Arama

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin 10 farklı portresi

Osmanlı devri Türk mimarisinin ışık kaynağı, milletine ve köklü kültürüne karşı emsalsiz vefa örnekleri gösteren bir şahsiyet olan Ekrem Hakkı Ayverdi yaşamını, ecdat yadigarlarının kaydını tutmakla geçirdi. Hayatının her alanında milli kültür ve milli şuur bilinciyle hareket eden Ekrem Hakkı Ayverdi'yi ölümünün 35'inci yılında 10 farklı portresi ile rahmetle anıyoruz.

  • 1
  • 25
EKREM HAKKI AYVERDİ KİMDİR?
EKREM HAKKI AYVERDİ KİMDİR?

İstanbul'da doğdu. 1915'te Vefa Lisesi'nden, 1920'de de Mühendis Mektebi'nden mezun oldu. İstanbul Belediyesi fen işlerinde bir buçuk yıl kadar çalıştıktan sonra serbest meslek hayatına atıldı. 1950 yılına kadar süren bu devrede çeşitli inşaatların taahhüdünü almasının dışında İstanbul ve Trakya'da birçok tarihî binanın restorasyonunu yaptı. 1950'den sonra iş hayatını bırakarak kendini ilmî araştırmalara verdi. Mühendisler Birliği, Turing Kulüp, Kubbealtı Cemiyeti ve İstanbul Fetih Cemiyeti'nin çalışmalarına katıldı. İstanbul Fetih Cemiyeti ile bu cemiyete bağlı Yahya Kemal Enstitüsü ve İstanbul Enstitüsü'nün otuz yıl baş kanlığını yaptı. 1979 yılında kendisine İstanbul Üniversitesi Senatosu tarafından "Fahrî Edebiyat Doktoru" pâyesi, Aydınlar Ocağı tarafından da "Üstün Hizmet Armağanı" verildi. 24 Nisan 1984'te İstanbul'da vefat etti ve Merkezefendi Kabristanı'na defnedildi.

  • 2
  • 25
TAM BİR OSMANLI İNSANI
TAM BİR OSMANLI İNSANI

Uğur Derman, Turhan Baytop, Ekrem Hakkı Ayverdi ve Semavi Eyice.

Osmanlı devri Türk mimarisinin ışık kaynağı, milletine ve köklü kültürüne karşı emsalsiz vefa örnekleri gösteren bir şahsiyet olan Ekrem Hakkı Ayverdi yaşamını, kubbenin altında taşları yerli yerine koymakla, sonrasında ise ecdat yadigârlarının kaydını tutmakla geçirdi. "Biz Garblı değiliz ve olmayacağız; kafamıza dank etsin" diyerek net bir şekilde batı düşmanı olduğunu, "Dünyada tek gerçek vardır: İslâmiyet [...] Gerisi teferruat [ayrıntı]" diyerek de tam bir Osmanlı insanı olduğunu dile getirdi. Hayatının her alanında milli kültür ve milli şuur bilinciyle hareket eden Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı devri Türk mimarisini karanlıktan çıkardı.

"Abideleri seviyor musunuz? Seviniz; çok seviniz. Eğer üstünde durmadınız, onlarla bir alış – veriş kurmadınızsa kalb gözünüzü açınız; abidelerle konuşmayı öğreniniz. Bunun için lüzumu kadar temas imkânı hazırlayın. Mimar veya sanatkâr olmaya lüzum yoktur; bu milletten, Türklükten kopmamış olmak yeter. Ben size kolay bir şey teklif etmiyorum. Zira bu ruhi ve zihni bir davranış için lazım gelen şahsiyet hamulesi, yirmi birinci asra tırmanan Türk'ün elinden alınmıştır. Dili, kelimesi, sözü, ahengi, edebiyatı ve tarihi, şerefli tarihi, sanatı, mimarisi bir ucube haline sokulmuştur. Her şey, yazısı, kılığı, kıyafeti alay konusu olmuştur. Bir lise edebiyat hocasının, 'Yeniçeri kıyafetleri, musikisi için: Bu pis mehter takımını Beyazid'de gördüm; daha elli sene bu millet onlardan kaçmalıdır' dediğini biliyoruz. Bunlar bir milletin benliğini silip süpürmeye, dağıtmaya kâfidir …"

  • 4
  • 25
BÜTÜN MAL VARLIĞINI BAĞIŞLADI
BÜTÜN MAL VARLIĞINI BAĞIŞLADI

1978 yılında bütün mal varlığını, kitaplarını, içindeki eşya, hat, tezhip, cilt, yazı aletleri ve işleme koleksiyonları ile birlikte evini, kendi kurmuş olduğu Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı'na bağışladı.

Ekrem Hakkı Ayverdi'nin, yalnızca bir koleksiyon oluşturmak amacı ile değil, bir kültüre sahip çıkma duygusu ile toplamaya başladığı eşsiz bir koleksiyonunun büyük bir bölümü 14. yüzyıldan 20. yüzyılın başına değin geniş bir zaman dilimine tarihlenen Osmanlı dönemine ait eserlerden oluşur. Bunların yanı sıra Selçuklu dönemine ait sınırlı sayıda çini, İran ve Avrupa kökenli seramik ve porselenler de, Kubbealtı Akademisi ve Sanat Vakfı'na bağışladığı bu zengin koleksiyonda yer alır.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN