Arama

Kitaplardan sinemaya uyarlanmış en beğenilen filmler

Kitap ve film ilişkisi bölünmez bir parçanın bütünleri gibidir. Kendi hayal gücünüzün etkili olduğu kitaplar filmlere uyarlanınca bu kitaplara farklı bir bakış açısıyla bakmanızı sağlıyor. Aslında bu sinemaya edebi lezzet getiren bir yöntem.İnsanlara büyülü bir dünya sunun kitaplardan bazıları uyarlandıkları filmin gölgesinde kalsa da bazıları ise bu durumun tam tersi kitaptaki heyecanı filme aktaramaz. İşte sizler için kitaplardan beyaz perdeye uyarlanmış ve büyük beğeni görmüş filmleri sizler için derledik.

  • 1
  • 60
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM

"Ya insanın yaratılışından bu, ya da ben böyleyim; hep bir şeylerin eksikliğini duyuyordum. Anarhay'da geçirdiğim son bir buçuk yılda oğlumun ve karımın özlemine dayanamaz olmuştum. Geceleri gözüme uyku girmiyordu. Samet'in gülümseyişi, tombul bacakları üstünde düşecekmiş gibi duruşu gitmiyordu gözlerimin önünden. Hele o körpe bebek kokusu sanki içime sinmişti."

Toplumsal ve siyasi geçiş süreçlerinde Kırgız halkının yaşadığı sancıları çeşitli hayat hikâyeleri üzerinden yansıtan Cengiz Aytmatov, bu romanda, hızla gelişen teknolojinin bu halkın yaşayışı üzerindeki olumsuz etkilerine odaklanır. Asıl adı Kırmızı Eşap olan romanda okur, birbirini seven, talihsiz bir olay sonucu yolları ayrılan ve en sonunda garip bir tesadüfle tekrar karşılaşan iki insanın parçalanmış hayatlarına tanık olurken dönemin geniş toplumsal manzarasına da çok çeşitli açılardan bakma imkânı yakalar.

  • 2
  • 60
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM

Cengiz Aytmatov'un Kırmızı Eşarp adlı romanı Selvi Boylum Al Yazmalım ismiyle beyazperdeye uyarlanır. "Sevgi neydi? Sevgi emekti!" repliğiyle Türk sinemasının vazgeçilmezleri arasında yer alan filmde başrolü Türkan Şoray ve Kadir İnanır paylaşıyor.

Birbirlerine körkütük âşık olan İlyas ve Asya'nın arasındaki muhteşem aşkın sonu felaketle sonuçlanır. İlyas, Asya'yı aldatır. Böylece destansı aşk, beklenmedik şekilde sona erer. Hayattaki en büyük tutkusu kamyonu 'Arkadaş' olan İlyas'ın geçimsiz tavırlarının üzerine bu ihanet de eklendiğinde Asya evini terk eder. İlyas başka bir seçenek bırakmaz çünkü.

Tek oğlu Samet'le kimsesiz kalan çaresiz kadın, türlü zorluklar sonrasında Cemşit isimli bir adamla tanışır. İyilik timsali olan Cemşit çaresiz kadın ve oğluna evinin kapılarını açar, kendi ailesiymiş gibi yakın davranır. Yıllarca bu şekilde yaşayan Cemşit ve Asya artık bir aile olmuştur ve Samet Cemşit'e 'baba' demektedir. Her şey böylesine yolunda giderken bir gün ansızın İlyas çıkagelir.

Yönetmen: Atıf Yılmaz

Tür: Dram / Romantik

Süre: 1 saat 35dakika

IMDb puanı: 8, 7

  • 3
  • 60
YILANLARIN ÖCÜ
YILANLARIN ÖCÜ

"Dünyada insan birbirini sevmeli! Sevmezse günler tükenmez! Sevmezse dünya zindan olur. Sevmezse yaşadığının farkına varamaz."

Türkiye'nin güzel mi güzel, yoksul mu yoksul bir köyüdür Karataş. Kara Bayram da bu köyün yoksullarından biridir. Babadan kalma tek odalı bir evde yaşar, iyi huylu karısı, üç yavrusu, bir de evinin direği anası Irazca'yla. Dertli kadındır Irazca, yaslıdır. Ama dişlidir bir o kadar da. Kendi yağlarıyla kavrulup giderlerken, bir gün huzurları kaçar. Muhtar Cımbıldak Hüsnü'nün kayırdığı Haceli evlerinin önüne ev yapmaya kalkışır çünkü. Tabii Irazca dikleşir; kızılca kıyametler kopar köyde ve kasabada. Gelmedik kalmaz başlarına...

Fakir Baykurt, bu romanıyla, köy yerindeki küçük hesapları, bu hesapların peşinde koşan fırsatçıları, onların siyasetteki, bürokrasideki uzantılarını ve o zalimlerin ezmek, yok etmek istediği aydınlık, güzel insanları anlatıyor; kısacası yine "memleket meselelerine" değiniyor. Hem de, sakıncalı damgası yemek ve zamanında pek çok tartışmanın ve dolayısıyla husumetin odağı olmak pahasına...

  • 4
  • 60
YILANLARIN ÖCÜ
YILANLARIN ÖCÜ

İki kez filmi çekilen, edebiyatımızın tartışmasız bir başyapıtıdır. Şerif Gören'in yönetmenliğini yaptığı aynı isimli film 1966 yılında Kartaca Film Şenliği'nde en iyi film seçildi.

Yönetmen: Şerif Gören

Tür: Dram

Süre: 1 saat 38 dakika

IMDb puanı: 7, 5

  • 5
  • 60
ÇALIKUŞU
ÇALIKUŞU

"Aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan, er ya da geç birbirlerine kavuşurlar."

Küçük yaşta annesini kaybeden Feride'ye teyzesi bakar. Subay olan babasını çok az görür. Bir ara izinli gelen babası onu Fransız Dame de Sion okuluna yatılı olarak verir. Çok haşarı olan ve ağaçlardan inmeyen Feride'ye çevresi bu nedenle "Çalıkuşu" adını takarlar. Yıllar geçmiş Feride büyüdüğünde kendisini okulda ziyaret eden teyzesinin yakışıklı oğlu Kamran birbirlerine aşık olurlar. Evlenme hazırlıkları sürerken arada başka bir kadının olduğunu düşünen Feride evden kaçar ve bakanlığa başvurarak öğretmen olarak İstanbul'dan uzakta bir görev ister. Savaşın yoksullaştırdığı Anadolu'da bir köyde öğretmenliğe başlar.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN