İslam uygarlığının coğrafyaya dair 25 ilginç keşfi
Bundan bin yıl önce yaşayan ünlü Müslüman coğrafyacı Mukaddesi'nin coğrafi terimleri ilk kullanan kişi olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya, İdrisi'nin Dünyanın çevre uzunluğunu o günün şartlarına rağmen nasıl doğru şekilde hesapladığını? Ya da dairesel görünüme sahip ilk Dünya haritasını kimin çizdiğini veya uzaklardan gelen pek çok hacının Mekke ve Medine yolunu nasıl bulduğunu? Seyahat, keşif ve ticaret alanlarında çok başarılı olan Müslümanlar, asırlar öncesinden coğrafya biliminin temelini attılar. İslam uygarlığının coğrafyaya dair 25 ilginç keşfini sizlerle buluşturuyoruz.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Bu çalışmayı 1895 yılında gerçekleştiren Guy Le Strange, Suhrab ismini tanınmış hekim İbn Sarabiyun (Latince Ibn Serapion) ile karıştıracaktı.
Le Strange bu rekonstrüksiyon çalışmasında 9'uncu yüzyılda yaşayan Yâkubî'nin eserlerinden de istifade etti. Bu iki metin, yani Suhrab'ın su dağıtım şebekesiyle ilgili eseri ve Yâkubî'nin Bağdat'tan gelen ana yollar tarifi birbirini çok iyi tanımladılar.
10'uncu yüzyılda yaşayan Müslüman coğrafyacı Mukaddesi, tüm İslam dünyasını gezerek gözlemler yapmış, bulduğu delilleri desteklemiş, tartmış ve elemiş, notlar alarak yazılar yazmıştı.
Yıllar süren yolculuklar sonunda 985 yılında tamamladığı Bölgelere İlişkin Bilginin Sınıflandırılması Üzerine adlı eseri kaleme almıştı.
Bu eseri, keyifle okunan bir kitap olmasının yanı sıra çeşitli kişilerin ilgisini çekti. Ortaya koyduğu bilgiler Allah'ı (cc) daha yakından tanımanın bir yoluydu ve harcadığı çabalar karşılığında adil bir şekilde ödüllendirileceğine imanı tamdı.
Bu büyük eser ile Müslüman coğrafyasının sistematik temelini kurdu ve coğrafi terimleri ilk kez kullandı. Dünyanın bölümlere ayrılmasına ilişkin çeşitli yöntemler geliştirdi ve deneye dayalı gözlemin değerini ortaya koydu.
İlk Türk coğrafyacılardan olan ve sözlük bilimci kimliğiyle de tanınan Kaşgarlı Mahmud, alışılmışın dışında dairesel görünüme sahip bir Dünya haritası çizdi.
1073 yılında tamamladığı Divan-ı Lügati't Türk adlı ünlü eserine dâhil ettiği bu Dünya haritası Orta Asya, Çin ve Kuzey Afrika'nın önemli bir bölümünü içerirken batıda Volga Nehri'nin ötesinde fazla bir şey bulunmamaktadır.
Bunun sebebi büyük ihtimalle haritanın Türklerin batıya hareketinden önce çizilmiş olmasıydı.
11 ve 12'nci yüzyıllarda Bekri ve İbn Cübeyr adlı iki Müslüman yazar, seleflerince oluşturulan bilgileri toplayıp bir araya getirerek kolay anlaşılabilir bir formata soktu.
İspanya'nın Huelua ve Saltes valisinin oğlu olan Bekri'nin kendisi de bizzat Sevilla sarayının çeşitli diplomatik görevlere katılan önemli bakanlarından biriydi. Yoğun resmi görevlerine rağmen, iyi bir âlim ve deneme yazarıydı.