Knut Hamsun'un kaleminden Sultan Abdülhamid'in Cuma Selamlığı
Knut Hamsun, yazar olma idealine ulaşabilmek için taş taşıdı, ayakkabıcılık yaptı. Bu nedenle yıllarca düzgün beslenemeyen Hamsun, birikimlerinin sonucunda "Açlık" kitabını yazdı. Bu eseriyle Nobel ödülünü kazandı. Fakat ünlü yazarın bir diğer dikkat çekici yanı ise İstanbul'a seyahatiydi. Osmanlı'nın son döneminde İstanbul'a seyahat eden Knut Hamsun, şehri gezmenin yanında Sultan Abdülhamid'in Cuma Selamlığı'na da katılmıştı. Sultan Abdülhamid için "Onu sonradan bir kez daha gördüğümde, kahverengi bakışları açık ve iyi niyetli ifadesiyle beni cezbedecekti." diyen yazar, Sultan'ın Cuma Selamlığı'nı nasıl kaleme almıştı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Aradan iki dakika daha geçiyor. Caminin saati tam altı buçuğu gösterirken, bölükler canlanıyor. Tek ve uzun bir trompet sesi yükseliyor, Yıldız Sarayı'nın cümle kapısından bir zabit çıkıyor ve yokuş aşağıya doğru yürüyor, arkasından bir zabit daha. İkisinin de kılıçları kınlarından çekilmiş.
Aşağıya caminin yanına kadar geldiklerinde askerler hazır ol vaziyetine geçiyorlar ve Sultan'ın arabası cümle kapısında görünüyor.
Sultan'ın arabasını rahvan giden iki Arap atı çekmekte. Bu harikulade cins atların rahvan gitmesi de neredeyse imkânsızdır, zira bu hayvanlar adeta dans eder, açık burun deliklerinden solu, hoplar, toprakla oynaşırlar.
Arap atlarının yeleleri göğüslerinin altına kadar sarkıyor, kuyrukları yerleri süpürmekte. Arabacı oturduğu yerden sanki birer insanlarmış gibi atlarla alçak sesle konuşuyor. Bir an tam yüzlerini görüyoruz, gözleri parlamakta. Üzerlerinde harikulade güzel koşum takımları var.
Sultan bize doğru yaklaşıyor. Lacivert bir setre giymiş, üzerine de gri renkli, etrafı siyah şeritlerle çevrili askeri bir pelerin almış. Tam bizim pencerelerin önünden geçerken başını kaldırarak bize bakıyor.
Onu sonradan bir kez daha gördüğümde, kahverengi bakışları açık ve iyi niyetli ifadesiyle beni cezbedecekti.