İslam uygarlığında rasathaneler
İnsanoğlu, en eski çağlardan bu yana büyüleyici yıldızlarla dolu gök kubbeyi ve gökyüzündeki her cismin hareketini hayranlıkla seyretmişti. Asırlar boyunca bilim insanları göklerde bulunan düzenin yapısını çözebilmek için sayısız girişimde bulundular. Güneş'in ve Ay'ın belirli bir zamandaki konumunu, Güneş tutulmalarının tarihini ve gezegen ve yıldızların konum değişikliklerini önceden tahmin edilebilmesini sağlayan en önemli atılım ise İslam uygarlığında gerçekleşti. Müslüman âlimler, tarihteki ilk rasathaneleri kurarak astronomi biliminin temellerini attılar.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Devrinin ilerisinde ve şaşılacak düzeyde hatasız çalışmalar yapan Uluğ Bey, Güneş yılının uzunluğunu 365 gün 6 saat 10 dakika ve 8 saniye olarak belirlemişti.
Bu hesaplama günümüzdeki hesaplamadan yalnızca 62 saniye daha fazladır: 0, 0002 derecelik kesinlik oranı oldukça etkileyicidir.
Eşsiz büyüklükteki bu rasathanelerdeki sürekli gözlem programları için organizasyon ve idari verimliliğin şart olması sebebiyle astronomlar çalıştıkları rasathanedeki diğer personeli yönetiyor ve denetliyordu.
Sonraki dönemlerde kurulan rasathanelerde müdür, sayman, kütüphane memuru gibi personel ve diğer idari memurlar ile birlikte ayrı bir bilim kadrosu olduğu bilinmektedir.
Memun'un Şemmasiye ve Kasiyun Dağı'ndaki rasathanelerinde yapılan başlıca iş, astronomi tablolarının hazırlanması olmakla beraber, orijinal ve çığır açan başka keşifler de yapılıyordu.
Güneş'in yeröte noktasının hareketinin keşfedilmesi buna güzel bir örnektir.
Son derece etkileyici ancak kısa ömürlü olan diğer bir rasathane de İslam dünyasının önde gelen bilim insanlarından Takiyüddin için 16'ncı yüzyılda kuruldu.
Tahta yeni geçen Sultan III. Murad'ın İstanbul Rasathanesi'nin kurulmasını desteklemeye ikna olması üzerine 1577 yılında rasathanenin yapımına başlanmıştır.
Göze çarpan iki binası ile İstanbul'un Anadolu yakasına bakan bir tepe üzerinde inşa edilen bu rasathaneden, gece gökyüzü çok açık bir şekilde gözlemlenebiliyordu.
Günümüzün rasathaneleri gibi ana binada kütüphane ve teknik personel bulunurken, küçük bina bizzat Takiyüddin tarafından yaptırılan aletlerden oluşan etkileyici bir koleksiyona ev sahipliği yapıyordu.