Tokadîzâde Şekib Bey'in Edebi Mirası
Osmanlı'nın son dönem entelektüel hayatının önemli simalarından Tokadizade Şekib Bey, Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e geçiş sürecinin tanıklığını yapan nadir aydınlardan biriydi. Yazımız, Edebi tenkitlerinden siyasi makalelerine uzanan geniş yelpazedeki çalışmaları, onun çok yönlü entelektüel kimliğini ortaya koyuyor. İşte Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e uzanan süreçte yirminin üzerinde süreli yayında imzasına rastlanan Tokadizade Şekib'in mücadelelerle dolu hayatı....
💠Tokadizade Şekip Bey 24 Haziran 1871'de İzmir'in Tilkilik köyünde dünyaya geldi. Şehrin önde gelen şairlerinden, Osmanlı Bankası'nın duayen memurlarından Tokadizade Mehmed Nuri Beyin ve Rabia Hanımın oğludur. Tokad'dan İzmir'e göç etmiş varlıklı bir ailedir. Dolayısıyla Şekip Bey'in tahsili yaşadığı döneme nispeten ileri düzeyde diyebileceğimiz bir noktadadır.
💠Babasının şair olması sebebiyle Şekip Bey, küçük yaşlardan itibaren edebiyat çevrelerinde bulunma imkanını elde etti. Onun edebiyatında kilit isimlerden biri şüphesiz Ziya Paşa. Ziya Paşanın şiirlerinin onun üzerinde yadsınamaz bir etkisi vardı. Şiirle babası sayesinde tanışmış, ancak Ziya Paşa sayesinde sevmişti. Yazdığı ilk şiir Nazire, Hazine-i Fünun dergisinde yayımlandı.
💠Rüşdiye mektebini başarıyla bitirmenin ardından İzmir müftüsü Mehmed Said Efendi, Şeyhzâde Hâfız Ali Haydar, Leblebicizâde Tevfik ve Kıbrıslı Kâmil gibi önemli hocalardan dersler aldı. Arapça, Farsça, felsefe, kimya ve coğrafyayı öğrendi. Bu süreçte Edebiyat alanında da kendisini geliştirme fırsatı buldu.
💠Şekip Bey aynı zamanda tasavvufla da iştigal etmiş, Mevleviler ile bağ kurmuştu. Bilhassa dini-tasavvufi şiirler hususundaki başarısının arkasında işte bu bağlantı yatıyor.
💠Kısa bir süre Osmanlı Devlenin resmi kurumlarında yazı işleriyle ilgili birimlerde (Mektubi Kaleminde) müsevvitlik görevini icra etti. Daha sonra İzmir Ticaret Mahkemesinde zabıt katibi unvanıyla çalıştı. Bu sırada İzmir'in değerli iş adamlarından Yahya Hayati Paşa'nın kızı Gülfem Hanım'la evlendi.
💠Dini ve tasavvufi şiirleriyle tanınan Şekip Bey'in, edebiyata olan ilgisi küçük yaşlardan itibaren babasının teşvikiyle başlamıştı. Eğitim ve iş hayatının yoğunluğuna rağmen şiir yazmayı ve okumayı hiç bırakmadı. Henüz yirmili yaşlarındayken Şu'le-i Edeb ve Zılal adında iki farklı dergi çıkardı. Bu dergilerin yayın hayatı kısa sürse de Şekip Bey'in kaleminin kendi sesini bulması açısından oldukça önemlidir.
Müsevvid ne demek?
Osmanlı Devletinde resmi evrakların müsveddesini hazırlayan katip, memur.
💠1899 yılına gelindiğinde, hayatında beklenmedik gelişmeler olacaktı. Dostlarıyla yediği sıradan bir yemek esnasında hükümet ve dönemin sultanı hakkında birtakım yakışıksız ifadelerde bulunduğu iddiası ortaya atıldı. Şekip Bey'in sözleri Payitahta kadar ulaştı ve bu sözler onun İzmir'den Bitlis'e sürgününe sebep oldu. Yalnız değildi, belki de bu en büyük tesellisiydi. Böylece arkadaşları Tevfik Nevzat, Abdülhalim Memduh, Mevlevî Şeyhi Nurettin ve Doktor Ethem ile birlikte Bitlis günleri başladı.
💠Zorlayıcı Bitlis günleri, haklarındaki iddiaların asılsız olduğu gerekçesiyle yaklaşık bir yılın ardından sona erdi. İzmir Mevlevi Dergahı Şeyhi Nurettin Efendi dışındakiler affedilip 1900 yılının Nisan ayında İzmir'e geri döndüler. Sürgünün ardından İzmir Bidayet Mahkemesi Başkatibi olarak çalışma hayatına geri döndü. Uzun bir süre yazılarını yayınlamadı.1907 yılına gelindiğinde işler onun için bambaşka bir boyuta taşınacaktı.
💠1907 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin İzmir şubesi küçük bir grup entelektüel tarafındangizli bir şekilde kuruldu. Şekip Bey, şubenin genel sekreterliğini yürütüyordu. 1908 yılında İzmir Bidayet Mahkemesi azası olarak göreve başladı, ancak çok kısa süre, II.Meşrutiyet'in ilanıyla buradan ayrıldı.
💠II. Meşrutiyet'in ilanının ardından şair kimliğiyle tanıdığımız Şekip Bey siyaset sahnesinde de öne çıkan bir isim oluyor. Meclis-i Mebusan bünyesinde Manisa ili milletvekili seçildi. Edebi çalışmaları ise hız kesmeden devam ediyordu. 1909 yılında Neşide-i Vicdan isimli manzum-mensur eserini yayınladı.