Nene Hatun'un vatan müdafaası ve tarihimizdeki önemi
"Evladım anasız büyür de vatansız büyüyemez." diyen ve beşikteki bebeğini bırakarak cepheye koşan Nene Hatun'un dillerden düşmeyen cesareti ile fedakarlığı nesilden nesile aktarıldı. Osmanlı tarihinin önemli savaşlarından "93 Harbi" diye adlandırılan 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında genç yaşta gösterdiği büyük kahramanlıkla simge haline gelmiştir.
Önceki Resimler için Tıklayınız
🔸 Aziziye Tabyası'nda gittikçe yoğunlaşan top tüfek gümbürtüleri Erzurum halkını uyandırdı. Bütün camilerden halkı savunmaya teşvik edici konuşmalar yapılıyor, Ayaz Paşa Camii'nin müezzini, 80 yaşındaki Hacı Abdullah da gür sesiyle ortalığı inletiyordu:
"Ey ahali! Ey Erzurumlular! Moskof kâfiri Aziziye'yi bastı. Allah'ını seven, eli silâh tutan herkes, askerimizin yardımına koşsun! Vatanını seven yetişsin!"
🔸 Nene Hatun'un eşi Nalbant İbrahim, baltasını kaptığı gibi dışarı fırladı. Üç beş adım attıktan sonra geri döndü: "Nene, Rus tabyalara girmiş. Sen evde kal, çocuğa sahip ol, peşimizden gelme! Ben düşmanın üzerine gidiyorum. Biz Rus'u durdururuz, ama eğer düşman bizi çiğner de şehre girerse; siz kendinizi boğun; sakın canlı teslim olmayın!" dedi.
🔸 Nene Hatun'un dillere destan olan hikâyesi bu sırada başlayacaktı. Nene Hatun, 3 aylık bebeğini evde bırakarak; "Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar." diyerek bebeğini beşikte bırakıp satırı kaptığı gibi o da dış kapıya fırladı. Ellerinde taş, sopa, balta, kazma, tırpan bulunan müthiş bir kalabalık Kars kapıya, Kavak kapıya doğru akıyordu.
🔸 Halk, omuz darbeleri ile tabyanın demir kapısını devirip içeriye girdi. İlk girenler düşman ateşi ile yere serilmişti; fakat şehitlere basarak hücuma devam eden ahali, kısa sürede Rus askerinin boğazlarına sarılmaya başlamıştı. Rus askerleri ardı ardına yıkılıyor, kışla kan gölüne dönüyordu.