Yazı yazmanın hastalıklı hali
Hiç durmadan yazı yazmak ne zaman bir işkenceye dönüşebilir? Epilepsinin bir sonucu olan hipergrafiye sahip kişilerde aşırı yazı yazma durumu görülür. Yazmak için materyal bulamadıkları durumlarda, mobilyaları, bedenleri hatta kendi kanlarını bile kullanabilirler. Peki, sanat ve edebiyat dünyasından hangi isimler bu hastalığın etkisinde kaldı? Yazı yazmanın mutluluktan çıkıp hastalık olmasına dair detayları sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Bu hastalıktan muzdarip bir kişi yazmak için kitapları, duvarları ve hatta mobilyaları bile kullanabilir. Kalem ve kâğıdı yoksa şayet vücudunu yaralayarak kendi kanı ile ve hatta buna cesaret edemiyorsa dışkısı ile yazmaya başlar. Rus yazar Dostoyevski hipergrafinin tüm belirtilerini taşıdığından Norman Gershwin bu sendroma Dostoyevski sendromu demiştir.
Vincent van Gogh, yaşamı boyunca yalnız bir resim satabilmesine ve ölümünün üzeninden yüz küsur yıl geçmesine rağmen kültürel tarihteki yeri ve yaşamına ilişkin tartışmalarıyla varlığını sürdürdü. Batı sanatında Vincent van Gogh'un kariyerine benzerini bulmak oldukça zordur. Resim yapmaya 26 yaşında başlamış olan Van Gogh, 37 yıllık yaşamına 2 bin kadar resim ve çizim sığdırdı. Özellikle Arles'da yaşadığı 1888-1889 yılları arasında 200 adet yağlı boya resim, 200 adet de çizim ve sulu boya resim yapmıştır. Bu üretkenlik her 36 saatte yeni bir ürün anlamına gelir.
Aynı zamanda 16 saatlik resim çalışması sonrasında kardeşi Theo'ya kısası 6-7 sayfa olmak üzere 18 yılda toplam 200 adet mektup yazmıştı. Van Gogh kısacık yaşamında yaklaşık 902 mektup yani bin 700 sayfalık yazışma yaptı. Ayrıca mektuplarında bitmek tükenmek bilmeyen hastalıklı düşünce akışından ziyade yazmaya olan hevesi ve kafasında kurduğu intihar düşünceleri de açıkça görülmekteydi.
Bazı sanat tarihi araştırmacılarının iddia ettiği gibi Van Gogh'un depresyon, şizofreni ya da dijital toksisitesine bağlı yakınmaları değil, epilepsisi vardı. Aşırı yazı yazması, özellikle gençlik yıllarındaki dini eğilimleri, aralıklı saldırganlığı, kardeşi Theo'ya aşırı bağımlılığı ve Over the Ravine tablosundaki tuvali yırtan fırça darbeleri Van Gogh'un Geschwind Sendromu olabileceğini gösteriyordu.