İstanbul’un güzelliğiyle dillere destan 5 yalısı
İstanbul, dillere destan güzelliğinin önemli bir kısmını Avrupa ile Asya kıtalarını ayıran Boğazı'na borçludur. Boğaz'ın iki yanında yer alan yalılar şehrin birçok dönemine şahitlik etmiş, birçok hikâyenin kahramanı olmuştur. Tarihi omuzlarında taşıyan bu yalıların her birinin farklı bir hikayesi ve mimari özellikleri vardır. Onları birleştiren nokta ise şehre kattıkları masalsı güzelliktir... Kimi zaman vapurla geçerken ihtişamına hayran kaldığımız, kimi zamansa sahil boyunca yürürken gözümüze çarpan İstanbul'un incisi 5 yalıyı derledik…
Önceki Resimler için Tıklayınız
İstanbul Boğazı'nın gözbebeği olan Bebek'te Osmanlı'nın görkemini günümüze kadar sırtında taşımış, ihtişamlı bir sahil sarayı vardır: Emine Valide Paşa Yalısı...
Yalının hikayesi
📌Yalı, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından, son Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'nın annesi Hidiva Emine Valide Paşa'ya hediye edildi. Prenses Emine Hanım, İstanbul'da Valide Paşa olarak bilinirdi ve "paşa" unvanını alan tek kadındı. Bu unvanı kendisine veren Sultan II. Abdülhamid'di.
📌Cumhuriyet kurulunca, Emine Valide Paşa, Bebek'teki yalısını devlete bağışlamak istedi. Fakat resmi yazışmalarda, o dönemlerde "ağa", "paşa" gibi unvanlar yasaklanmış olduğundan, Emine Valide Paşa'ya "Bebekli Emine Hanım" diye hitap edilince buna sinirlenen Valide Paşa, yalısını Mısır hükümetine bağışladı. Şu an Mısır Başkonsolosluğu olarak kullanılan yalı "Hidiv İsmail Paşa Yalısı" ve "Mısır Konsolosluğu Sahil Sarayı" gibi farklı isimlerle de anılır.
Yalının mimari özellikleri
📌Yalı Boğaz'ın tam ortasında ve güvenli bir koyundadır.
📌Boğaz'ın en büyük yalılarından biri olan Valide Emine Paşa'nın boğaza bakan kısmı üç, cadde cephesi iki katlıdır.
📌Deniz cephesi taşlarla süslenmiş zengin süslemelere sahiptir.
📌Çatısının üstünde tam ortada Allahu Teala'nın isimlerinden ikisi yazılıdır.
Yedi Sekiz Hasan Paşa'nın adını taşıyan Kanlıca'daki yalı, 19'uncu yüzyılın son çeyreğinde yapılmıştır.
Yedi Sekiz Hasan Paşa
📌Yedi Sekiz Hasan Paşa; Osmanlı Padişahı Abdülhamid'in önemli paşalarındandı. Okuma yazma bilmeyen Hasan Paşa, "Hasan" imzasını atmak için "ha" ve "nun" harflerinden yararlanıyordu. Paşa, ha ve nun harflerinin arasına bir "tire" koyuyordu. O tire de Arapça'daki "se" harfine benziyor. "Ha" ve "nun" harfleri Arapçadaki 7 ve 8'in yazılışına da çok benziyor. Hasan Paşa, imza atarken kullandığı yöntem yüzünden "Yedi Sekiz Hasan Paşa" olarak anılıyordu. Sultan İkinci Abdülhamid'e yapılacak ihtilali önleyen Yedi Sekiz Hasan Paşa'ya bu olaydan sonra paşalık rütbesi verildi. Hayatı boyunca sadakatiyle anıldı.
Yalının hikayesi
📌Paşa'nın yaptırdığı yalı, İstanbul'un Boğaz'nın incileri arasında yer alıyordu.
📌Yalıda kullanılan aşı boyası adı verilen bu renk Osmanlı kırmızısı olarak da biliniyor. Boğaziçi yalılarında, Osmanlı devlet görevlilerin yalıları genellikle Osmanlı kırmızısı adı verilen aşı boyalı renkte olurdu. Bu sebeple yalı kırmızı renkteydi. Yalı, kırmızı aşı boyası renginde olduğu için ayrıca 'Osmanlı Gülü' adıyla da tanınıyordu.
📌Yalı, 1870 yılı başlarında Asaf Paşa tarafından inşa ettirilmesine rağmen Yedi Sekiz Hasan Paşa ismiyle meşhurdur.
Yalının mimari özellikleri
📌Yalı üç katlı bir yapıya sahiptir.
📌İkinci katında denize doğru çıkan konsol Osmanlı yalı mimarisinin bir özelliğidir.
📌2009 yılında restore edilen yalıya bir de Mehtabiye köşkü ilave edilmiştir.
Mehtabiye: Mehtâbı seyretmek için genellikle havuz kenarlarına yapılmış olan çardak veya küçük süslü köşk, kameriyedir.