Şiirlerinde İstanbul'u konu alan 10 divan şairi
İstanbul, her dönemde edebiyatın vazgeçilmez ilham kaynağı oldu, yazarlar ve şairler İstanbul'un ihtişamını eserlerinde büyük bir titizlikle işlediler. Şairler yüzyıllarca, İstanbul'u doğal güzellikleriyle birlikte eserlerine konu edindiler. Sizler için İstanbul'un ihtişamını şiirlerine konu edinen 10 divan şairini listeledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
(Taşlıca? – İzvornik, 1582)
Devşirme olarak Osmanlı sarayına alınan ve zamanla gösterdiği başarılarla önemli görevlere gelen Taşlıcalı Yahya, sade ve halk söyleyişine yakın bir dil kullanmıştır.
Dukakin beyleri soyundandı. Devşirme olarak alınıp acemioğlanlar koğuşunda yetiştirildi. Bilgiye ve şiire düşkünlüğü dolayısıyla yeniçeri ocak katibi Şahabeddin Bey'e çırak oldu. kemalpaşazade, Kadri Efendi, Fenarizade Muhiddin Çelebi gibi bilginlerden yararlandı. Birçok sefere katıldı. Yeniçeri Ocağı'nda yayabaşılığa kadar yükseldi. Bursa, Gelibolu ve İstanbul'daki bazı vakıflarda mütevelli görevinde bulundu. Şehzade Mustafa için yazdığı mersiye nedeniyle görevlerinden alındı ve siyasi baskıya maruz kaldı. Uğradığı haksızlara dayanamayarak Rumeli Serhaddi'ne giderek Yahyalı Akıncıları Ocağı'na katıldı.
Şemsi Ahmet Paşa'ya sunduğu Divan'ında oldukça sade bir dille yazılmış, halk söyleyişine dayanan şiirler yer alır. Edirne ve İstanbul şehrengizleriyle Şah ü Geda mesnevisinde bu kentleri çeşitli yönleriyle tanıtır. Başlıca yapıtları: Yusuf ile Züleyha, Gencine-i Raz (1540), Kitab-ı Usul, Gülşen-i Envar'dır.
Sabıkâ bir mühendis-i dânâ
Urdı söz kasrına bu resme binâ
Ki bu fani cihanda var bir şehr
Kadr-i 'unvan ile ferîdü'd-dehr
Adı Kostantiniyyedür ânun
Tahtıdur Şâh-ı âl-i Osmânun
Şevketîle sevâd-ı a'zamdur
Merdüm-î 'ayn-i rûy-i 'âlemdür
Girdi bahr içine o şehr ammâ
Dizine çıkmadı anun deryâ
İki bahr eylemiş o şehri penâh
Biri bahr-i sefîd ü biri siyâh
Yâr gibi o şehr-i meh-peyker
Kuşanur sûrdan gümişlü kemer
Bu 'acebdür ki âsmân kerdâr
Bir kenarında yedi kulesi var
Çekilür asmanda niteki kad
Yücelikde bir ucu fevk'al had
Hak budur kim yüzi suyıdır dehrün
Kapularıdur görür gözi şehrün
Eylemiş bahrı nice bâbı kenâr
Sudadur çeşmi nitekim bîmâr
İçi ebyat ile müzeyyendir
Sanki divân-ı nazm - rûşendir
Cümle beyti musanna ü ma'mûr
Bulamaz kimse bir yerinde kusur
Kurşun örtülü kubbeler yer yer
Yelken açmış gemileri benzer
Sakf-i eflaki gibi dünyânun
İçi kat kat binâdürür anun
Şehr içinde Sipihr gibi bülend
Vardürür bir mekan-ı bimanend
Kaynak: İstanbul'un 100 şiiri, Kültür A.Ş