Arama

Eskiden bağ ve bahçeleriyle anılan tarihi semtler

İstanbul'un tarihi bir semti olan Galata'nın eski devirlerde bağ ve bahçeleri ile dikkat çektiğini biliyor muydunuz? Şairlerin, yazarların ve İstanbul'u ziyaret eden seyyahların gözlemlerinden bağ ve bahçeleriyle anılan tarihi semtleri derledik.

Farklı zamanlarda, çeşitli görevlerle veya seyahat amaçlı olarak İstanbul'u ve Galata'yı ziyaret eden seyyahlar, gözlemlerinde Galata'nın mesirelerinden bahseder. Hatıralarında Galata'yı anlatan kimi yazarların yazdıkları, semtin bu yönünü işaret etmektedir. Özellikle şuara tezkiresi yazan eski yazarların Galata bahsinde değindikleri hususlardan biri de mesireleridir. Öte yandan Divan şairlerimizin uğrak yerlerinden olan semt, onların kaleminde de geniş yer bulur. Bütün bunlar birlikte okunduğunda Galata'nın, bir semt olmanın ötesinde, günümüzde olduğu gibi, tarihsel ve kültürel hayatımızda önemli ve çok yönlü bir yer tuttuğu görülecektir.

Sur içi ile şehrin Galata, Eyüp, Üsküdar gibi semtleri kültürel dokusu zengin yerleridir. Burada bir zamanlar kar kuyuları ve balıkların yüzdüğü bir çeşme bulunurdu. Öte yandan Galata'nın kılıçhaneleri de meşhurdu. Eskiden İstanbul'da üç önemli kılıç atölyesi bulunurdu. Bunlardan bir tanesi Sultanahmet'te, ikisi ise Galata'da idi.

  • 3
  • 17
İSTANBUL ŞEHRENGİZLERİ
İSTANBUL ŞEHRENGİZLERİ

Başta İstanbul olmak üzere Antakya, Belgrat, Bursa, Edirne, Gelibolu, Keşan, Manisa, Mostar, Rize, Sinop, Siroz, Vize, Yenice Vardar, Yenişehir gibi şehirler hakkında şehrengizler yazıldığı bilinir. Galata ile ilgili bilgilere İstanbul şehrengizlerinden bazılarında rastlanır. Galata hakkında yazan seyyahlar Evliya Çelebi, İbn Battuta ve Heberer'den ibaret değildir. 19. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ve bu yıllarda İstanbul'u ziyaret etmiş olan İtalyan seyyah Edmondo de Amicis, Galata'yı İstanbul'un merkezi olarak öne çıkarır.

Tarih boyunca Galata, bağ ve bahçelerinin güzelliği ile anıldı. Tepelikleri çok olan bu bölgede var olan küçük vadiler, kırlar, bayırlar bahar ve yaz aylarında yeşile bürünür, çeşit çeşit ağaç ve çiçeklerle bezenirdi. Mesire yerleri geniş ve çok olduğundan her kesimden insanlar buraya akın ederdi. Pera denilen bölge uzun zaman yalnızca bağlardan ve meyve bahçelerinden ibaretdi. Bu sebeple tarihî metinlerde ve seyahatnamelerde "Pera Bağları" diye bir adlandırma ile karşılaşılır. Fakat Mantran'ın ifadesine göre zaman içinde bu bağlar, zamanla ev ve bahçelerle dolduruldu.

16. yüzyılda İstanbul'a başta Avrupa olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinden tüccarlar geliyordu. Bunlar için Galata'da yeni yeni mahalleler kuruldu. O devirde, Beyoğlu'nda birkaç mezarlık ile bağlar ve tarlalar vardı. Beyoğlu'ndaki "Tarlabaşı" isminden de anlaşılacağı üzere oralar on altıncı asra kadar tarlaydı.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN