Arama

Osmanlı'nın Azerbaycanlı müzisyenleri

Özellikle Anadolu'da, tıp alanında çalışanlar arasında müzik sanatı ile profesyonelce ilgilenen insanlar da vardı. On dört ve on beşinci yüzyıllar içinde yaşamış; notası elimizde olan otuz örnek bestesiyle Abdülkadir Meragi (Meragalı Abdülkadir) bu örneklerin başında gelir. Sizler için Osmanlı'nın Azerbaycanlı müzisyenleri derledik.

  • 1
  • 15
ABDÜLAZİZ MARÂGÎ
ABDÜLAZİZ MARÂGÎ

Yüksek müzik yeteneğine sahip olan Abdülaziz, yıllar boyunca, hatta Fâtih döneminde de Osmanlı sarayında takdir edilen bir sanatçı idi. Bunu, Osmanlı arşiv kayıtlarında onun adının saygı işareti olan "Hâcc Abdülaziz" şeklinde geçmesi de kanıtlar. Burada, Abdülaziz'in babası, Abdülkâdir Marâgî'nin, oğullarının müzik eğitimi ile ciddî ve titiz bir şekilde şahsen meşgul olması ve sonuçta onları üstün müzik üstadları olarak yetiştirmesini hatırlamakta yarar var.

Abdülkâdir'in itirafına göre, onun yaşadığı dönemde artık seviyeli, bilgili icracılar kalmamıştır. Bu nedenle, bestelediği parçalardan sadece hafif, kolay olanlar icra edilirdi, zor müzik yapıtları ise bilgisiz müzikçiler kavrayamadıkları için çoğu unutulup kaybolurdu. Bu durum, Marâgî'yi kaygılandırırdı. Üzüntüsünü, "Bir kez değil, her nefes aldığımda bin kere 'ah!' çekiyorum!" şeklinde kitaplarında ifade etti.

Marâgî'nin kanısına göre, iyi bir müzikçi olmanın esas şartı, icra yeteneği ile müzik bilgisini yoğun çalışmalarla bir araya getirmesidir. Abdülkâdir'in kendi döneminde bile eserlerinin çoğunun kaybolması hakkında acı itirafı, kendi eli ile yazılmış kitaplarının çeşitli nüshalarında yer almıştır.

Bu çok önemli olguya dayanarak (makam-usûl terkibinin değişmesi, Farsça olan orijinal güftelerin unutulması veya yanlış icra edilmesi sonucunda ezginin de farklı bir şekli alması ve diğerleri) günümüzde Abdülkâdir Marâgî'ye atfedilen parçalarının ona ait olmadığı iddiası, belki de üzücü, ama bilimsel bir gerçektir.

Abdülaziz'in bir besteci ve icracı olduğunu, onun Nekâvetu'l-Edvâr (Devirlerin Aydınlatması) müzik teorisi kitabından öğreniyoruz. Abdülaziz müzik bilimine ait "muhtasar" bir kitap yazdığını, elyazmasının birinci varağında söyler. Burada geçen "muhtasar" kelimesi bazı kütüphane kayıtlarında ve kataloglarda yanlışlıkla kitabın adı gibi algılanmıştır. Eserin asıl adı Nekâvetu'l-Edvâr

Nekâvetu'l-Edvâr bir mukaddime ve 12 bâbdan oluşur. II. Mehmed'e Farsça bir beyt de içeren medhiyeden sonra hemen Abdülkâdir'den yapılan alıntılar yer alır. Genel olarak kitabın içeriği, Abdülkâdir Marâgî'nin kitaplarından yapılmış alıntılardan oluşur. Fakat Abdülaziz, kendisinin bestecilik ve icracılık tecrübesine dayanarak önemli ve yeni olguları da ekler. O, esas klasik 12 makamdan türetilmiş ve Abdülkâdir Marâgî tarafından düzenlenmiş 24 şu'be sistemine, bestelediği iki yeni şu'beyi de eklemiştir.

Abdülaziz, 12 mısradan oluşan bir şiirin her iki satırını Arapça, diğer iki satırını ise Farsça yazar. Abdülaziz'in diğer besteleri hakkında bilgi, Külliyât-e Şams-e Rumî eserinde mevcuttur.

  • 4
  • 15
ABDÜLAZİZ OĞLU MAHMUD
ABDÜLAZİZ OĞLU MAHMUD

Abdülaziz'in oğlu Mahmud, babası ve dedesinin yolunda devam ederek dönemin meşhur ûd çalan (udi), besteci (musannif) ve musikişinası olarak tanınır. Mahmud, II. Bayezid'in ve sonra Süleyman Kanunî'nin sarayında gözde sanatçılardandı. Sultân Süleyman devrinde Mahmud, müzisyen topluluğunun en yüksek maaşını -gündelik 47 akçe- alırdı.

Bu toplulukta İran'dan, Azerbaycan'dan gelen veya getirilen birçok müzisyen çalışırdı. Müzik bilimi alanında aile geleneğini devam ettiren Mahmud Marâgî, Makâsidu'l-Edvâr adlı Farsça müzik teorisi konulu bir kitap yazmıştır.

Ünlü dedesinin teorisini özetlenmiş şekilde aktararak, Mahmud daha çok müzik sanatının bestecilik/icrâ taraflarını aydınlatmış, diğer yazılı kaynaklarda rastlamadığımız olgularla müzik tarihini zenginleştirmiştir. Bunların arasında, Abdülkâdir Marâgî'nin büyük oğlu Mahmud'un amcası, 'Ûdi Nûreddîn Abdurrahman ve ud çalgısının tarihine ait önemli bilgiler vardır.

  • 5
  • 15
NÛREDDÎN ABDURRAHMAN
NÛREDDÎN ABDURRAHMAN

Nûreddîn Abdurrahman'ın adı ilk kez, Abdülkâdir Marâgî'nin 1405-1413 tarihleri arasında yazdığı Câmi'u'l-Elhân eserinde geçer. O zaman Abdurrahman 12 yaşında idi. Kendisinin ve kardeşinin mükemmel müzik eğitimini alması için o, babasının yazdığı Cami'u'l-Elhân kitabının tüm yazılış sürecini takip eder, hatta babasından bu kitabın sonuna (hâtime) büyük şâir Sa'di'nin şiirlerinden meşhur bir beytinin, "Garez nakşest kez ma baz maned..." konmasını ister. Abdülkâdir Marâgî de, "onun aziz hatırına" o şiirleri kitabının son kısmına dâhil etmiştir.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN