“Müslüman aleminin tek romanı”: Hayy bin Yakzan
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Müslüman aleminin tek romanı" olarak tanımladığı Hayy Bin Yakzan, felsefi bir anlatı olma özelliğini taşıyor. Peki, burjuva sınıfının temsili sayılan Batı'daki bir karakterle sık sık mukayeseli incelemelere tabi tutulan bu eserin önemi ve muhtevası nedir? Mukayeseye tabi tutulduğu Batı'daki bu kahraman kimdir? Issız bir adada tek başına yaşayan Hayy, mutlak varlığın bilgisine nasıl ulaşır? Bu soruların cevabı ve daha fazlasını sunabilmek adına Hayy Bin Yakzan anlatısını tahlil ettik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Hayy Bin Yakzan'ı inşa eden fikri temellere bakarsak bu eserin İslam'ın altın çağında ortaya konulmuş bir ürün olduğunu görebiliriz. Batı'nın aksine Ortaçağ'da İslam dünyası felsefe, kelam alanında bilimsel tartışmalar yürütmüştür.
Hayy Bin Yakzan eserinin arka planında kelam ve felsefe terimlerinden olan nazar, istidlal, müşahede, riyazat gibi konular tartışılır.
İstidlâl,bir şey hakkında düşünme tefekküre dalma, araştırma yapma, bir veya birden fazla önermeden başka bir önerme çıkarma, akıl yürütme ve bilinmeyenin bilgisine ulaşabilmek için bilinenleri bir kurala göre sıralamak anlamında kullanılan kelâm ve felsefe terimidir. Hakikatin bilgisine ulaşmada akıl yürütmenin tek başına yetersiz olduğu anlaşıldıktan sonra ikinci aşama devreye girer. Bu aşama riyazat ve müşahede aşamasıdır. Allah'ın zuhur ve tecellilerini görme anlamında kullanılan müşahede terimi varlık hakikatlerinin zihinde algılanan biçiminden farklı olarak görülmesidir.
Metafizik var olması bakımında varlığı konu eden bir kavramdır. Metafiziksel sorgulamalar varlıkla ilk defa karşı karşıya gelmenin ardından başlar. Hayy'ın varlıkla ilk defa karşı karşıya geldiği an; kendisini büyüten ceylanın ölmesiyle ortaya çıkar. Bu vakitten sonra Hayy'ın metafiziksel sorgulamalarına tanık oluruz.
Hayy ilk olarak nazar ve istidlal yolu ile varlığı tasnif etmeye koyularak dış dünyanın bilgisine ulaşır. Varlığı; nesneler, hayvanlar, bitkiler olarak tasnif ettikten sonra kendisinin onlardan biri olmadığını anlar ve ardından "Ben kimim?" sorunsalına yönelir. Hayy bu soru üzerinden yaratıcının bilgisine ulaşmaya çalışır. Duyu organlarıyla dünyayı idrak ederken, aklı sayesinde de metafizik olanı idrak eder. Nazar ve istidlal yoluyla varlıkların bilgisine ulaştıktan sonra ikinci bir aşama olan; riyazet ve müşahadeye geçiş yapar.