Asr-ı Saadet'te Ramazan ayı nasıl geçerdi?
Asr-ı Saadet'te, on bir ayın sultanı Ramazan'da oruç farz olunduğundan beri heyecanla karşılanırdı. Hz. Peygamber, Ramazan ayında Cebrail'le mukabele eder son on günü itikâfa girerdi. İşte asr-ı saadette Ramazan ayı nasıl karşılanırdı, sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Peygamberimiz, iftar sofrasına başka insanların da çağırılmasına ve beraber iftar edilmesine teşvik ederdi. Şöyle derdi: "Her kim bir oruçluya iftar yemeği yedirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap verilir." (Tirmizi, Savm, 82) İftardan sonra akşam namazını kıldırırdı. Günümüzde de Mekke'de Kâbe ve Medine'de Mescid-i Nebi başta olmak üzere birçok cami ve mescitte bu şekilde iftar sofraları kurulur ve insanlar iftarlarını yaptıktan sonra akşam namazı kılınır.
Her ramazan ayında Peygamberimiz (sav) Cebrail ile beraber Kur'an'ı mukabele ederdi. Peygamberimiz okur, Cebrail ise dinlerdi. İbn Abbas (r.a.) bunu şöyle anlatır: "Peygamberimiz hayır yapma konusunda insanların en cömerdiydi. Ramazan ayında Cebrail ile buluştuğunda da o insanların yine en cömerdi idi. Her gece Cebrail ile buluştuklarında Allah Resulü ona Kur'an'ı arz ederdi (okurdu)."
Bazı rivayetlerde Cebrail'in okuduğu da nakledilir. Bu rivayetlerden bazen Peygamberimizin okuyup Cebrail'in dinlediği, bazen de Cebrail'in okuyup Peygamberimizin dinlediği anlaşılır.
Fikriyat Kur'an-ı Kerim uygulamasından mukabele dinlemek için tıklayın.
Bu günlerden birinde gerçekleşen olayı Ebu Zer (r.a.) anlatır: "(Ramazan'ın) son on günü olunca Rasulullah mescitte itikâfa girdi. (Ramazan'ın) 22'sine denk gelen Pazartesi günü ikindi namazını kıldırdı ve şöyle dedi: 'Bu gece namaz kılacağız, inşallah. Gece namaz kılmak isteyen kılsın!' Bu gece ayın 23'ü oluyordu. Hz. Peygamber yatsıdan sonra cemaate gecenin üçte biri oluncaya kadar (teravih/teheccüt) namazı kıldırdı, sonra bitirdi. Ayın 24'ü olunca bir şey demedi ve gece namaza gelmedi. Sonra 25. geceyi kastederek şöyle dedi: 'İnşallah, bu gece namaz kılacağız. Gece namaz kılmak isteyen kılsın!' Gecenin üçte birine kadar cemaate (teravih/teheccüt) namazı kıldırdı, sonra bitirdi. Ayın 26'sı olunca bir şey demedi ve gece namaza gelmedi. 26. günün ikindi namazı olunca kalktı ve 27. geceyi kastederek şöyle dedi: "İnşallah, bu gece namaz kılacağız. Gece namaz kılmak isteyen kılsın!' Ebu Zer anlatmaya şöyle devam etti: (O gece) namaz için toplandık ve Hz. Peygamber bize gecenin üçte ikisi oluncaya kadar (teravih/teheccüt) namazı kıldırdı. Sonra mescitteki (itikâf) çadırına gitti. Ben kendisine 'Ey Allah'ın Resulü! Sabaha kadar bize namaz kıldırmanı çok isterdik' deyince şöyle buyurdu: 'Ey Ebu Zer! Sen imamınla bu namazı kılıp tamamladığında gecenin tümünü ibadetle geçirmiş gibi sevap alarak bitirmiş olursun.' Hz. Peygamber bu şekilde bir kere kıldırdı. Farz olmasından korktuğu için (cemaatle kıldırmaya) devam etmedi."