Doğu'nun dillere destan 4 aşk hikayesi
İskender Pala tarafından "Gök kubbenin altındaki en gizemli kelimelerden biri..." olarak ifade edilen aşk, asırlar boyunca birçok yazar, şair, düşünür ve sanatçı tarafından binbir şekilde tanımlanmıştır. Neredeyse bütün duygu ve düşünceleri hızla tükettiğimiz günümüz modern dünyasından geçmişe baktığımızda büyük hikaye ve destanlara konu olan aşklarla karşılaşıyoruz. Doğu eserlerinde yer alan aşklar; kimi zaman sevgili uğrunda can vermek şeklinde karşılığını bulurken kimi zaman manevi bir dünyaya doğru yolculuğa çıkarıyor. En nihayetinde yüce bir duygu olarak varlığını sürdürüyor. İşte Doğu'nun dillere destan 4 aşk hikayesi…
Önceki Resimler için Tıklayınız
Edebiyatımızda Hüsrev ile Şirin
📌Türk edebiyatında ise Hüsrev ve Şirin, 15. yüzyıldan sonra Ferhat ile Şirin'e dönüşmüştür. 15. yüzyıl ortalarından itibaren Türk edebiyatında da Hüsrev ve Şirin konusunu işleyen mesneviler yazılmaya başlanmıştır. Eserin Ferhat ile Şirin'e dönüşmesinde bilhassa Ali Şir Nevai'de felsefi bir düşünce vardır.
📌Türk edebiyatında yazılmış bilinen yirmi iki mesneviden bir kısmı doğrudan doğruya tercüme şeklinde, geri kalanların çoğunluğu ise hikâyenin aslında olmayan fakat yerli unsurlarla bezenmiş özgün bir hikaye durumundadır.
📌Hikâye, Türk edebiyatına ilk önce Altın Orda şairi Kutb'un Nizami'den tercüme ettiği Hüsrev ü Şirin ile girmiştir.
📌Anadolu sahasında ilk Hüsrev ü Şirin'i Aydınoğlu Îsâ Bey adına 1367'de Fahrî kaleme almıştır. Nizami'nin eserini tercüme eden Fahrî ayrıca Şâhnâme'den de faydalanmış ve mesnevinin konusunda bazı değişiklikler yapmıştır.
📌Nevâî'den sonra bu aşk macerasını mesnevi şeklinde anlatan şairlerin çoğu Osmanlılar arasından çıkmıştır.
📌 Bu şairlerin çoğu II. Bayezid devrinde yaşamıştır:
↪Ahmed Rıdvan ↪Muîdî ↪Sadrî ↪Hayâtî ↙Harîmî ↙Lâmiî Çelebi
➡"Ederken nale vü efgan u feryad
Bu ebyatun kılur ma'nasını yad"
Şeyhi'nin Hüsrev ü Şirin'i
📌Şeyhi, II. Murad adına kaleme aldığı mesneviyle Türkçe'de yazılan en güzel ve en başarılı Hüsrev ü Şirin'i 15. yüzyılda meydana getirmiştir.
📌Şeyhi 6944 beyitlik II. Murad'a ithaf ettiği eserini onun tahta çıktığı sırada yazmaya başlamış, fakat tamamlayamadan vefat etmiştir. Bu mesnevide Medâin Hükümdarı Hürmüz'ün oğlu Hüsrev ile Ermen melikesi Mihîn Bânû'nun yeğeni Şîrin arasındaki aşk anlatılmaktadır.
➡"Hazân-ı gam kılarsa beni toprak
Senin eksilmesin bâğında yaprak"
Hüsrev ile Şirin'i neden okumalıyız?
📌İran edebiyatı kaynaklı Hüsrev ile Şirin, Divan edebiyatının henüz yeni gelişim gösterdiği bir dönemde yazılması nedeniyle, nazım dili, üslûp, edebî sanatlar ve hayal gücü bakımından seçkin bir yere sahiptir.
📌Bu kadim öykü günümüzde popüler kültürde farklı sanat dallarında da karşılığını bulmuştur. Manastırlı Mehmed Rifat tarafından Hüsrev ü Şirin adını taşıyan on dört fasıllık bir tiyatro eseri haline getirilmiştir. Azerbaycanlı bestekâr Üzeyir Hacıbeyli tarafından "Ferhad ile Şirin" operası meydana getirildiği gibi Ali Şeyhülislâm da "Operet-i Hüsrev ü Şirin"i tertip etmiştir.
📌Zebîh Bihrûz 1920'de İngilizce olarak bir Hüsrev ü Şirin senaryosu yazmış, Şâh-ı Îrân ve Bânû-yı Ermen adıyla yayımlanan eser filme de alınıp İran'da ve başka ülkelerde gösterilmiş ve ilgi uyandırmıştır.
📌Hikâye ayrıca eskiden beri "Ferhad ve Şîrin" adıyla karagöz oyunlarında müstakil olarak işlenmiştir. Mesnevinin ön plandaki kahramanları ayrıca divan edebiyatında çeşitli edebî sanatlarda mazmun olarak da anılmıştır.
