Arama

Dini konularda en çok merak edilen sorular

Yayınlanma Tarihi: 11.8.2022 21:59:52 Güncelleme Tarihi: 12.08.2022 17:36
Dini konularda en çok merak edilen sorular

İlmihal, Müslüman olmanın ve Müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartıdır. Her Müslümanın öncelikle bilmesi gereken bilgilerin, ferdî hayatında devamlı yüz yüze kaldığı problemlerin cevaplarını içermektedir.

VAV TV'de yayınlanan "İslam'ın Işığında Günümüz Meseleleri" programında izleyicilerden gelen soruları yanıtlayan Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Yüksek İstişare Kurulu eski üyesi Dr. Hüseyin Kayapınar'ın cevaplarından, sizler için bir seçki hazırladık.

Birisinden alacağım var. Buna karşı araba rehin verdi. Ara sıra arabaya binebilir miyim?

▶ Rehin, insanların akacaklarını güvence altına almak için borçludan aldıkları bir mal. Bu bir taşınmaz olursa ipotek oluyor. Taşınır mal verilirse de rehin deniyor. Ama fıkıhta hepsine birden rehin deniyor. Rehin, alacaklı ile borçlu arasında yapılan bir sözleşmedir. Ama bu sözleşme bir mülkiyet veya menfaat devri sözleşmesi değildir. Mülkiyet devri, bir kimsenin bir malını başka birine bedelli veya bedelsiz vermesidir. Menfaat devri ise, bir kimsenin bir malı eğreti olarak vermektir. Bunu para karşılığı vermek ise kiradır. Rehinde bunlar yoktur. Rehin, sadece alacaklının alacağını güvence altına alması için borçludan aldığı bir varlıktır. O hala rehin verenin malıdır ve dolayısıyla menfaati de rehin verene aittir. Hanefi mezhebine göre, rehin verenin izni olmadan rehin alan o malı kullanamaz ama izin verirse kullanır. Şafi ve Hambeli mezhebine göre, bu rehin borç verme karşılığı alınmış ise borçlu izin verse bile alacaklı bunu kullanamaz. Çünkü borç verme karşılığı verilen rehin malından alacaklı istifade ettiği zaman faiz gibi telakki ediliyor. Başka bir sebeple borç oluşmuşsa, borçlu izin verirse kullanabilir.

Geçen sene babam korona virüsten vefat etti. Vefat etmeden önce amcam hastanede refakatçiydi. Ona, "oğlumdan arabayı kardeşleri almasınlar" şeklinde vaadde bulunmuş. Hastalanmadan önce de anneme vaadde bulunmuştu. Kardeşlerim aracı satıp haklarını almak istiyorlar. Bunun dinen hükmü nedir?

Baba, hayattayken oğluna bu arabayı vermişse o takdirde diğer evlatlar ondan pay alamazlar. Ama o malı oğluna vermemiş de vasiyet etmiş ise diğer evlatlar pay alabilir. Çünkü miras bırakan kişi mirasçısına vasiyette bulunamaz. Yabancıya vasiyette bulunabilir. Burada babanın ifadelerini net bir şekilde bilmemiz lazım. Eğer hayattayken evlatlarından birine mal vermişse bu geçerlidir ama evlatları arasında ayrımcılık yaptığı ve hak yemiş olduğu için günahtır.

Emlakçının, elindeki gayrimenkullerin zekâtını vermesi gerekir mi?

▶ Emlakçı, bir malı kendi üzerine satmak amacıyla almış ise o ticaret malıdır ve zekâtını vermesi gerekir. Ama satmak niyetiyle değil de ev yaptırmak ya da bir başka amaçla kullanmak niyetiyle almış ise o takdirde zekat vermesine gerek yok.

Kasko yaptırmak caiz midir?

🚗 İslam İş Birliği Teşkilatına bağlı İslam Fıkıh Akademisine göre kasko caiz değildir. Ama o akademinin üyeleri içerisinde bu karara muhalefet edenler de var. Bizim Din İşleri Yüksek Kurulu ise buna caiz demiş. Biri caiz derken diğeri değildir diyor. İşin içinde bir şüphe var.

Güneş batarken namaz kılabilir miyim?

