Peygamber Efendimiz bayramları nasıl kutlardı?
Peygamber Efendimiz, bayramları büyük bir coşku içerisinde kutlanmasını arzu eder, bu günleri Müslümanlar için yardımlaşma, dayanışma ve sevinç günleri ilan ederdi. Bayram namazlarını, kadın ve çocukların da katılımıyla musalla adı verilen geniş bir alanda kıldırırdı. Hz. Peygamber'in bayram namazını kıldırmadan önce hurma yemesi sünnet telakki edildi ve bayramda tatlı ikramı geleneğini doğurdu. Peygamber Efendimiz, Ramazan bayramını nasıl kutlardı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Namaz kıldıracağı alana gitmek için evinden çıkarken tekbir getirir, musallaya varıncaya kadar tekbir getirmeye devam ederdi. Yolda "Allah'ım! Senden isteyenlerin hakkı için, bu yürüyüşümün hakkı için -ki şer ve riyâ olsun diye yürümüyorum, senin rızana kazanmak için gidiyorum- beni ateşten koru." şeklinde dua ederdi. (Şâmî, VIII, 528)
Namazgâha geldiğinde önce iki rekât bayram namazı kıldırırdı. Ardından ayağa kalkıp cemaate dönerek hutbe okur, vaaz ve nasihatte bulunurdu. Peygamberimiz, bütün hutbelerine Allah'a hamd ederek başlardı. Ayrıca bayram hutbelerinde çokça tekbir getirirdi. Resûlullah iki rekâtlık bayram namazlarında "Kamer" "Kâf", "A'lâ" ve "Gâúiye" surelerini okuduğu bildirilir.
Cabir ibni Abdullah, Resulullah'ın bayram namazını şöyle anlatır:
"Bayram günü Resulullah (sav) ile birlikte namazda hazır bulundum. Hutbe okumadan önce, ezan okumadan ve kamet getirmeden namaza başladı. Sonra Bilal'e dayanarak ayakta iken Allah'a karşı takva üzere bulunulmasını tavsiye etti. Allah'a itaate teşvik ederek halka vaaz ve nasihatte bulundu. Sonra yürüdü, kadınların bulunduğu tarafa gelince onlara vaaz ve nasihat etti." (Müslim, Salâtü'l-İydeyn: 4)
Resulullah (sav) önem verdiği hususlardan biri bayram namazından sonra sadaka vermekti. İbn Abbas bu konuda şöyle rivayet eder:
"Resulullah (sav), Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte Ramazan Bayramı namazında hazır bulundum. Bunların hepsi de namazı hutbeden önce kıldırır, sonra da hutbeyi okurlardı. Bir defasında Resulullah, hutbeden sonra minberden aşağıya indiğini, cemaatin dağılmaması için eliyle "oturun" işareti yaptığını görür gibiydim. Sonra yanında Bilâl olduğu halde, erkeklerin saflarını yara yara kadınların bulunduğu yere geldi. Resulü Ekrem:
"Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir" (Mümtehine Suresi, 12) ayetini okuduktan sonra kadınlara:
"Sizler bu biat üzere sabit misiniz?" diye sordu. İçlerinden kim olduğu bilinmeyen bir kadın: "Evet, ey Allah'ın Resulü" dedi. Diğerleri cevap vermedi. Bunun üzerine Resulullah, "Öyle ise sadaka verin" buyurdu. Bilal elbisesini yayarak, "Babam, annem size feda olsun! Haydi gelin atın" dedi. Onlar da halkalarını, yüzüklerini Bilal'in elbisesi içine atmaya başladılar."
(Müslim, Salâtü'l-İydeyn: 1)