Şehrin ortasında saklı bir köşe: Beylerbeyi Bedevi Tekkesi
İstanbul'un en güzel semtleri arasında yer alan Beylerbeyi, kültür, sanat ve tarihi doku açısından oldukça zengindir. "Çengelköy'ün sebzevatı, Beylerbeyi'nin teşrifatı, Kuzguncuk'un haşeratı, Üsküdar'ın hırdavatı..." Halk arasında bilinen bir söz… Halkının sakinliği, kibarlığı ve yardımseverliğiyle tanınan bu güzide semtte, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl, Refik Halat Karay, Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu gibi pek çok ünlü edebiyatçımız da ikamet etmiş. Tarihi siluetin hâkim olduğu bu semt, ara sokaklarında İstanbul'un en sırlı mekânlarından sayılabilecek bir bedevi tekkesine de ev sahipliği yapar. Gelin bu sırlı köşedeki huzur dolu Beylerbeyi Bedevi Tekkesi'ne doğru bir yolculuğa çıkalım…
Önceki Resimler için Tıklayınız
Beylerbeyi Bedevi Tekkesi'nin şeyhleri, Hüseyin Hıfzî Efendi, Şeyh Said Efendi,ve Seyyid Nesib Efendi. Tekke'nin son şeyhi ise Seyyid Mahmut Ratip Efendi'dir.
Tekke kalıntıları
Araştırmacılar Tekke'ye ait birtakım kalıntılardan bahseder. Bu kalıntılar tevhidhane ve mihrab kısmında Bedeviyye tacının on iki dilimli tepeliği ve tarikata ait sancaklar. Sancakların paramparça olmuş bir halde bulunduğu söylense de dikkat çeken nokta dokumalarındaki kalite ve renklerin canlılığıymış. Bu bilgiler ışığında Bedeviyyelik hakkında çıkarımlarda bulunabiliriz
Beylerbeyi Bedevi Tekkesi'nin kuruluşuna ve tarihine dair bilgileri, kaynakların ışığında genel hatlarıyla aktardık. Fakat tüm bunların ötesinde şehirdeki tarihi yapıların bir de insanlar üzerindeki yadsınamaz etkisi var. Felsefe ve edebiyatçılarımızın bahsettiği, zamansal kavramlar, hep o süreklilik... O süreklilik bizi iki binli yıllardan 18. yüzyıla doğru huzur dolu bir yolcuğa çıkarabilir. 'Değişen zaman içinde değişmeyen'i bulmamıza olanak tanıyabilir…