🌝 Güneş batarken namaz kılmak mekruh. Ama o kişi daha önce kılamamışsa o esnada o günün ikindi namazını farzından kılabilir. Çünkü ikindi namazının farzı, kerahet vakti de olsa kılınabiliyor.

Zekât ibadeti, vekâlet ve havale gibi yollarla verilebilir mi?

▶ Zekâtta asıl olan, zekât veren kişinin zekât verme niyetinin olması ve zekât verdiği malı zekâtı verdiği kişinin mülkiyetine geçirmesidir. Mülkiyete geçirme farklı yollarla olabilir. Bu banka yoluyla da olabilir, birisi vasıtasıyla vekil ederek de olabilir. Bunların hepsinde zekât olur.

Geçen sene kasım ayında emekli oldum. Bu sene hac kurası çıktı. Seksen bin lira hac parası ayırdım. Ayırdığım hac parasının zekatı var mı?

Var, iki bin lira verecek.

Oruç tutamayan kimse ne yapmalıdır?

➡ Eğer varlıklı biri ise oruç tutmadığı her gün için fakirlere para verecek. Buna fidye diyoruz. Fidye verecek. Ama onu verme gücü yoksa ilerde imkân bulduğunda verecek, imkân bulamazsa da artık iş Allah'a kalmış demektir. Taşınmaz malı varsa ve bunu satıp da fidye vermediyse, o mal miras olarak evlatlarına geçeceği için onlara vasiyet edebilir. "Benim şu kadar oruç fidyesi borcum var, onu ödeyin" der. O zaman mirasçılar bu borcu kendi paralarıyla da o taşınmaz malı satarak da ödeyebilirler.

Ameliyat geçirdim. Abdestimi çok fazla tutamıyorum. Namaz esnasında abdestim bozuluyor. Tekrar tekrar abdest alıyorum. Namazım oluyor mu?

Ameliyat geçirdiği zaman bir namaz süresi vakti hep idrar kaçırdıysa ve ondan sonra her namaz vakti de bir defa kaçırdıysa bu kişi özür sahibidir. Özür sahibi olunca, başka bir abdest bozucu şey olmadığı takdirde idrar kaçağı olduğu halde bir defa abdest alır ve namazını kılar. Ama öyle değil de ilk başladığında bir namaz vakti devam etmemiş, ondan sonra bazı vakitlerde olmuş bazılarında olmamış ise abdesti bozulur ve abdest alması gerekir. Burada ölçümüz, kişinin özür sahibi olup olmamasıdır. Özür sahibi ise bir defa abdest alır ve idrar kaçsa bile o abdestle namazını kılmaya devam eder. Eğer özür sahibi değilse her idrar kaçırmasında abdest alması gerekir.

Iskat nedir?

▶ Kelime manası olarak "düşürmek" demek. Bir kimse normalde tutamadığı oruçların fidyesini verecek, yemin kefareti borcu varsa ve parası da yoksa üç gün oruç tutacak, oruç kefareti varsa hayattayken bunların fidyesini vermesi gerekir. Fidyesini vermemiş ise vasiyet etmesi gerekir. Yani vasiyet ettiği kişilere benim şu kadar fidye borcum var bunu ödeyin demesi gerekir. Bunu dediyse o kişinin malı bölüşülmeden önce diğer borçlar ödendikten sonra, bu söylediği şey yerine getirilir. Vasiyet etmemişse ve mirasçıları da bu borcunu biliyorsa kendileri borcu verebilirler. Kendileri verince de inşallah borçlu kurtulur.

İkindi ve yatsı namazlarının sünnetini kaza niyetiyle kılabilir miyiz?

Kaza namazına niyet ederek kılabilir ama o zaman ikindi namazı sünneti kılmış olmaz, kaza namazı kılmış olur. Kaza borcu çoksa yapabilir. Bizim tavsiyemiz, sünnetleri imkânı olanın kılmasıdır. Kaza edecek vakti de vardır insanların. Sadece sünnet namazı vaktine muhtaç değildir kaza edebilmek için. Başka zamanlarda da yapar. Şafi mezhebinde zaten kaza borcu olan o sünnetleri kılamıyor. Kazaya niyet etmesi gerekiyor. Ama mahşerde ilk sualin namazdan sorulacağına ilişkin de bir hadis var. Namazla ilgili soruya doğru cevap verenin işi kolay olacak. Farzlarda eksik olursa Allah, nafile namazlara bakılmasını isteyecek. Varsa, farzların telafisi olarak görülecek. Dolayısıyla namaz borcu olan kişilerin nafile namazları varsa, nafile namazlarla o kaza borçları ödenmiş olacak. Ama Şafi mezhebinde kaza borcu olan kişinin mutlaka kaza kılması lazım.

