Arama

Sorgulayan bir edebi kalem: Rasim Özdenören

"Edep ile edebiyat" anlayışının öncüsü olan "Yedi Güzel Adam"ın müstesna öykücüsü Rasim Özdenören, İslami düşüncenin deneme ve öykü sütunlarını ayakta tutan önemli bir isimdir. Ömrü boyunca Müslümanların bilinçlenmesi, var olan sistemi sorgulaması ve bir düşünce sistematiği oluşturması için çalışan Özdenören, deneme ve öykü sahasında Yedi Güzel Adam'ın öne çıkan ismi oldu. Usta yazar, eserleri ile Müslüman kuşakların kitap okumalarında ve düşünmelerinde ciddi bir pay sahibi oldu. Peki, Rasim Özdenören'in edebi yolculuğu ve düşünceleri nasıl şekillendi?

Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 1
  • 15
Yola çıkış: Karlı bir gün
Yola çıkış: Karlı bir gün

🔴 Özdenören, lise yıllarından itibaren içinde bulunduğu çevre ve yapmış olduğu okumalar vesilesiyle edebiyatın farklı türleri ile ilgilenerek önemli denemeler ortaya koyar. Bu serüvenin en olgun dönemi ise lise yıllarına tekabül eden, "Yedi Güzel Adam" dönemidir. Aynı edebi meclisi paylaşan bu müstesna insanlar; denemeden öyküye, eleştiriden şiire edebiyatımızın her dalında eser vermeye gayret eder. Ancak Özdenören'in ustalığı, sonradan başladığı öykü alanında olur. Özdenören öyküleri, milletimizin ahvalini ortaya koyan, derli toplu birer vesikadır. Toplumsal gerçekçiliği ve ruha dokunan meseleleri bilhassa öykülerinde işleyen yazar, bu hassasiyetleri sebebiyle okurlar tarafından çok sevilir. Öykü zamanla onun için bir yaşama ve kendini ifade etme biçimi halini alır.

📌 Edebi ve düşünsel serüveni çok zevkli olan yazar, adeta bir bibliyofildir. Geçtiğimiz günlerde VAV TV'de yayınlanan "İki Mısra Arası" programına konuk olan Özdenören,

"Malatya'da soğuk bir kış günü giyinip kuşanmışız, ayaklarımızda botlar, karnımız tok şekilde dışarıya çıktık. Bu kar, kış, kıyamette sokakta yalınayak, çarşıya doğru yürüyen fakir bir çocuk gördüm. O çocuğu zaman zaman görürdüm. Çocuğun bu hali bana çok dokundu. Biz kışın getirdiği tüm olumsuzluklara karşı tedbirli iken o, yalınayak yürüyordu. Tanımadığım, mahallemizden olmayan bu çocuğun öyküsünü yazmalıyım diye düşündüm. O akşam onun hikâyesini yazdım. Tabii hikâyeyi kurguladım. Kendime göre de biraz dokunaklı bir hikâye olduğunu düşünüyorum. Öykü yolculuğum bu hikâyeden sonra devam etti." cümleleri ile öyküye başlama serüvenini dile getirdi. Bir hassasiyet meselesi ile öykü yazmaya başlayan Özdenören, zamanla kendisini geliştirilerek ve farklı konulara yoğunlaşarak usta bir öykücü oldu.

Programın tamamını izlemek için tıklayın

Bibliyofil ne demek?
Kitaba tutkuyla bağlı olan demektir. Bu tabir kitaplara hastalık derecesinde bağlı, daimi bir okuma içerisinde olan kişiler için kullanılır.

  • 2
  • 15
Yola çıkış: Karlı bir gün
Yola çıkış: Karlı bir gün

📌 Usta öykücü ilk eserlerinde; bireysel temalar, sıkıntılar üzerinde durarak bireye dikkat çeker. Kendi içerisinde yaptığı sorgulamalar ve yaşadığı kırılmalar Özdenören'in sanat yaşamının ilk bölümünü teşkil eder. Bu süreç uzun sürmez ve Özdenören'in sanat anlayışı kısa bir süre sonra toplumsal bir hüviyete kavuşur. 1979'da yayınlanan "Gül Yetiştiren Adam" başlıklı uzun hikâye ile Özdenören'in sanatı, toplumsal bir çizgiye gelir. Yazar artık kendi içsel yolculuğunu bir noktaya getirerek gözlerini toplumsal sorunlar üzerine diker.

📌 Yedi arkadaşın bir yolda yürümesine dair en güzel tanımlamayı "Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir" mısralarıyla Cahit Zarifoğlu yapar. Yedi Güzel Adam kavramı, yolları Maraş Lisesi'nde kesişen yedi arkadaşın edebi yolculuklarını beraber başlatarak, devam ettirmeleri sonucu ortaya çıkar. Yedi Güzel Adam olarak anılan isimler; Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Alaaddin Özdenören, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan ve Ali Kutlay'dır. Edebiyatımızın hemen her türünde kıymetli eserler veren bu zevat, bugün "edep" kavramıyla hatırlanır.


(X) 🔍 Bilgi Notu: Rasim Özdenören, "Yedi Güzel Adam" içerisinde öykü türünde öne çıkan isimdir.

(X) 📍 İlginç Bilgi: Özdenören'in "Çok Sesli Bir Ölüm" adlı eseri, yönetmen Yücel Çakmaklı tarafından film olarak çekildi. Film, 1977 Prag TV Filmleri Yarışması'nda jüri özel ödülü aldı.

