Türkiye'nin kalbi milli parklar
Türkiye doğal zenginlikleriyle dünyanın en dikkat çeken ülkelerinden biri. Dört mevsimin yaşanmasıyla zengin bitki örtüsüne ve eski medeniyetlerin buluştuğu bu cennet gibi olan bu güzellikler, kanunlar çerçevesinde koruma altına alındı.
1642 hektar büyüklüğündeki Yedigöller Havzası, 1965 yılında milli park olarak korumaya alındı. Havza kayan kütlelerin vadilerin önlerini kapatması sonucu oluşan, yüzeysel ve yeraltı akışlarıyla birbirine bağlı, kuzeyden güneye 1500 m. mesafede sıralanmış 7 gölden oluşur. Milli park içindeki "Köyyeri" mevkiinde yeni Bizans dönemine ait bulunan kalıntılardan, eski dönemlerde bölgenin bir yerleşim yeri olduğu anlaşılır.
Milli park bünyesinde Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olarak 7 göl vardır. Bu göller aralarında 100 m. yükselti farkı bulunan iki plato üzerindedir. Ortalama 780 metre yükseklikte olan platodaki göllerin en büyüğü Büyükgöl'dür. Parka en çok nisan-kasım aylarında ziyaret edilir.
Denizden yaklaşık 1050 m. yükseklikte Antalya'nın kuzeyinde dağlar arasında gizli Termessos (Güllük) Dağı Milli Parkı antik kenti, yerleşim biçimi, savunma sistemleri ile doğanın sunduğu olanakları en iyi şekilde kullanan kentlerden biridir. Alanın en önemli kalıntıları şehir surları, kuleler, kral yolu, Hadrian kapısı, gymnasium, agora, tiyatro, odeon, mezarlar, kemerler ve drenaj sistemidir. Güllük Dağı'nın dik yamaçları ise Güver Uçurumu ve tipik Akdeniz bitki örtüsünün yanı sıra nesli tehlike altında olan hayvanları da barındıran özel bir bölgedir. Termessos, Homeros'un İlyada destanında Termessos halkı olarak yer alır. Bu antik kent savaşçı yönleriyle tanınan Solimler tarafından kuruldu.
Türkiye'nin ilk milli parkıdır olan Çamlık Milli Parkı, 1958 yılında koruma altına alındı. 1982 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Kafkas Çamı denilen 400 – 500 yaşlarında Karaçam türünü barındırır. Bu çam türü Türkiye'de sadece Çamlıkta bulunmakta ve halen tohum verebiliyor. 30 yakın endemi bitki barındıran milli park, önemli botanik turizm potansiyeline sahip.
İlk milli parkı olan Çamlıkla ilgili rivayetlere göre; Çamlığa ilk fidanı Aslı'nın ardından diyar diyar dolaşan Kerem dikmişti. Yolu, Yozgat yöresine düşen Kerem, Aslısını sordu, bulamayınca Çamlığın bulunduğu kıraç yamaca bir fidan dikip; "Bu çamdan nice çamlar filizlenir, koruk olur, bizi söyler bizi fısıldar." deyip yollara düştü.
Kuş Cenneti Milli Park alanı; Asya- Avrupa –Afrika kıtaları arasındaki kuş göç yolları üzerinde bulunan ve biyolojik çeşitlilik açısından uluslararası düzeyde öneme sahip olan Milli Park, önemli karakterdeki ekosistemleri bünyesinde barındıran bir cazibe merkezi, doğa cennetidir.
Balıkesir il sınırları içerisinde yer alan Kuş Cenneti Milli Parkı, Avrupa Konseyi tarafından çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen 'Avrupa Diploması'nın en üst kategorisi olan A sınıfı Diplomayla 1976 yılında ödüllendirildi ve 1981—1986-1991-1996 yıllarında Milli Park'ın A Sınıfı Diploması yenilendi.
Kuş Cenneti Milli Parkı bünyesinde barındırdığı 266 kuş, 118 bitki ve Kuş Gölündeki 23 balık türü ve çeşitli sürüngen türleri için yaşamsal öneme sahip. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde de yer alan Kuş Gölü, Anadolu'ya gelen Persler tarafından burada valilik kurdu ve buraya paradeisos yani cennet dediler.
Nevşehir ile Avanos – Ürgüp ilçeleri arasında 40 km. alan kaplayan Göreme Milli Parkı her yıl ortalama bir milyon yerli yabancı turisti ağırlıyor. İçinde hem köklü bir tarihi, hem de muhteşem bir doğayı barındırıyor.
Bir yandan asırlardır duruşunu hiç bozmayan ve canlı siluetler gibi görünen peribacaları, yürürken huzura büründüren vadiler, bir yandan peribacalarının içini mesken tutan medeniyetlerin hikâyesini anlatan fresklerle dolu kiliseler… Göreme Milli Parkı içinde Göreme Açık Hava Müzesi, Zelve Ören Yeri, Ürgüp, Ortahisar ve Uçhisar yerleşimleriyle Çavuşin ve Avcılar'da bulunuyor. Bu alanın oluşumu tam 60 milyon yıl öncesine dayanıyor. Volkanlar aktifken püskürttükleri lavlar, Göreme Vadisi'nin zeminini oluşturdu. Yağan yağmurlar, seller ve rüzgârların aşındırmasıyla ile de bölge nakış gibi coğrafyaya kavuştu. Göreme, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline geldi. 6 Aralık 1985'ten beri UNESCO Dünya mirası Listesinde yer alır.