📌Resme veya fotoğrafa bakıp aşık olma edebiyat ve diğer sanat kollarında sonraki yüzyıllarda bir temaya dönüşür. Edebi eserlerde karşımıza çıktığı gibi sinemada da kendisine yer edinmiştir.
📌Edebiyatımızdaki ilk realist romanlarından biri olan Sergüzeşt'te de bu temaya rastlarız. Bu temanın en bariz biçimde kullanıldığı roman ise Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna eseridir. Geleneğe ait bir temanın modernize edilmiş biçimiyle karşımıza çıkan romanda Raif Efendi Almanya'da bir sergide uzun uzun bir portreyi izler ve portredeki kişiye aşık olur.
📌Aynı zamanda Metin Erksan'ın Sevmek Zamanı filminde de bu tema işlenmiştir. Baş karakter, çalışmaya gittiği evde gördüğü bir resme aşık olur ve günlerce bu eve gelip resmi seyre dalar. İşte kadim öyküler, yüzyılları aşarak günümüz sanatına etki edebilecek bir güçtedir...
📌Hüsrev ile Şirin'i okumak, günümüz modern sanatını anlama, anlamlandırma ve yorumlama açısından büyük öneme sahiptir.
➡Anun bir kasrı vardur cennet abad
Felekden almış anun resmin üstad
➡Münakkaşdur der ü divar-ı rengin
Nişimen idinüpdür anı Şirin
Bunları biliyor musunuz?
📌Çağatay edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Ali Şir Nevai de Hüsrev ve Şirin mesnevisi yazan şairlerden biridir. Fakat Nevai'nin eserinin diğer şairlerin eserinden düşünce yapısı olarak ayrılan bir yönü vardır.
📌Daha önce yazılmış olan "Hüsrev ü Şirin"leri incelemekle işe başlayan Nevai, konunun özünde bir değişiklik yaparak Hüsrev yerine Ferhad'ı merkeze alır.
📌Nevai'nin eserini diğerlerinden farklı kılan özellik milliyetçi duygularını esere yedirmesi ile aşk karşısındaki tutumudur. Nevai'ye göre aşkı terennüm eden bir eserde, aşkın lezzetinden ziyade ıstırabını yaşayan kişinin ön planda tutulması gerekir. Böylece diğer mesnevilerde ikinci derecede yer alan Ferhad'ın macerası Nevai'nin kaleminden Şark masallarından alınmış ejderha, sihirli ayna, tılsım açma gibi sözlü gelenekle yoğrulan orijinal motiflerle başlı başına bir hikâye haline gelir.
📌Nevâî'nin bu eserindeki hareket noktası ilâhî aşka ulaştıracak platonik aşk motifidir. Dolayısıyla aşk ve aşk azabının asıl yüzü Ferhad'ın macerasında somutlaştırılır. Hüsrev'in duygularını sadece bir heves olarak kabul eden Nevâî onun maddî aşkını önemsiz bulur.
➡"Bin yıl çekerse ışk gamından garameti
Yoh gönlümün bu mihnete bir dem nedâmeti"
Şem ile Pervane'nin içeriği
📌Klasik edebiyat aşkı anlatmayı hedeflerken aslında insanın içsel yolculuğuna bir ayna tutar. Surette anlatılan bir aşk hikayesi gibi görünürken sirette anlatılan insanın manevi hayatında seyr ü sülükte yaşadığı değişimler ve veçhelerdir.
📌Bunun en bariz örneklerinden biri de tasavvufi aşkın alegorik ve sembolik bir biçimde anlatıldığı Şem ile Pervane hikayesidir.
➡"Sen öfkelendiğin zaman
Senin etrafında ben pervâne gibi binlercesi yanar."
Şem ile Pervane eserini incelemek ve satın almak için tıklayınız
Şem ile Pervane'nin konusu
📚Bu hikayede, geceleri ışığın çevresinde dönen pervana aşığı simgeler. Şem, mum anlamına gelir, pervana sürekli etrafında döndüğü bu muma aşıktır. İlk başta maşukunun ışığıyla varlığını aydınlatan ona bir anlam bulmaya çalışan Pervane, zamanla, geçirdiği içsel yolculukla varlığını Şem'de yok etmeye çalışır ve kendisini mum ışığına atarak sevgilisine kavuşur. Şem maşuk yani sevgili rolünü üstlenir. Şem yanarak yavaş yavaş yok olup kendisini aşığına sunarken, Pervane'de onun etrafında yanarak günlerini geçirir. Bu açıdan simgesel bir aşık ve maşuk portresi bize sunulur.
➡"Cihanı yaratan Yaratıcı sensin,
Dinin, gönlün ve canın sahibi sensin.
Tıpkı geceyi aydınlatan ay mumu gibi
Gündüzün gözü seninle aydındır."