Zekâtımı STK'lara veya öğrencilere burs niyetiyle verebilir miyim?

↪ Öğrencilere burs niyetiyle verebilir. Daha doğrusu zekât niyetiyle burs verebilir. STK'lara ise öğrencilere vermesi için vekâlet yoluyla verebilir. Ama STK senden aldığı parayla başka bir şey yaparsa bu olmaz.

Kamyon şoförüyüm. Yolda VAV Radyo'dan Kur'an-ı Kerim dinliyorum. Bazen abdestsiz de dinliyorum. Bir mahsuru olur mu?

Kur'an-ı Kerim dinlemek için abdestli olmak şart değil. Dolayısıyla bu kişi abdestli olmasa da Kur'an-ı Kerim dinleyebilir. Abdest şartı olmadığı için de ikisinin de sevabı aynı olur.

Kadınlar özel gününde Amenerrasulü ayetini Kur'an'a dokunmadan okuyabilirler mi?

Adetli bir hanım Kur'an'ı okuyamaz. Ancak Kur'an-ı Kerim'deki dua ayetlerini dua niyetiyle okuyabilir. Amenerrasulu iki ayet. İlk ayeti dua değil. "Rabbena la tuahızna" dan sonrasını dua niyetiyle okuyabilir. Dua niyetiyle okuması oldukça önemli. Kıraat niyetiyle, sevap kazanmak için okuyamaz.

Evvabin namazı kaç rekattır?

▶ Burada farklı görüşler var. Peygamber Efendimiz 'den (sav) akşam namazından sonra 6 rekât sünnet kılmayı tavsiye eden hadisler var. Şimdi bu 6 rekât akşam namazından sonra mı 6 rekât yoksa akşam namazının sünnetiyle birlikte mi 6 rekât diye yorum farklılıkları var. Eğer biz akşam namazının sünnetinden ayrı 6 rekât dersek o zaman evvabin namazı 6 rekât oluyor. Akşamın sünnetiyle 8'e varıyor. Akşam rekâtıyla 6 rekât olduğu görüşünü benimsersek o zaman akşamın sünnetinden ayrı 4 rekât oluyor. İnsan nafile namazları istediği kadar kılabilir. Ne kadar kılarsa o kadar kâr.

Yatarak veya abdestsiz Kur'an meali okunur mu?

Okuyabilir. Ancak eğer Kur'an-ı Kerim ayetlerinin orijinali varsa ve kenarlarında Kur'an meali varsa o Kur'an-ı Kerim hükmündedir. Kur'an abdestsiz ele alınmaz. Peki, içinde Kur'an'dan ayetler olan bir kitabı elimize alabilir miyiz? O zaman kitabın yarıdan fazlası nedir ona bakarız. Eğer yarıdan fazlası Kur'an metni ise tamamı Kur'an-ı Kerim metni gibi kabul edilir ve ele abdestsiz alınmaz. Ama yarıdan azı Kur'an-ı Kerim ise o abdestsiz ele alınabilir. Ama eline o kitabı aldığı zaman Kur'an kısmına dokunmaması gerekir. Sadece meal olanları eline istediği gibi alabilir.

Öğlenin sünnetinde ikinci rekâtta Salli-Barik duasını yanlışlıkla okudum. Sehiv secdesi gerekir mi?

✅ Evet, sehiv secdesi etmesi gerekir. Etmediyse o namazı iade etmesine gerek yoktur.

Gelecekte olmasını istediğimiz bir dileğimiz için yani sınav kazanmak gibi duanın yanında kurban kesmek de doğru mudur?

Dua etmek yeterli. Onun kurban kesmesi Allah'ın (cc) takdirine engel olmaz.

İlk alacağım evi krediyle almam caiz midir?

