Bu hafta vitrindeki kitaplar
Bu hafta sonunu kahvesi ve kitabı ile geçirmek isteyenler için ne okusam derdine son ! Haftanın 10 kitap önerisi sizlerle...
Çocuklar yürek yakan bir sesle ağlıyor: "Anacığım, ölme!" deyip hıçkırıyorlardı. Ana gayri ihtiyari yavrularının yüzüne bakıp ağlamak istese de takati yetmiyordu. Yavaş yavaş gücünü kaybediyordu. Son nefesinde biçare ana tüm gücünü toplayıp kollarını açtı, yavrularını kucaklayıp öptü ve zayıf bir sesle dedi: "Yavrularım ben ölüyorum. Birbirinizden sahip çıkın. Öyle bir adam yok ki, sizi ona emanet edeyim. Aslan, sen onlardan yine biraz büyüksün, umudum sendedir. Aslan, oğlum, bari sen yavrularıma sahip çık. Allah'ım, üç yetim yavrumu sana emanet edip gidiyorum. Canım yavrularım!"
Genç yaşta hayata veda etmesine rağmen Azerbaycan edebiyatında kendisine muteber bir yer edinen Cafer Cabbarlı'nın hikâyelerinde 20. yüzyılın başlarındaki insan ve şehir portrelerini görecek, Anadolu ve Kafkas Türklerinin acıda, sevinçte, kültür ve yaşamda birbirlerine ne kadar benzediklerine bir kez daha şahit olacaksınız.
D&R'dan almak için tıklayın...
"Bu anlattıklarımız çığlık kuşlarıdır.''
Denemelerine bulunmaz Hint kumaşı gözüyle bakılan ve her denemesi altın değerinde olan Salâh Birsel, sanatı ve sanatçıları yaşam öyküleriyle ele alarak okurlarını merak dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Bir Zavallı Sarı At, caz sanatçısı ve saksofon virtüözü Charlie Parker'dan intiharını anbean kaydeden Beşir Fuat'a; Virginia Woolf'tan James Joyce'a ve Henry Miller'a dek pek çok kişinin hayatından çeşitli kesitleri bir araya getiriyor. Kusursuz üslubuyla müziğin şehirle, sinemanın edebiyatla buluştuğu satırlar kaleme alan Birsel, kimsenin bilmediği bir Beyoğlu defterini de okurlarına açıyor.
Bir Beyoğlu defteri…
Edebiyat dünyasında yazılarına Kaşıkçı Elması gözüyle bakan ve her denemesi sıkı takip edilen yeni Kaşıkçı'lar türetmeye çalışan Salâh Birsel'in bu eseri, on iki eşsiz denemeden oluşuyor. Kitaba da adını vermiş olan ilk deneme, "Bir Zavallı Sarı At". Birsel bu yazıda Plutarkhos ile bahse başlar ve oradan Charlie Parker'ın Yaşamı adlı yaşamöyküsünü anlatmaya girişir.
D&R'dan almak için tıklayın...
sefil odalarda
amaçları sizinkinden daha iyi olan
salak şarapçılarla içtim
gözlerinde hâlâ biraz ışık
seslerinde hâlâ biraz hassasiyet vardı
ve sabah olduğunda
hepimiz berbat durumdaydık ama hasta değildik,
yoksulduk ama kandırılmamıştık,
ve yataklarımıza uzanıp
öğleden sonra kalktık
milyonerler gibi.
Charles Bukowski açık yürekli, dobra sözlerle acıyı, nefreti, sevgiyi ve güzelliği yazıyor. Bir ömür boyu biriktirdiği hayat deneyimini kendi yaşadıklarından ve sıradan gibi görünen olaylardan yola çıkarak anlatıyor.
Alacı Kuş Bana Şans Dile, Avi Pardo'nun Türkçesiyle okuyucularla buluşuyor.
Yeraltı edebiyatı denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Bukowski'nin en dikkat çekici özelliklerden biri olan üslubu bazen insanı şaşırtıyor bazende kahkaha attırtıyor.
"Yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. Yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür. Bununla övünmüyorum ama önemliydi benim için. Odanın karanlığı güneşti bana."
''Konuş, ama kimseyi ikna etmeye çalışma.''
Büyülü bir gerçeklik
Paulo Coelho yeni kitabı ile bizlere 'Hippi'de kendi 'ol' yolculuğunu götürüyor.
"1970 yılının Eylül ayında, dünyanın merkezi olma şerefi için yarışan iki mekân vardı: Londra'daki Piccadilly Circus ve Amsterdam'daki Dam Meydanı… 1970 yılının Eylül ayında uçak biletleri ateş pahası olduğundan uçakla seyahat ancak elit kesim için mümkündü. Gençlerden oluşan muazzam bir kitle içinse durum farklıydı. 1970 yılının Eylül ayında dünyaya kadınlar hükmediyordu… Genç hippi kadınlar demek belki daha doğru olur…"
1970 yılının Eylül ayında, yazarlık hayalleri kuran Paulo, özgürlük peşinde dünyayı dolaşırken Karla'yla karşılaşınca ikisinin de yaşamı kökten değişecekti; Peru'nun kayıp şehirleri, Brezilya'nın zindanları, Amsterdam'ın arka sokakları, İstanbul'un çarşıları bir bütünün parçaları haline gelecekti…
Hippi, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan barışçıl bir neslin arayış ve dönüşüm öyküsü.
Paulo Coelho'nun kendi yaşam öyküsüne belki de en yakın eseri Hippi beş ayrı kapakla okuyucularla buluşuyor.
Bu otobiyografik roman ile kendi gençliğini ve yaşadıklarını anlatan Paulo Coelho 70'lerin popüler akımı Hippileri ve bir hippi olmanın ne demek olduğunu amacını okuyucuya, kendi anılarıyla anlattığı bir eser. Hippi denince akla renkli bol kıyafetler ve sandalet giyen vejetaryenler dışında birçok farklı ögeyi anıları ile öne çıkartıyor.
Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem?
Polisiye romanlarının usta kalem olan Ahmet Ümit'in kaleminden yeni bir komiser nevzat macerası ile okuyucu ile buluşuyor. Bazı kitap karakterleri okuyucu o kadar etkiler ki , bağ kurmadan edemez insan; Dan Brown okuduğumuzda nasıl Robert Langdon'u bekliyor ise Ahmet Ümit okurken de Başkomiser Nevzat'ı bekliyor.
Suriyeli sığınmacıların hayatlarına girerek yaşanılan dramı okuyucunun dâhil edildiği bu dram hikâyesini bir solukta bitirebileceğiniz bu kitabın yazarın olan Ahmet Ümit'i böylesine hassas ve ince bir konuya kusursuzca değinmesi takdire şayan. Bazı kitaplar o kadar gerçektir ki başınızı kaldırınca gerçek dünya ile bağlantınızın kesildiği… İşte bu kitapta öyle... Ahmet Ümit bu romanı ile ''empati duygusunu'' yitirenler ve çoğu zaman görmezden gelenlere tekrar hatırlatıyor. Ne demişler, romanlar bir toplumun aynasıdır. Ahmet Ümit bu cümleye adeta imzasını atarak bir yazarın sosyal olayları yansıtmada ne kadar etkili olduğunu gözler önüne seriyor. Körebe kimdir sorusuna cevap aramak için bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap raflarda sizi bekliyor.