Mehmet Akif Ersoy'un Safahat'ı hakkında 10 bilgi
Mehmet Akif Ersoy, yaşadığı devrin siyasi ve sosyal hayatını çok iyi analiz etmiş ve eserlerinde de başarılı bir şekilde işlemiş edebiyatçılarımızdandır. Akif, kimilerine göre bir şair, kimilerine göre bir fikir adamı, kimilerine göre ise manzum bir hikayecidir. Yedi kitap olarak yayımlanan şiir külliyatı Safahat, Akif'in bütün bu yönlerini barındıran eser olması açısından ayrı bir öneme sahip... Peki, Akif'in milli marşımızı neden Safahat'a dahil etmediğini biliyor musunuz?
Önceki Resimler için Tıklayınız
1924 yılında basılan Asım, yazılışı ile basılması arasındaki sürenin en uzun olduğu eserdir. Asım'ın ilk parçaları Sebîlürreşâd'da 1919 Eylülünde çıkmaya başlamış fakat Mehmet Akif'in Anadolu'ya geçiş faaliyetleri araya girdiği için uzun aralıklarla çıkmıştır.
Asım eserinin muhtevası
📌2615 mısradan oluşan kitap hacim olarak ilk Safahat'tan sonra en uzun manzum diyaloga sahiptir.
📌Eserde dört kişi arasında geçen konuşmalar aktarılır. Bu dört kişi Hocazâde, Köse İmam, Köse İmam'ın oğlu Âsım ve Hocazade'nin oğlu Emin'dir.
📌Konuşmaların çoğu Hocazâde ile Köse İmam arasındadır ve memleket meseleleri üstünedir. Köse İmam oğlu Asım'dan dert yanmaktadır. Bozulan aile kurumuna ciddi eleştiriler yöneltilen eserde eski-yeni, halk-aydınlar, mektep-medrese çatışmaları yer alır. Gördüğü olumsuzluklar karşısında Köse İmam ümitsiz olsa da Hocazade her daim ümitlidir, İslam dünyası üzerinde rehaveti attığı vakit kurtulacaktır.
"— Sen işin yoksa devir çamları paldır küldür;
Neslimin şöyle dönüp bakması hattâ züldür.
Gözüm ensemde değil, görmeliyim ben önümü;
Kestik attık hele mâzî denilen kör düğümü!
Ne zamandan beridir bağlıyız artık bıktık;
Demir aldık o sizin an'anelikten çıktık."
✅Mehmet Âkif, bu eserde hayal ettiği ideal Müslüman Türk gençliğini ayrıntılarıyla anlatmış ve bu ideal gençliğe "Asım'ın nesli" adını vermiştir.
✅Asım'ın nesli imkansızlıklar ve kötü şartlar içine doğmuş ve bunlarla mücadele etmeye çalışmıştır. En son örneği de Çanakkale Savaşları'dır.
📌Kitap, Türk ve İslam gençliğinin geleceği için Batı'nın ilmini ve tekniğini öğrenmek üzere Asım'ın Avrupa'ya gönderilmesiyle sona erer.
"Nerdesin hey gidi Berlin? » diyerek yollanınız.
Altı ay, bir sene gayret size eğlence demek...
Siz ki yıllarca neler çekmediniz, hem gülerek!
Hani, bir ömre bedeldir şu geçen her gününüz;
Bir gün evvel gidiniz, bir saat evvel dönünüz.
Şark'ın âgûşu açıktır o zaman işte size;
O zaman varmanın imkânı olur gâyenize;
O zaman dinlerim artık seni, Âsım, bol bol..."
🔎Bunları biliyor musunuz?
Şairin ünlü "Çanakkale Şehitlerine" şiiri, Âsım'ın sonlarına doğru Hocazâde tarafından söylenen bir manzumedir. Yeni nesilden umutlu olan Hocazâde, gençleri beğenmeyen Köse İmam'a karşı Âsım'ın neslini savunurken kahramanlıklarının bir örneği olarak Çanakkale Savaşı'nı ele alır.
"Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle "Bu: Bir Avrupalı!"
Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!"
Asım eserinin muhtevası
📌2615 mısradan oluşan kitap hacim olarak ilk Safahat'tan sonra en uzun manzum diyaloga sahiptir.
📌Eserde dört kişi arasında geçen konuşmalar aktarılır. Bu dört kişi Hocazâde, Köse İmam, Köse İmam'ın oğlu Âsım ve Hocazade'nin oğlu Emin'dir.
📌Konuşmaların çoğu Hocazâde ile Köse İmam arasındadır ve memleket meseleleri üstünedir. Köse İmam oğlu Asım'dan dert yanmaktadır. Bozulan aile kurumuna ciddi eleştiriler yöneltilen eserde eski-yeni, halk-aydınlar, mektep-medrese çatışmaları yer alır. Gördüğü olumsuzluklar karşısında Köse İmam ümitsiz olsa da Hocazade her daim ümitlidir, İslam dünyası üzerinde rehaveti attığı vakit kurtulacaktır.
"— Sen işin yoksa devir çamları paldır küldür;
Neslimin şöyle dönüp bakması hattâ züldür.
Gözüm ensemde değil, görmeliyim ben önümü;
Kestik attık hele mâzî denilen kör düğümü!
Ne zamandan beridir bağlıyız artık bıktık;
Demir aldık o sizin an'anelikten çıktık."
✅Mehmet Âkif, bu eserde hayal ettiği ideal Müslüman Türk gençliğini ayrıntılarıyla anlatmış ve bu ideal gençliğe "Asım'ın nesli" adını vermiştir.
✅Asım'ın nesli imkansızlıklar ve kötü şartlar içine doğmuş ve bunlarla mücadele etmeye çalışmıştır. En son örneği de Çanakkale Savaşları'dır.
Mehmet Akif'in son kitabı Gölgeler, 1933'te Kahire'de yayımlanmıştır.
Gölgeler eserinin muhtevası
📌Kırk bir şiirin yer aldığı kitap, ayetlerin ve hadislerin serbest yorumlarını içerir.
📌Eserde irade, ümit ve gayret temaları yoğunluktayken, şairin gurbet hayatındaki bezginliklerini de yansıtan ögelerde karşımıza çıkar.
✅Bu kitabı önemli ve ayırt edici kılan özelliklerinden biri şairin tasavvufa meylini gösteren şiirlerinin yer almasıdır.
📌Sanatkar başlıklı şiiri, Akif'in Müslümanların dert ve hayal kırıklıklarıyla geçen hayatının kısa bir özeti niteliğindedir.
"Şu kubbeden ne ziya var, ilaç için, ne şada,
Bütün nasibi o ıssız, o sermedi yelda!
Harim-i kalbime indim mi, titrerim tir tir,
Adım başındaki iz, çünkü bir gurub izidir.
Evet, gurub izi, lakin, adem misali derin,
Tulu'u mahşere kalmış batan güneşlerimin!
Neden, fakat, heyecanın? Nedir yüzündeki yaş?
Sonunda yolcunu incitme, ey güzel yoldaş!
Huda bilir ki dayanmaz, taş olsa bir sine,
O gözlerinde dönen sağnağın dökülmesine.
Hayır! Yakar beni derdimle aşina çıkman,
Bırak, ben ağlıyayım, sen çekil de karşımdan.
Bela mı kaldı ki dünya evinde görmediğim?
Bırak, şu yaşları, hiç yoksa, görmeden gideyim!"