▶ Zaruret dersek kredi alınabilir, zaruret değil dersek kredi alınamaz. Bu konuda İslam uleması farklı görüşlerdeler. Bir kısım ulema, bir kişinin oturacağı kadar eve sahip olması onun zaruri ihtiyacıdır veya en azından hacettir. Zaruriyat, olmazsa olmaz demektir. Onu yapmadığımız takdirde yaşayamıyoruz veya son derece sıkıntı içine giriyoruz. Onun bir aşağısı haciyat. Yani ölümüne değil. İnsan onu yapmasa da yaşayabilir ancak biraz sıkıntılı olur. Tahsiliyat ise, olsa da olan olmasa da olan ama olursa daha iyi olan şeyler. Zarurat türünde olanların haramları mubahtır. Ulema hacet, zaruret menzilesindedir demiş. Bazı hocalarımız, kişinin oturacağı kadar bir ev sahibi olması zaruret olmasa da hacettir. Dolayısıyla zaruret için dinin yasakladığı bir şeye başvurabiliyorsa, şiddetle ihtiyaç duyduğu şey için de başvurabilir. Dolayısıyla kredi alabilir diyorlar. Bir kısım hocalarımız ise, hayır olmaz diyorlar. Çünkü insan için oturacak kadar ev haciyat değildir. Çünkü insanlar kira yoluyla da barınma ihtiyaçlarını giderebilirler. Dolayısıyla ev sahibi olmaları için faizli bir muameleye girmeleri caiz olmaz der. Diyanet de bu görüştedir. Ancak bazı âlimler de başka ülkelerde yaşayan Müslümanlar ile Türkiye'yi farklı mütalaa ediyor. Yabancı ülkelerde yaşayanlar için azınlık fıkhı denen bir durum var. Buna göre yurtdışındaki vatandaşlar, sadece kendilerinin oturacağı kadar olmak kaydı ile kredi ile ev alabilir diyorlar.

Öşür hesaplanırken hangi masraflar düşülür?

Ayrıyeten yapılan masraflar elektrik parası, mazot parası, gübre, ilaç gibi masraflar yekûnden düşülür ve geriye kalan kısım yirmide bir oranında zekâtı verilir. Bu zekât tarla sulanıyorsa verilir. Sulanmıyorsa, onda bir oranında zekâtı verilir.

Formalite evlilik yapmak caiz midir?

➡ Peygamber Efendimiz (sav) bu konuyla ilgili şöyle buyurur, "Üç şey vardır ki onların ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir. Bunlar: Nikâh, boşama ve ric'at (boşadıktan sonra tekrar eşine dönmek)." Dolayısıyla şakayla da olsa geçici olarak nikâh kıyıldığında o nikâhtır. Süreli nikâh da olmaz. Oturumu şu zaman alıyorum o zamana kadar evli kalmak şartıyla diye evlenmişlerse buna muvakkat nikâh deniyor. Bu caiz görülmüyor. Ancak böyle bir şart koşmamışlarsa ve tarafla ileride boşanacağını bilse bile o nikâh, nikâhtır.

Sahibini bulamadığım mücevheri kullanabilir miyim?

▶ Bir kimse sahipsiz bir mal gördüğü zaman onu alıp almaması konusu tartışılıyor. Şayet, bunu ben almazsam mutlaka kötü niyetli biri alır kanaati varsa almalıdır. Öyle bir kanaat yoksa o malı almamalıdır. Sahibi zaten gelip alır. Ama zamanımızda sen almazsan bir başkası alır. Onun için almalı. Ama alırken mümkünse şahit tutmalı. Ben bunu sahibine vermek üzere aldım demeli ki onu kendisine mal etmek için aldığı kanaati hâsıl olmasın. Aldığında bu malın kayıp olduğunu ilan edecek. Eğer bu malın değeri 10 dirhem gümüş değerinden düşükse yani 28 gram gümüşün değerinden daha düşük ise onu 3 gün ilan edecek ve sahibini arayacak. Ama değeri daha fazla ise bir sene sahibini arayacak. Tabi günümüzde İstanbul'da sahibini kim bulacak. O zaman ya karakola götürecek veya belediye zabıtasına zabıt tutarak verecek. Diyelim ki kişi oraya götürmedi ve kendisi ilan etti. Bir sene sahibini bulmaya çalıştıktan sonra fakirse kendisi kullanabilir, fakir değilse de bir fakire vermelidir. Bir sene geçtikten sonra asıl sahibi gelir de malını isterse, malı bulan kişi vermek zorundadır.

2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN