Arama

Necip Fazıl'ın başyapıtı Çile hakkında 10 bilgi

Necip Fazıl'ın başyapıtı olan Çile, şairin geçirdiği manevi dönüşümün ardından 1962'de yayımlandı. Daha öncesinde yayımlanan kitapların şahsiyetini ve sanatını tam anlamıyla ifade edemediğini söyleyen Necip Fazıl, ilk şiirlerinden başlayarak hepsini bir ayıklamaya tabi tutarak Çile isimli toplu şiirlerinden oluşan kitabını neşretti. Kitapta bir yandan belli bir sanat anlayışıyla tüten şiirler, diğer yandan da "Mutlak hakikati arama işidir" minvalinde şiire dair görüşleri yer alıyordu. Necip Fazıl'ın başyapıtı Çile hakkında 10 bilgiyi sizler için derledik…

  • 3
  • 10
NECİP FAZIL SANAT ANLAYIŞINI ÜÇ DÖNEME AYIRDI
NECİP FAZIL SANAT ANLAYIŞINI ÜÇ DÖNEME AYIRDI

📌Necip Fazıl, sanat anlayışını üç döneme ayırıyordu. Şairin miladı Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıydı. Birinci dönem onu tanımadan önceki zaman ikinci dönem Arvasi'yi tanıdıktan sonra üçüncü dönemi ise ölümünden sonraki zaman dilimini kapsamaktaydı.

"Her şey, her şey şu tek müjdede;
Yoktur ölüm, Allah diyene
Canım kurban, başı secdede,
İki büklüm, Allah diyene"

Necip Fazıl'ın sinemaya uyarlanan eserleri

  • 4
  • 10
SANAT ANLAYIŞINDA ABDÜLHAKİM ARVASİ ETKİSİ
SANAT ANLAYIŞINDA ABDÜLHAKİM ARVASİ ETKİSİ

📌Necip Fazıl şiirlerinden yaptığı seçmeleri zaman zaman kitap haline getirdi. Örümcek Ağı (İstanbul 1925), Kaldırımlar (İstanbul 1928), Ben ve Ötesi (İstanbul 1932) bu seçme şiirlerden oluşan kitaplarıydı. Bundan sonraki şiir kitabının yayımlanması için yirmi üç yıl gibi uzun bir süre geçti. Bu zaman diliminde Abdülhakim Arvasi ile tanışmış, Ağaç ve Büyük Doğu dergilerinin yayımlamakla meşgul olmuştu.

"Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler."

Necip Fazıl'da 'maarif' meselesi

📌Şairin hayatına ve fikirlerine yön veren Arvasi, edebi çizgisini de etkiledi. Bu etkinin bir sonucu olarak Necip Fazıl'ın yeni görüşlerini yansıtan Sonsuzluk Kervanı isimli şiir kitabı ortaya çıktı. Bu şiirler, daha sonra yenileri de eklenerek Çile ve Şiirlerim adıyla tekrar yayımlandı. 1974'te tekrar Çile adı altında, şairin ölümüne kadar da altı defa daha basıldı.

"Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
Sarılan olur da saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam;
Geçip de aynaya, soran olmaz mı?

Bir parçacığım ben, bütüne hasret;
Zaman döne dursun o güne hasret;
Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
Ebediyet boyu bir an… Olmaz mı?"

Necip Fazıl tasavvufla nasıl tanıştı?

  • 6
  • 10
ŞİİRLERİNİ SÜZGEÇTEN GEÇİREREK ÇİLE KİTABINA ALDI
ŞİİRLERİNİ SÜZGEÇTEN GEÇİREREK ÇİLE KİTABINA ALDI

📌Necip Fazıl "Şiirlerim ve Şairliğim" isimli yazısında Çile'yi ana kitabı olarak değerlendirdiğini ifade eder. Şair, bütün şiirleri arasında süzme ve bütünleştirme yaptığını söyleyerek bu kitabın dışındaki şiirleri kendisine mal edilmemesini ister. Nitekim, pek çok dergide yayımlanan muhtelif şiirler şairin Çile kitabına alınmamıştı.

"İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!"

  • 7
  • 10
ÇİLE KİTABI ŞAİRİN HAYATINDAKİ DÖNÜM NOKTASINI SİMGELİYORDU
ÇİLE KİTABI ŞAİRİN HAYATINDAKİ DÖNÜM NOKTASINI SİMGELİYORDU

📌Kitaba ismini veren Çile şiiri, Necip Fazıl'ın sanat hayatının dönem noktasını teşkil eden bir destan niteliğindeydi. İlk kez "Senfonya" adıyla yayımlanmış bu şiirde Arvasi'nin etkileri yoğun biçimde gözlenmekteydi. Necip Fazıl'da filizlenen manevi tohumlar, şiirinin her bir dizesine ilmek ilmek işlenmişti.

📌Dini motiflerle örülü şiir aynı zamanda yüksek bir coşku ve lirizminde de ürünüydü. Birçok duyguyu şiirin bütünselliği içerisinde başarılı bir şekilde yediren üstad, teslimiyet, vehim, sıkıntı, kainat karşısındaki şaşkınlık, sonsuzluk atmosferi içerisinde dizelerini kurgular.

"Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

Ateşten zehrini tattım bu okun.
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı."

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN