Arama

Osmanlı sokaklarında neler satılırdı?

Osmanlı toplumu içerisinde seyyar satıcıların ayrı bir yeri vardı. Her satıcının sesi, makamı, söylediği maniler ayrı, her birinin mahalleden geçiş saati değişikti. Seyyar satıcılar gün doğumuyla başlayıp gecenin ilerleyen saatlerine dek sokak aralarında ya da meydanlarda satış yapardı. Peki, Osmanlı sokaklarında neler satılırdı?

Omuzlarında iki kefeli terazileri, küfeleri, ya elinde ya sırtında sepet, heybe, sele, güğüm belindeki kuşakta dirhemleriyle Osmanlı'nın sesi, rengi, kokusuydu seyyar satıcılar.

Osmanlı toplumu içerisinde seyyar satıcıların ayrı bir yeri vardı. Her satıcının sesi, makamı, söylediği maniler ayrı, her birinin mahalleden geçiş saati değişikti. Seyyar satıcılar gün doğumuyla başlayıp gecenin ilerleyen saatlerine dek sokak aralarında ya da meydanlarda satış yapardı.

Osmanlı toplumu içerisinde seyyar satıcıların ayrı bir yeri vardı. Seyyar satıcılar gün doğumuyla başlayıp gecenin ilerleyen saatlerine dek sokak aralarında ya da meydanlarda satış yapardı.

İstanbul'da birkaç gün veya hafta geçiren tüccarlar, onların hizmetkârları, tekkelerde konaklamayan bekâr gezgin dervişler, medrese öğrencilerinden fazladan harçlığı olanlar muhtemelen yemek dükkânlarının ve seyyar yiyecek tezgâhlarının başlıca müşterileriydi.

Osmanlı döneminde esnaf birliklerinin idare tarzına çok önem verilmişti. Sanat erbabı içinde en dürüst ve en çok saygıya değer olan, muhtemelen yaşça da önde bulunan bir üstat teşkilâtın reisi olup kendisine ahî deniyordu.

Bunların zanaat mensupları üzerinde bir şeyh gibi nüfuzu vardı. Ayrıca esnaf arasındaki inzibatı temin eden ve yiğitbaşı yahut server denilen bir ikinci reis bulunuyordu. Bir şehirde mevcut zanaat şubesi sayısı kadar olan ahîlerden birisi diğerlerine reis oluyor ve buna ahî baba adı veriliyordu.

  • 4
  • 19
Saka
Saka

İslam medeniyetinde su kadar suyu dağıtan kişiye de önem atfedilirdi. Suya ulaşmada sıkıntı yaşanan mahallelerde halkın su ihtiyacını karşılamakla görevli şahısların mesleği olan sakalık, Osmanlı döneminde en önemli meslekler arasında yer alırdı.

Hatta XV. yüzyılda evlere para karşılığı su taşıyan sakaların bir araya gelmesiyle "saka loncası" kurulmuştu. Hemen her mahallede bu loncaya kayıtlı bir saka bulunurdu.

Su genellikle sebillerden temin edilirdi. Sakalar sadece İstanbul halkının değil Yeniçeri Ocağı'nın suyunu da temin ederlerdi. Padişahın sarayında su teminine ayrı bir önem arz ederdi ki bu işten sakacıbaşı sorumluydu.

Sakacıbaşı sarayın su hizmetlerini kendisine bağlı görevliler vâsıtasıyla yürütürdü. Suyu bir gelir aracı olarak görenlerin dışında bir de bu işi sadece hayır vesilesi olarak gören sakalar da vardı. Örneğin, derviş sakalar adı verilen bir zümre, halka parasız su dağıtırdı.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN