İfade aktarımında dijital parmak izi: Yazı stilleri
Milattan öncesinde insanın kendisini ifade etmesinden doğan semboller kümesiydi alfabe. Resimlerle başladı, çizgilerle devam etti serüveni. Zaman ilerledikçe el yazısıyla yazılan alfabeler kişiye özel olmaya başladı. Hatta kişilik özelliklerinin yazıyla alakası olduğu bilim tarafından araştırma konusu. Teknolojiyle beraber tuşlarla duygularımızı sembolleştirirken de kendimize ait yazı tarzını parmak izimiz gibi özelleştiriyoruz. Teknolojinin yazı stilleri nasıl doğdu? Sizler için araştırdık.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Wingdings olarak bilinen bu tuhaf yazı tipi, dijital hale getirilmeden önce, 1984 yılında Londra'da düzenlenen Uluslararası Tipografi Derneği Konferansı'nda yayınlandı ve sergilendi. 1990 yılında yazı tipini satın alan Microsoft, "Wingdings" ismini verdi ve tuşlara farklı işlevler atayarak klavye düzenine yerleştirdi.
Lucida yazı tipinin karakterleri, Wingdings'in temelini oluşturuyordu ve bu karakterler, içlerinde beden işaretlerinin, ortaçağ el yazmalarının yahut modern icatların bulunduğu çok değişik kaynaklardan seçilmişti.
Tasarımcısı Vincent Connare, çocuklara yönelik bir yazılım olan ve piyasaya sürülmek üzere hazırlanan Microsoft Bob'un yazı tipini görünce o yazı tipinin, ürün için fazla ağırbaşlı olduğunu düşünüp çok daha dinamik bir şey olması gerektiği fikrinden yola çıkarak Comic Sans'ı tasarladı. Karikatür balonlarındaki harflerden esinlenen Connare'nin, yazı tipi tasarlamak için kullanılan bir programda harfleri yuvarlamasıyla ortaya, basit ve eğlenceli bir yazı tipi çıkmıştı.
Connare'nin tasarladığı bu yeni yazı tipi, firmanın mevcut dizgesine uymadığından Microsoft Bob yazılımı için seçilmemişse de, Movie Maker programında kullanılmış ve daha sonra Windows 95 işletim sistemine dahil edilmiştir. Comic Sans, görünüşünü beğenmeyenlerin yergilerine maruz kalsa da, Microsoft'un sayısı milyonları bulan müşterileri arasında popülerliğini korumakta ve bilhassa disleksi çocuklarla çalışan insanlar için favori yazı tipi olarak kabul edilmektedir.
"İtalik" ve "bold" yazı tipi stilleri, 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarına kadar mevcut değildi. Centaur yazı tipiyse İngiliz şair ve romancı William Morris'in, Fransız gravür ustası Nicolas Jenson'un 15. yüzyıla ait baskılarından etkilenmesi ve bu baskılarda kullanılan yazı tipini tekrar canlandırmak istemesiyle ortaya çıktı. Morris, 19. yüzyıla ait kendi çalışması için, Jenson'un erken dönem yazı tipini taklit eden başka bir yazı tipini kullandı, ama Jenson'un döneminde italik ve bold stillerinin bulunmaması nedeniyle tuhaf bir ikilemle yüz yüze kaldı. Sonunda italik stilin Centaur'a eklenebilmesi için bir otuz yılın daha geçmesi gerekti.
Aynı zamanda matbaa harfi tasarımcısı olan Papalık kâtibi Ludovico Vicentino Degli Arrighi, bazı çalışmalarını, kendi kaligrafisinden yola çıkarak italik karakterler içerecek şekilde bastı ve öteki tasarımcıların italik stile katkıları bir yana, onun adı, her zaman en zarif versiyonlarla birlikte anılmaya devam etti. Bold stiliyse 1913 yılında uluslararası bir komitenin Paris'te yapmış olduğu bir toplantıda ortaya çıktı. Komite, konferans süresince farklı boyut ve stillerde alfabelerin yer aldığı bir liste hazırlamıştır ve bu listede yer alan bazı yazı tipleri, günümüzde hâlâ haritacılar tarafından kullanılıyor.
Copperplate Gothic, isminde yer alan nitelemeye rağmen, aslında gotik bir yazı tipi değil, çünkü gotik yazı tiplerinde, (büyük harf "T" nin üst çubuğunda olduğu gibi) tırnaklar bulunmaz. Bu yazı tipiyle ilgili en sıra dışı şey, Copperplate Gothic'in en başta yalnızca metnin anahtar kelimeleri ve başlıkları için düşünülmüş olması ve bu sebepten tasarımcı Frederic Goudy'nin sadece büyük harfleri tasarlamasıdır.
1929 yılında, İngiliz gazetesi The Times, tipograf Stanley Morison'u, yeni bir yazı tipi tasarlaması için görevlendirdi ve Morrison'un, gazetenin sanatçısı Victor Lardent'in yardımıyla oluşturduğu Times New Roman, kullanıcılar arasında popüler hale geldi.
Bu ağırbaşlı yazı tipi, onca popülerliğine ve avukatlık mesleği de dahil olmak üzere birçok alanda kullanılmasına rağmen, bazı eleştirilere maruz kalmaktadır. Eleştirenler, harflerin, sönük ve monoton olduğunu ve kullanıcının hayal gücü yoksunluğunu yansıttığını ifade ederler.