Arama

Kur'an'da geçen kıssalar

Kur'an-ı Kerim'de, insanın terbiyesi için çoğunlukla kıssa kullanır. Kur'an'da bu kıssalara yer verilmesindeki amaç; insanların ibret alması, müminlerin felaket ve sıkıntılara karşı dayanma gücünün artması, onları teselli etme, dua, sabır ve tevekküle teşvik etmekti. Sizler için yüce kitabımızda yer alan kıssaları derledik.

  • 1
  • 16
KISSA NEDİR?
KISSA NEDİR?

Kıssa kelimesi sözlükte "bir kimsenin izini sürmek, ardınca gitmek; bir kimseye bir haber veya sözü bildirmek" anlamına gelir. Kıssalar, insanların hayatları için ders almaları gereken olaylardır.

Zamanla anlam kaymasına uğrayarak kıssa ile hikâye eş anlamlı görülse durum bundan farklıdır. Kıssalar önemli, ilginç ve gerçektir. Geçmişte yaşanmış fakat insanların unutarak gafil davrandığı olaylar üzerinden insanların dikkatlerini çeker. Hikâyelerden farkı da budur. Hikâyeler, gerçekleşmemiş olayları da kapsar.

1 ayet, 1 hadis, 1 kavram, 1 kıssa

  • 2
  • 16
KUR’AN’DAKİ KISSALARIN AMACI
KUR’AN’DAKİ KISSALARIN AMACI

Kur'an'da kıssalara yer verilmesindeki amaç, Kur'an'ın indiriliş amaçlarıyla örtüşür. İbret ve ders alınmasını sağlama, müminlerin felâket ve sıkıntılara karşı dayanma gücünü arttırmak, onları teselli etmek, dua, sabır ve tevekküle teşvik etmek, Allah'ın peygamberlerine ve seçkin kullarına ihsan ettiği nimetleri hatırlatmak (Âdem-İblîs kıssasında olduğu gibi), Âdemoğullarını şeytandan sakındırmak gibi amaçları bulunur.

  • 3
  • 16
KEHF SURESİ NEDEN NAZİL OLDU?
KEHF SURESİ NEDEN NAZİL OLDU?

Müslümanların sayısının çoğalması üzerine müşrikler, Resulullah'ın peygamber olup olmadığını araştırmak için Nadr b. Hâris ile Utbe b. Muayt'ı Medine'deki Yahudi âlimlerine gönderip kendilerine şu talimatı vermişlerdi: "Muhammed'in durumunu onlara sorun, vasıflarını ve söylediklerini anlatın; onlar kitap ehlidir, peygamberler hakkında bizim bilmediklerimizi bilirler."

Bu iki adam, Medine'ye giderek meseleyi Yahudi âlimlerine anlattılar. Onlar da, "Muhammed'e, geçmiş zamanlarda mağaraya sığınmış gençleri; dünyanın doğusunu ve batısını dolaşmış olan adamı; rûhun ne olduğunu sorun; eğer bunları size bildirirse o bir peygamberdir, ona uyun; aksi takdirde bir falcıdır, ona istediğinizi yapabilirsiniz" dediler.

Bun hadiseden sonra ayeti kerime nazil oldu.

Fikriyat'ın Kur'an-ı Kerim uygulamasında yer alan seçkin hafızlardan, Kehf Suresi'ni dinlemek ve okumak için tıklayın.

  • 4
  • 16
ZÜLKARNEYN KISSASI
ZÜLKARNEYN KISSASI

Hz. İbrahim'in zamanında yaşayan Zülkarneyn (as), nebi ya da hükümdar olma ihtimali vardır. Kur'an'da doğu ve batıya yaptığı seferleri zikredilir. O, yaptığı bu seferlerle devletinin sınırlarını genişletip güçlendirdi.

Batı istikametindeki ilk seferinde karşılaştığı bir halkı tevhit akidesine dâvet etti. Onları şirkten sakınma, Allah'a iman, salih amel gibi dinî-ahlâkî tebliğde bulundu.

Ardından ikinci sefer olarak doğu istikametinde yöneldi. Bu sefer sırasında kendilerini güneşten koruyacak gölgelikleri bulunmayan başka bir kavimle karşılaştı. Güneş, sanki kara bir çamur pınarına batıyor gibiydi. Buradaki halkın bir kısmı iman etti. İman etmeyenlerle harp ederek hepsini mağlup etti. Sonrasında onlar da iman etti.

Zülkarneyn (as), daha sonra dağlık bir bölgeye üçüncü bir sefer düzenledi. Burada Ye'cûc ve Me'cûc diye anılan fesatçı ve saldırgan bir kavim veya kavimlerden şikâyetçi olan bir halk karşılaştı.

Daha sonra muhtemelen kuzeydeki dağlık bir bölgeye üçüncü bir sefer düzenlemiş, bu sefer sırasında Ye'cûc ve Me'cûc diye anılan fesatçı ve saldırgan söz konusu bölgedeki bir geçide demir kütleler ve bakırı eritmek suretiyle sağlam bir set inşa etti.

Bu seddin inşası karşılığında halkın kendisine ücret ödeme teklifini, "Rabbimin bana lütfettiği geniş imkânların yanında sizin vereceğiniz ücretin kıymeti yoktur." diyerek geri çevirdi ancak onlardan kendisine beden gücüyle yardımda bulunmalarını istedi.

Kur'an'da bu olay şöyle anlatılır:

"Sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size onunla ilgili bir parça okuyacağım." Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir yol öğrettik. O da bir yol tutup gitti. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar (gibi) buldu. Orada bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz, "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandıracak veya haklarında iyi davranma yolunu seçeceksin" dedik. O, şöyle dedi: "Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, rabbine gönderilecek; Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak. İman edip iyi şeyler yapan kimseye gelince, onun için de en güzel karşılık vardır. Ve ona işimizden kolay olanını buyuracağız."

Sonra yine bir yol tutup gitti. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık. İşte böyle oldu! Biz onunla ilgili her şeyi ayrıntısıyla biliyorduk.

Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet iki dağ arasına ulaştığında bunların ötesinde nerede ise hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir bedel ödesek kabul eder misin?"

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN