Osmanlı'nın ilk yönetim merkezi: Bey Sarayı
Bey Sarayı, üç kıta ve yedi iklime yayılan imparatorluğun mihenk noktasıydı. Devlet yönetiminin merkezi olan bu tarihi yapı, Osmanlı'nın ilk sarayıydı. Tüm kritik kararlar, devletin kalbinin attığı bu yerde alınırdı. Padişahların çalışma mekanı olduğu gibi Molla Fenari, Süleyman Çelebi, Emir Sultan ve Üftade Hazretleri gibi dönemin önemli âlimlerinin de bizatihi bulunduğu mekanlardan biriydi. Altı sultana ev sahipliği yapan Bey Sarayı hakkında bilinmesi gerekenleri sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
📌 1365'te başkentin Edirne'ye taşınmasına karşın Bursa Sarayı canlılığını korudu. 1453'te İstanbul fethedildikten sonra bu yapı eski ihşamını kaybetti.
📌Devlet yönetimi Edirne'ye oradan da İstanbul'a taşınsa da Prof. Dr. Halil İnalcık, 17. yüzyıla kadar sarayın, buraya gelen padişahlar ve askeri erkân tarafından kullanıldığını belirtir.
Halil İnalcık'ın kaleminden Osmanlı hakkında bilinmesi gerekenler
📌Osmanlı'nın ilk altı sultanına ev sahipliği yapan sarayın güvenliğinden sorumlu kişiler gaziler ve akıncılardı.
📌 Bursa Bey Sarayı, Timur'un şehre girmesi, Celali isyanları gibi birçok olaya rağmen ayakta kalmayı başardı.
📌1605'te Sultan I. Ahmet ve 1633'te IV. Murat'ın Bursa seyahat ettiklerinde bu sarayda kaldıkları bilinir. Zamanla ihmal edilen saray tahrip oldu ve 1855 depreminden sonra tamamen yok oldu.
📌 1640'ta Bursa'ya gelen Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, "Bursa imaretlerinin vasıfları" başlığı altında şöyle bahsetti:
"Eski padişahlara ait saray da bu kalededir. Fatih'e gelinceye kadar padişahların sarayı bu idi. Fakat Hüdavendigar Gazi, bazen Edirne sarayında otururdu. Şimdi bu saraylara rağbet edilmeyip, terk edilmiştir. Ama yine serdarları ve bostancıları vardır."
📌 Osmanlı'nın önemli tarihçilerinden olan Lâmiî Çelebi "Şehrengiz-i Bursa" adlı eserinde bu yapıdan övgüyle bahsedip onun "padişah hasreti"yle yanıp tutuştuğunu yazdı. Bu ifade 15. yüzyıldan sonra saraya fazla rağbet edilmediğini gösterir.
📌 Bursa'ya gelen Avrupalı seyyah Bertrendon de la Broquıere halk arasındaki söylentilerden yola çıkarak Bey Sarayı hakkında şöyle bilgi verir: "Şehrin batı sınırında alçak bir dağın tepesinde harikulade ve büyük bir kale var. İçerisinde yaklaşık bin tane ev bulunur. Burası efendinin oturduğu fevkalade bir mesken ve aynı zamanda Ulu Türk'ün ailesiyle birlikte yaşadığı eğlendiği mekandır. Efendinin ailesiyle birlikte küçük bir kayık içerisinde gönlünü eğlendirerek, rahatladığı küçük şirin bir göletin olduğu bir bahçesi var… Bu söylediklerimin hepsi söylenti, gördüğüm ise buranın dışıdır sadece" 16. yüzyılda Bursa'ya gelen bir diğer gezgin Lubenau ise sarayda gölet değil fıskiyeli bir havuzun olduğunu kaydeder.
1893 yılında gelen Georgina Max Muller yazdığı seyahatnamesinde Bey Sarayı'ndan şöyle bahsetmektedir: "Şehir Uludağ'ın devamı olan üç tepe üstüne kurulmuştur. Aralarındaki derin yarıklar ve hendeklerle birbirinden ayrılan tepeler, alttan ve üstten köprülerle bağlanmıştır. Şehir evvela ortadaki tepe üstüne kurulmuş. Bu tepenin en yüksek yerinde Bursa Kalesi, Sultan Osman ve Sultan Orhan'ın türbeleri ve Osmanlı padişahlarının ikametgâhı olan saray bulunuyor."
150 x 110 metre ölçülerinde dikdörtgen plânlı bir ana bina, bir sancak burcu, cephanelik, yuvarlak bir havuz ve etrafını çevreleyen bahçelerden meydana gelmekteydi.
📌Bursa Bey Sarayı'nda Orhan Gazi'yi ziyaret eden Seyyid Kâsım el-Bağdâdî, saray hakkında önemli ipuçları verir:
"(Sultan Orhan) kendisine geliş haberim ulaşınca saltanat tahtından ileri atılıp hemen beni karşıladı; ecdadımın hakkına riayet için bana izzet ü ikramda bulundu. Saltanat sarayının avlusunda karşılaştık, baş ve el ile kimimiz kimimizle selâmlaştık. Beraberce saltanat tahtının bulunduğu yere doğru yürüdük. Bana: 'Buyurun, ona çıkın!' dedi. …Sultan Orhan saltanat divanında tek başına bulunuyordu. Bu esnada Vezirü'l-aʿzam İbrahim Paşa ve Şeyhü'l-İslam ise kapının arkasında, ayakta duruyorlardı."
Bu ifadelerden sarayda sultanın bir taht odası olduğu anlaşılır.