Arama

Avrupalı seyyahları şaşırtan Osmanlı’daki hayvan sevgisi

Osmanlı topraklarına çeşitli amaçlarla gelen Avrupalı seyyahların dikkatini çeken ve garipsedikleri bir mevzu vardı: Osmanlı insanının hayvan sevgisi... Avrupa'da kediler bir tören eşliğinde eğlence malzemesi gibi yakılıyorken imparatorluk topraklarında hayvanlar için kanunlar çıkarılıp, vakıflar kuruluyordu. Hayvanlara her türlü merhametsizliği yapan Avrupalılar, Osmanlı'nın onlara karşı olan hassasiyetini "sıra dışı" bir olay gibi eserlerine taşıdılar. Dünya Sokak Hayvanları Günü sebebiyle Osmanlı'nın tarih boyunca hayvan dostlarımıza verdiği değeri Avrupalı seyyahların gözünden anlattık.

Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi, 15 Ekim 1978'de tarihinde Paris'te UNESCO Merkezi'nde ilan edildi. Daha sonrasında 1990 yılında yeniden düzenlenerek beyanname, aynı yıl halka sunuldu. Ülkemizde ise "Hayvan Hakları Koruma Yasası" çok yeni sayılabilecek bir tarihte: 2004 yılında çıkarıldı. Fakat günümüzde dünya genelinde ve Türkiye'deki tabloya bakacak olursak durum ne yazık ki iç açıcı değildir, hayvanlar halen türlü işkencelere maruz kalmaktadır.

Gelişen çağ ve teknolojinin medeniyet seviyemizi yükselteceğini, bizi çevremizdeki canlılara karşı daha hassas ve duyarlı hale sokabileceğini düşünürüz. Oysa tarihte biraz yolculuk yaparsak durumun hiç de böyle olmadığını, geçmiş zamanlardaki hassasiyetten uzaklaştığımızı gözlemleyebiliriz.

  • 2
  • 12
Peygamber Efendimizin hayvanların yaşam hakkı konusunda buyurdukları
Peygamber Efendimizin hayvanların yaşam hakkı konusunda buyurdukları

İslam dini rehberliğinde hayata bakış ve bir yönetim anlayışı geliştiren Osmanlı medeniyeti, bundan yüzyıllar öncesinde Peygamber Efendimizin hayvanların yaşama hakları konusunda verdiği mesajları çok önemsemiştir. Peygamberimiz, hayvanların keyfi bir şekilde öldürülmesini yasaklamanın yanında hayvanlara karşı merhametli olunması gerektiğini de buyurmuştur. Dini, ahlaki ve fikri temeller üzerine kurulan Osmanlı medeniyeti, Peygamberimizin verdiği mesajları ilke haline getirerek hayvanlara verdiği değer bakımından takdire şayan bir duruş sergilemiştir.

Osmanlı'da hayvan sevgisine dair detaylar

  • 3
  • 12
Osmanlı’nın hayvan sevgisi Avrupa’nın odağında
Osmanlı’nın hayvan sevgisi Avrupa’nın odağında

Osmanlı'nın hayvan sevgisi, henüz bu duyguların tam anlamıyla geliştiğini görmediğimiz Avrupalıların da dikkatinden kaçmamıştır. Ev hayvanları dışındaki canlıların belli haklara sahip olmadığı sözde medeni Avrupa'da, Osmanlı'nın bu hassasiyeti, garip karşılanmış ve seyyahların eserlerine konu olmayı başarmıştır.

  • 4
  • 12
Avrupa’nın hayvanlara gösterdiği merhametsizlikler
Avrupa’nın hayvanlara gösterdiği merhametsizlikler

Osmanlı topraklarını ziyarete gelen yabancı gezginlerin yazdıkları seyahatnamelerde, hayvanlara gösterilen şefkatten hareketle Osmanlı'nın hayvan hakları konusunda gösterdiği hassasiyete dair çarpıcı örnekler bulunmaktadır. Osmanlı'nın kuşlara, kedilere, köpeklere ve yük hayvanlarına gösterdikleri hassasiyet, Avrupa için oldukça garip bir durumdur. Zira bu dönemde Avrupa'da hayvanların hali içler acısıdır. Hayvanlara karşı her türlü zulüm yapılırken deri ve etleri için hayvanlar telef edilmiştir. Hatta öyle ki "şeytan" olarak nitelendirildiği için ateşe atılarak öldürülen kedilerin varlığı bilinirken, 16. asır Paris'inde her yıl yaz ayının belli bir gününde sokak kedilerinin çuvallara doldurup yakıldığı ve halkın bu günü eğlence ile kutladığı da tarihe geçmiştir.

  • 5
  • 12
Yabancı seyyahlar Osmanlı'nın hayvan sevgisi hakkında neler söylediler?
Yabancı seyyahlar Osmanlı'nın hayvan sevgisi hakkında neler söylediler?

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı'da elçilik yapan Avusturya diplomatı Ogier Ghiselin de Busbecq'in "Türk Mektupları" isimli seyahatnamesinde Osmanlı'nın hayvan sevgisini tanık olduğu bir olay üzerinden kaleme almıştır:

"…Venedikli bir kuyumcu kuş tutmaktan hoşlanırdı. Tuttuğu kuşlar arasında da, bir kuşun kanatlarını gerip evin kapısına astı. Ağzını da bir çöple germişti. Sokaktan gelip geçen Türkler, durdular, kuşa baktılar. Kuşun kımıldadığını, canlı olduğunu görünce, hâline acıdılar. Zavallı bir kuşa böyle bir işkenceyi yapmanın müthiş bir cinayet olduğunu söylediler. Kuyumcuyu evinden dışarıya çıkarttılar. Ensesinden yakalayıp hâkimin (Kadı'nın) huzuruna çıkarttılar. Hâkim ağır bir ceza vereceği sırada, Venedikli azınlığın adlî işlerine bakan bir memur olan Venedik Balyozu gibi biri geldi ve suçlunun kendisine teslimini istedi. Zor belâ kuyumcu bu surette kurtarılabildi. Bana sık sık ziyarete gelen adamın anlattığı olaya çok güldüm."

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN