Peygamberimizin kutlu doğumunun edebiyata yansıması: Mevlid
Müslümanlar tarih boyunca Peygamberimize karşı olan sevgilerini türlü şekillerle ifade etmiş ve edebi eserlerini de bunlara göre şekillendirmişti. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in doğumunu esas alan mevlid türü de bunlardan biriydi. İlk örneklerine Arap edebiyatında rastlanan bu tür, çok geçmeden edebiyatımızda da kendisini gösterdi. Süleyman Çelebi, kaleme aldığı Vesiletü'n-Necat isimli eseriyle mevlid türünde bir çığır açtı ve eser, halk arasında özel dini gün ve gecelerde asırlarca dilden dile dolaştı. Peki, mevlidin edebiyatımızdaki gelişim süreci neydi? Vesiletü'n-Necat kültür ve edebiyatımızda ne tür etkilere yol açtı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Vesiletü'n-Necat eserinin doğuş hikayesi
📜Süleyman Çelebi Bursa Ulucami'de imamlık yaptığı esnada bir vaizin sohbetini dinliyormuş. Vaiz, Bakara Sûresi'nin 285. âyetini açıklarken peygamberler arasında bir fark bulunmadığını, bu sebeple Hz. Muhammed'in Hz. Îsâ'dan ve diğer peygamberlerden üstün olmadığını söyleyince cemaatten bazıları vâize karşı çıkmış, tartışmalar büyümüş.
"Ölmeyip Îsâ göğe bulduğu yol
Ümmetinden olmak için idi ol"
📜İşte tam o esnada Süleyman Çelebi, halkın çok beğendiği bu beyti söylemiş ve Peygamber sevgisini dile getirip onun hayatının bazı bölümlerini içine alacak şekilde eserini tamamlamış.
Peygamberimizin kutlu Mi'rac hadisesini anlatan Mi'raciyyeler
📚Süleyman Çelebi eserini sade bir Türkçe ile yazdı. Duygular ise sanatkarane bir üslupla anlatıldı. Halk arasında çok tanınan ve sevilen bir eser haline gelince, asıl ismiyle değil türün ismiyle yani Mevlid olarak anıldı. Çok sevilen bir eser olması sebebiyle de günümüze pek çok yazma nüshası ulaştı.
📚Eser, yazıldığı dönemden itibaren Osmanlı coğrafyasının hemen her yerinde özellikle Hz. Peygamber'in doğum günlerinde okundu, bestelendi, çeşitli dillere çevrilerek nazireleri yazıldı. Ayrıca başta Balkanlar olmak üzere çeşitli İslâm ülkelerinde bir ibadet anlayışı içinde mübarek gün ve geceler yanında doğum, ölüm, sünnet, evlenme, askere gönderme gibi pek çok vesile ile okutuldu.
"Amine hatun Muhammed annesi
Ol sadeften doğdu ol dür danesiÇünki Abdullah´dan oldu hâmile
Vakt erişdi hefte vü eyyam ileHem Muhammed gelmesi oldu yakîn
Çok alametler belirdi gelmedinOl Rebiul evvel ayı nicesi
On ikinci gice isneyn gecesiOl gice kim doğdu ol hayrûl beşer
Anesi anda neler gördü nelerDedi gördüm ol Habibin ânesi
Bir acep nur kim güneş pervanesiBerk urup çıktı evimden nagehan
Göklere dek nur ile doldu cihanGökler açıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç alemBiri meşrık biri mağribde anın
Biri damında dikildi Kâ´benin"Bildim anlardan kim ol halkın yeği
Kim yakin oldu cihana gelmeği
Süleyman Çelebi'nin Mevlid'inden sonra bu türde pek çok eser kaleme alındı.
15. yüzyılda: Ahmed, Kerîmî, Ârif, Sinânoğlu, Hacı Mustafazâde, Ebu'l-Hayr, Hocaoğlu, Halil, Yahyâ b. Bahşî, Ahmed, Kerîmî, Ârif, Sinânoğlu, Hacı Mustafazâde, Ebu'l-Hayr, Hocaoğlu, Halil, Yahyâ b. Bahşî, Hamdullah Hamdî ve Emîri
16. yüzyılda: Muhibbî, Zâtî, Şemsî, Hasan Bahrî, Abdî, Behiştî, Mehmed Hevâî, Şehîdî, Visâlî Ali Çelebi, Nihânî ve Dervîş
17. yüzyılda: Murâdî, Abdurrahman Ankaravî, Kuloğlu Mustafa, Aklî ve Cismî;
18. yüzyılda: Nahîfî, Salâhî, Bekâî, Ahmed Mürşidî, Selami Mustafa Efendi, Necîb ve Teşrifatçı Edîb Efendi Hasan İlmî, Râgıb Efendi, Kâmî, Keşfî, Nihânî, Rif'at ve Hasan Nâdir Efendi
Son devir mevlit şairlerimiz içerisinde de Mehmed Fevzî Efendi, Mehmed Şemseddin, Ahmet Fehmi Sivâsî, İhramcızâde İsmail Hakkı, Çizmecizâde Vehbî, Tahir Nadi, Muhammed Lütfi yer almaktadır.
📌Mevlidler edebiyatımızda çoğunlukla manzum olarak mesnevi tarzında kaleme alındı.
📌Ortalama 600-1400 beyitten oluşan mevlidlerde genellikle Hz. Peygamber'in doğumu üzerinde duruluyor, ardından Mi'racı ele alınıyor, çeşitli mûcizeleri anlatıldıktan sonra da vefatından bahsediliyordu.