Arama

Eğitimini yarıda bırakan yazarlar

Necip Fazıl'dan Refik Halid Karay'a, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Edip Cansever'e birçok yazar, edebiyat dünyasına damgalarını vurdu. Yaşadığı çağı hatta kendinden sonraki çağları etkileyip değiştiren bu yazarların hayatları, her zaman merak uyandırdı. Kendi dönemini ile sınırlı kalmayıp sonraki nesilleri de etkileyen yazarlardan bazılarının yüksek tahsili yoktu. Peki, edebiyatımızın mihenk taşları olan usta kalemler, hangi bölümleri terk ederek tahsillerini yarıda bıraktı?

  • 1
  • 27
PEYAMİ SAFA
PEYAMİ SAFA

Peyami Safa, 2 Nisan 1899'da İstanbul Gedikpaşa'da doğdu ve ismi Tevfik Fikret tarafından konuldu. Babası Trabzonlu köklü bir aileye mensup olan şair İsmail Safa, annesi Server Bedia Hanım'dı. Bir buçuk yaşındayken babası sürgünde bulunduğu Sivas'ta vefat etti.

Ağabeyi İlhami ile birlikte annesi tarafından zor şartlarda yetiştirildi. İlköğrenimine devam ederken sağ kolunda ortaya çıkan kemik veremi yüzünden kendini çok küçük yaşta doktorların, hasta bakıcıların ve ilaç kokularının arasında buldu. 1910'da başladığı Vefa İdadisini bu hastalık ve ailesinin geçim zorlukları sebebiyle bırakmak zorunda kaldı.

Babasının yakın arkadaşlarından Abdullah Cevdet'in hediye ettiği Petit Larousse'u ezberleyerek başladığı Fransızcasını ilerletirken edebi eserlerin yanı sıra tıp, psikoloji ve felsefe kitaplarına ilgi duydu.

Tiyatro eğitimi almak için Darülbedayi imtihanlarına girdi, fakat başarılı olmasına rağmen devam edemedi.

Savaş şartlarında geçim sıkıntısı artan annesinin yükünü hafifletmek için Posta-Telgraf Nezarethanende göreve başlatıldı. Ardından Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihad Mektebi'ne muallim olarak girdi ve bir süre Düyûn-ı Umûmiyye İdaresi'nde çalıştı.

Peyami Safa'nın edebi hayatı on bir yaşında iken yazdığı Piyano Muallimesi adlı hikaye ile başladı. On üç yaşında iken Eski Dost adlı bir roman denemesi yaptı. Safa, 1928-1940 yılları arasında gazetelerde hem Server Bedi hem de Peyami Safa imzasıyla yazılar kaleme aldı.

Kendi neslinin birçok aydını gibi fikir hayatını derin şüphe ve tereddütler içinde geçiren Safa'nın hastalıklı bir çocukluk dönemi geçirmesi onun bedenini zayıf bıraksa da edebi kişiliğinin gelişmesinde etkili oldu. Hayatının önemli bir kısmını hastane köşelerinde geçen romancı, tıp konusunda birçok doktoru aşan birikim, uzmanlık ve tecrübe kazanarak bu bilgileri romanlarında sıkça kullandı.

Kalem kavgaları, fikri çatışmalar ve hastalıklarla ömrünü sürdüren Safa, Erzincan'da yedek subay olarak görev yapan oğlu Merve'yi 27 Şubat 1961'de kaybetmesiyle derinden sarsıldı. Çiftehavuzlar'da bir dostunun evindeyken tansiyonu yükselerek beyin kanaması geçiren usta yazar, 15 Haziran 1961'de hayata veda etti.

  • 4
  • 27
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR

1864 yılında doğan Hüseyin Rahmi Gürpınar, İstanbul'un çeşitli iptidai ve rüştiye okullarından mezun olduktan sonra Mekteb-i Mülkiye'ye kaydoldu. Fakat hastalık nedeniyle okuldan mezun olamadı.

Daha sonra adliye mekanizmasının çeşitli birimlerinde memur olarak çalışmaya başladı ve zamanla hayatını kalemiyle kazanır hale geldi. Devrin birçok gazetesinde de yazmaya devam eden yazar, bir taraftan da natüralist edebiyat çizgisinde romanlarını kaleme aldı.

Günümüzde müzeye çevrilen Heybeliada'daki köşkünde 1944'de yılında vefat eden yazar aynı zamanda milletvekiliydi.

Usta yazar eserlerinde, İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantısını, aile geçimsizliklerini, mahalle kadınlarının kavgalarını, batıl inançları, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu kriz ve değişimleri gözlemci bir mizah diliyle ele aldı. İstanbul'u tüm canlılığıyla anlatan yazar, sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak bilinir.

Toplumcu bir sanat anlayışıyla yazılarını kaleme alan Gürpınar, eserlerinde kullandığı yalın dil ile en çok okunan yazarlar arasında yer aldı. Gürpınar, roman ve öykülerinde seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuştururken olayları hem komik hem acıklı yönleriyle anlattı.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN