Arama

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın derslerinde işlediği konular

"Zaman" şairi olarak adlandırılan Ahmet Hamdi Tanpınar, ömrünün uzun bir döneminde öğretmenlik yaptı. Yazdıkları ile okuyucularına, anlattıkları ile öğrencilerine yol gösterdi. Bir programa bağlı kalmadan işlediği derslerini şiir, tarih, musiki, mimari gibi geniş yelpazede sundu. Sizler için Ahmet Hamdi Tanpınar'ın derslerinde işlediği konuları derledik.

📌 Ahmet Hamdi Tanpınar, 1923'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Erzurum Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Hatta "bir savaştan arta kalan bilge" Tahsin'den ilham alarak "Erzurumlu Tahsin" hikâyesini yazdı. Beş Şehir denemelerinin de ilk adımını burada attı.

➡ 1925'te de Konya Edebiyat Lisesi'ne atandı. 1927'de ise beş yıl kalacağı Ankara'ya atandı. Sonrasında Gazi Terbiye Enstitüsü'nde çalıştı. Burada Suut Kemal'le vakit geçiren Tanpınar, öğretmenlikten kalan zamanları 'aydınların tek buluşma yeri' olan İstanbul Pastanesi'nde geçirdi. 1932 yılında İstanbul'a gelen yazar, önce Kadıköy Lisesi'nde sonra da Güzel Sanatlar Akademisi kadrosuna atandı.

📌 Öğretmenliğe 15 Kasım 1939 yılına kadar devam eden Tanpınar, o yıl İstanbul Üniversitesi'nde açılan 19. Asır Türk Edebiyatı Kürsüsü'nün başına getirildi. Anadolu'da yaptığı öğretmenlik dönemine dair bilgilere rastlamak oldukça zor olmasına karşın üniversite yıllarındaki düşüncelerini pek çok anı ve müstakil yazılarda görmek mümkündür.

➡ Tanpınar'ın öğrencilerinden aynı zamanda asistanlığını da yapmış olan Turan Alptekin onun hocalığını şu sözlerle dile getirir:"O zaman Fındıklı'da bulunan Edebiyat Fakültesi ve Güzel Sanatlar Akademisi öğrencileri ve bu branşlardaki seçkin güzelliklerden dolayısıyla Teknik Üniversite ile öbür fakülteden gelen gençler, çoğu ayakta, Tanpınar'ın yumuşak ve kısık sesini dinliyorlardı. Hoca da kürsüde ayakta konuşuyordu. Bu derslerde katı çizgileri yumuşatan birleştirici ve ruhları bir potada eritip sonra yeniden şekillendiren bir konuşmanın sırrını gördüm."

➡ Bir diğer öğrencisi Birol Emil, onu anlayabilmek için derslerde dinlemenin yanında eserlerini de incelemenin gerektiğini söyler: "Ahmet Hamdi Tanpınar, bir buçuk aydan beri hocamdı. Kendim için çok yüklü bulduğum derslerine alışmaya çalışıyor, her yeni ve güzele duyulan o hayranlıkla cümlelerinden konuşmalarından parıltılar koparmak istiyordum. Fakat anlıyordum ki o sadece derslerinden ibaret değildi."

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın derin düşünce dünyası

📌 Ahmet Hamdi Tanpınar, derslerini plana programa bağlı kalmadan serbest bir şekilde yapardı. Zengin bir çağrışımla Şeyh Galip'ten Naili'ye oradan Hugo'ya; Bach'ten Dede Efendi'ye, Valery'den Yahya Kemal'e kadar derslerini şiir, tarih, musiki, mimari gibi geniş yelpazede öğrencilerine sunardı.

➡ İşlediği konulardan biri de şiir hakkında görüşleriydi. Burada sanatın imgelerden meydana gelmesinden ve şiir yazmaya nasıl başlanacağından bahsetti. Ona göre "hisler üzerinde doğrudan doğruya konuşan sanat olduğu için" öğretilemezdi.

Konular arasında geçişler yaparak derslerini zenginleştirirdi. Örneğin Abdülhak Hamid'i anlatırken mevzudan uzaklaşmadan Ortaçağ İslam dünyası, eski Yunan düşüncesi, Hugo ve Lamartine'den bahsedip ustalıkla asıl konuya geri dönerdi.

Hafıza ve hatıranın kıyısında 'Ahmet Hamdi Tanpınar'

  • 4
  • 10
Şiir hakkında
Şiir hakkında

Dilde kelimeler imajlara mı tekabül ediyor yoksa evvelce birer fikri var mıydı? Kulakla gözün bir teşrik-i mesaisi vardır; zira bir şiir okununca hemen bir manzarayı canlandırabiliyorsunuz. Bir kelime birkaç manada kullanılıyor; mutlak manası yok.

Moliere, nesir için iki misal verir: "Nicole, terliklerimi getir!" Valery "Kapı açıldı!" diyor, ama bunun orada manası yoktur; mutlak mana ancak lûgattedir.

Her dilde kelimeyi sanatla birleştirin.

  • 5
  • 10
Şiire nasıl başlanır?
Şiire nasıl başlanır?

Şiir, iki şeyin peşinde, Valery'e göre "Şair olmayı hayatın tesadüfleri verir. Öyle bir yaş vardır ki insan olabileceği şeylerden birini tercih etmiş olur." Sokrates "Ben insan olmak istiyordum; fakat bir gün deniz kenarında acayip bir madde buldum ve bunu merak ettim; eşyanın sırrını aramak istedim ve feylesof oldum." der. İnsanın irsiyedinin tesadüfü ile göz veya kulak hassasiyeti fazla olur ve bu yüzden sanatkâr olabilir. Freud'a göre insan, cinsi hislere bağlanır on beş yaşlarında.

Şiir evvela taklitle başlar; şiirin çıraklık devri yoktur. Acaba bir mimariden ve resimden bu kadar ayrı mıdır? Şimdiye kadar iki şiir mektebi oldu; biri Paris'te amelelere şiir yazmayı öğretti; diğeri Jules Romains ve Duhamel'in kurduğu mektep.

Eğitim tarihimizde iz bırakan hocalar

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN