliriz. Yaratılış nasıl böyle ihtiyaçlarla sanatın iç içe geçmiş haliyse, Kur'an-ı Kerim de böyledir, diyor

Fatma Bayram ile Elmalılı Hamdi Yazır'dan Fatiha tefsiri okumaları derslerini her Cuma 18.00'de Fikriyat Instagram hesabından canlı olarak izleyebilirsiniz.

💠

Önceki derslere aşağıdaki linklerden ve Instagram hesabımızda yer alan IGTV bölümünden ulaşabilirsiniz.

2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN