Yemeklere lezzet katan baharatların bilinmeyen faydaları
Eski çağlardan bu yana şifa dağıtan baharatlar günümüzde de yemeklerimize lezzet, sağlığımıza şifa katıyor. Bunun yanı sıra çay olarak içebileceğimiz veya yoğurt gibi besinlerin içerisine karıştırarak yiyebileceğimiz baharatların azı karar çoğu zarar diyebilmemiz gerek. Genellikle kış aylarında tercih ettiğimiz baharatları yazın da kullanmamız gerekiyor. Baharatların, şifasıyla birlikte dikkat edilmesi gereken unsurlarını sizler için derledik.
Baharat, kokusu ve tadı bakımından insanların hoşuna gidebilecek olan veya kendiliğinden doğada yetişen bitkilerin kurutulmuş kısımlarına verilen isimdir. Bitkinin kökü, soğanı, gövde kabuğu, çiçek tomurcuğu, tepeceği, meyvesi, tohumu veya yaprak bölümlerinin kurutulması baharatı meydana getirir. Karanfil, tarçın, kakule, zencefil, karabiber gibi baharatlar ticarette en fazla tercih edilen türlerdir. Baharatlar, yemeğe tat vermesi amacıyla az miktarda kullanılır. Bu sebeple besin değerleri az miktarda olur veya hiç yoktur.
Eski çağlarda baharatlar, toplumlar tarafından ilaç yapımında kullanılıyordu. Ayrıca kutsal sayılan yağlar ve merhemler de baharatlardan hazırlanmaktaydı. Hippokrates, Galenos ve Dioscorides Pedanius gibi birçok ünlü hekim baharatlardan yararlanarak ilaçlar yapmaktaydı. Kutsal din törenlerinde bazı baharatlardan yararlanılırdı.
Baharatların yiyeceklerde kullanılmaya başlandığı tarih net olarak bilinmiyor ancak Eski Yunan ve Roma kaynaklarında baharatın yiyecek ve içeceklerde çeşni katmak amacıyla kullanıldığı yer almakta. Ayrıca susam ve yağının çok eski zamanlardan beridir kullanıldığı biliniyor. Sarımsak ve soğan da yine yüzyıllardır beslenme hayatımızda yer alıyor.
Önceleri uzak ülkelerden getirilmekte olan baharat ve kokulu otlar dünyada sadece zenginler tarafından kullanılıyordu. Marco Polo'nun, 13'üncü yüzyılda Hitay'da (Orta Çağ Avrupası'nda Çin'e verilen isim) sadece üst sınıfların kullandığı baharatlarda bekletilmiş etler tükettiği ve yoksullarınsa sadece sarımsaklı soslara yatırılmış etleri yiyebildiği biliniyor.
Baharatın bir kısmı doğrudan antimikrobiyal etki gösterir. Yani mikroplarla savaşır, enfeksiyonu önler. Temel özelliklerinden birisi de metabolizmayı güçlendirir ve hatta hızlandırır. Çemen otu, beyaz acı bakla, sarımsak, kişniş, soğan, çörek otu, melez mısır, ısırgan otu, okaliptüs, kimyon, adaçayı ve ıhlamurun diyabet tedavisini destekleyici ve alternatif olarak yer aldığı görülür.