Osmanlı tarihindeki en önemli olaylar
Osmanlı İmparatorluğu, 600 yıl dünyaya hükmetti, üç kıtaya yayıldı ve dev bir imparatorluk haline geldi. Bu cihan imparatorluğunun kalbi İstanbul'da atıyordu. İstanbul'un insanla başlayıp devam eden öyküsü bir milat olarak kabul edilirse sonrasında İstanbul'a bugünkü kimliğini veren, kişiliğini gösteren birçok olay da bulunur. İlk insanla başlayan yerleşimin ardından bu zamana dek İstanbul'da neler yaşandı? Hangi olaylar cereyan etti? İşte sizler için Osmanlı tarihinde İstanbul'da yaşanan önemli olayları derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
İstanbul'un ilk altlı tramvayı sabah saat 6.30'da sefere başlayıp akşam 19.20'de de son seferini icra diyordu. Tramvaylar Beşiktaş-Azapkapı arasında her iki yöne yirmi dakikada bir kalkıyordu. Birinci mevkide giden yolculardan hattı tamamı için 80 para, ikinci mevkilerden ise 40 para ücret alınıyordu. Tramvayın hizmete girişinden itibaren çok tercih edilip dolup taşmasında bu ucuz ücretin payı vardı ancak yeni bir ulaşım aracı olmasından dolayı halkın merakını çekmesi de bu teveccühün sebeplerindendi. Diğer taraftan, Eminönü- Aksaray hattı 14 Kasım 1871 Beşiktaş-Ortaköy hattı 5 Şubat 1872 'de Aksaray-Yedikule hattı 14 Ağustos 1872 ve son olarak da Aksaray-Topkapı hattı 14 Ocak 1873'de hizmete girdi. Böylece toplam 13 milyon 785 bin 254 kuruş masrafla Karapano Efendi'nin yapımını üstlendiği İstanbul'un ilk atlı tramvay hatları tamamlanarak, İstanbul sokaklarındaki ilginç görüntülerden biri olarak yerini aldı.
Dönemin şartlarında kadın erkek bir arada seyahat edilemediğinden kadınlar, kumaş bir kapıyla ikiye ayrılmış vagonların ön taraftarında bulunurdu. Bununla birlikte bütün yolcular karşılıklı iki koltuk üzerinde oturarak seyahat ederlerdi. Ayrıca tramvayın yol üzerindeki insanlara çarpmasını önlemesi için şirket "vardacı" denen görevliler istihdam etmişti. Bunlar ellerindeki boruyu öttürürken ara sırada "varda!" diye bağırarak arabanın önü sıra koşar, kalabalığı dağıtırdı.
Atlı tramvaylar, İstanbul halkı tarafından o denli tercih edilmeye başlandı ki, şehrin ulaşım sektöründeki diğer unsurları bundan rahatsız olmamaları imkânsızdı. Nitekim Boğaz'da vapur işleten Şirket-i Hayriye İdaresi, Kabataş, Beşiktaş ve Ortaköy yolcusunu tramvaya kaptırdığını fark edince ücretlerde indirime gitmiş, yolcuları geri kazanabilmek için ayrıca İngiltere'ye altı yeni vapur siparişi vermişti. Bunun dışında İstanbul'daki arabacı esnafı da tramvaydan mustaripti. Bunlardan Eminönü taraflarında çalışan arabacılar, yollarını kaybetmemek için aralarında birlik oluşturarak ücretlerini indirmişlerdi.
İstanbul'da bir tünel inşası fikri, 1867 yılında turistik bir gezi için İstanbul'a gelen Gavand adlı bir Fransız mühendise aitti. Gavand o sıralar şehrin önemli merkezi olan Galata ve Beyoğlu arasında günde 40 bin kadar insanın gidip geldiğini; ahalinin bu iş için dar, dik ve bakımsız Yüksekkaldırım'dan geçmek zorunda olduğunu görmüştü. Hemen gerekli mercilere başvuran Fransız mühendis olumlu yanıt alamamış; ancak bu işin ucunu bırakmayıp 1869'da tekrar bir girişimde bulunarak aynı yıl padişahtan tünel yapma imtiyazını almıştır.
Dünyanın ikinci, ülkemizin ilk metrosu olan Galata ve Beyoğlu'nu birbirine bağlayan tünel, 555 metre uzunluğunda ve çift hat olarak inşa edildi. Tünelin resmen açıldığı gün olan 17 Ocak 1875'te büyük bir tören yapıldı. Vahdettin Engin'in anlatımıyla o gün İstanbullular büyük bir heyecanla Galata ve Beyoğlu'na koşmuş, hem açılışa hem de törene katılan devlet görevlilerini seyretmeye koyulmuşlardı. Oca ayı olmasına rağmen havanın oldukça güzel olması da kalabalığı artırmıştı. Makinelerin gürültüleri arasında orkestradan yükselen ses duyulmuş, törene Osmanlı'nın Nafia, Bahriye, Zaptiye, Evkaf ve Maliye nazırları yanında ileri gelen pek çok üst düzey görevli ile birçok yabancı büyükelçi ve konsolos katıldı