Rasim Özdenören'den okumanız kitapları öğrenmek için tıklayın

"Çok Sesli Bir Ölüm" hakkında alıntılar okumak için tıklayın

  • 3
  • 15
Yazarın kalesi: Dil ve üslup
Yazarın kalesi: Dil ve üslup

🔴 Okumak, bir yazar için gerekli olan en önemli damardır. Bir yazarın kendini bir noktadan sonra ileri götürememesi yetenekten ziyade okuma serüveni ile alakalıdır. Edebi serüveni belirleyen ekseriyetle dil ve üsluptur. Rasim Özdenören kendi dil ve üslubunu yazı yazmaya başladığı dönemden itibaren geliştirerek belli bir noktaya taşıyabilmiş nadir yazarlarımızdandır. Kendisi de bu hususa dikkat çeker. Yazarın yazma isteği evvela özlemle başlar.

📌 Bu meseleler Özdenören için mühimdir. "İki Mısra Arası" programında dil ve üslup gibi mühim meselelere değinen Özdenören,

"Bir eserin değerlendirilmesi ancak eleştirmen gözü ile mümkündür. Eser yazıldıktan sonra eleştirmen gözü ile dil ve üslup ortaya çıkar. Yazar bir mektup yazdığında nasıl "ben bunu niye yazıyorum?" diye düşünmezse sanat eserinde de yazış sebebini düşünmez. Mesele bir şekilde birileriyle irtibat kurmaktır. İrtibatın dibinde yatan şeyi çoğu zaman kendisi de bilmez. Ancak realite de var olan ihtiyaç, yazarı yazmaya iter. Babamın memuriyeti, dolayısıyla çok gezdik. Tunceli'de iken 13-14 yaşlarında, içimdeki özleme dayanamayarak Maraş özlemimi dile getiren bir kompozisyon yazdım. Özlem beni bu metni yazmaya itti. Malatya'dan Maraş'a girerken Maraş Kalesini, dağları, evleri gördüğümde çok heyecanlanırdım. Kompozisyonda bu hususa değindim. O yazıyı bir derste ödev olarak verdim. Öğretmenim yazımı çok beğendi. Böylece içimde yazar olmak hissi oluştu." cümleleri ile kendi edebi serüvenini olduğu kadar dil ve üslup meselesini de gündeme taşır. Ona göre bir yazarın dil ve üslubu kendisini geliştirmesi ile alakalıdır.


Programın tamamını izlemek için tıklayın

  • 4
  • 15
Yazarın kalesi: Dil ve üslup
Yazarın kalesi: Dil ve üslup

📌 Edebiyatımızda müstesna bir yere sahip olan Özdenören, babasının memuriyeti sebebiyle çocukluğunu birçok farklı şehirde geçirir. Arkadaşları, akrabaları ve güzelliği sebebiyle daima Maraş'ı özler. Yazarın eserlerinde, Maraş'a duyulan özlem ve sevgi çokça gözlenir. Bulunduğu şehirlerdeki dönem Türkçesi de yazarın üslup ve dilini beslemesine yardımcı olur. Yazar sadece edebiyatımıza bağlı kalmayarak yabancı dili sayesinde dünya klasiklerini ve önemli eserleri kendi dilinden okuyarak dilini ve üslubunu besler.


(X) 🔍 Bilgi Notu: Özdenören, George Orwell'ın meşhur eseri "Hayvan Çiftliği"ni Türkçeye kazandırır. Yazarın çevirisi, edebi mahfiller ve okurlar tarafından çok beğenilir.

(X) 📍 İlginç Bilgi: Rasim Özdenören, 2008 Karaman Türk Dili Ödülleri'nde "Türkçeyi Güzel ve Doğru Kullanan Edebiyatçı Ödülü'' almıştır.

Rasim Özdenören'in öykü anlayışı nasıldı?

  • 5
  • 15
İnsanda sorgulama isteği uyandıran eserlerin yazarı
İnsanda sorgulama isteği uyandıran eserlerin yazarı

🔴 Rasim Özdenören ekseriyetle öykücülüğü ile tanınır. Lakin yazar, ortaya koyduğu denemeler ile düşünce dünyamızda önemli etkilere sahiptir. Seksenli yılların o soğuk ikliminde Rasim Özdenören, ortaya sağlam eserler koyarak sisteme karşı protest bir tavır sergiler. Yazarın "Müslümanca Yaşamak" ve "Müslümanca Düşünmek Üzerine Denemeler" başlıklı deneme kitapları, İslamcılığı üç nesil boyunca derinden etkiler. Müslümanların sistemi sorgulamaları yolunda ciddi bir mesafe kat etmelerine katkı sağlayan Özdenören, bugün hala lise ve üniversite talebelerinin çokça okuduğu bir yazar. Batı Medeniyetine getirdiği muhtelif eleştiriler ile de tebarüz eden yazar, Batı'yı gayet iyi bilen bir Müslümandır.

📌 Bu minvalde Amerika'ya ve Amerikan düşüncesine dair fikirlerini VAV TV izleyicisi ile paylaşan usta yazar,

"Amerika dolayısıyla çok çeşitli insanların kaynaştığı bir yer. Ama hepsinde öne çıkan özellik bireyselliktir. Bu şekilde, bireysellik üzerinden Amerika'ya mahsus bir kültür oluşmuştur. Bu toplumun Karakteristik yapısı, kendi bireysel çıkarını öne çıkarmasıdır. Amerika'yı oluşturanların paylaşacak bir şeyleri yoktur. Çünkü ellerinde paylaşacak bir şey yoktur. Hâlbuki bizim buralarda paylaşma esasına dayanan bir yaşam tarzımız var. Dinimizin buyruğu olarak bir paylaşma esası var. İnsani ilişkilerimiz bu temel üzere yürüyor. Bireysel olarak cimri de olsak zekât, sadaka vermek zorundayız. Bu, insanların bireysel tavrını aşar. Bunlar yüce Allah'a (CC) karşı olan borçlardır. Bunun sonucunda paylaşma duygusunun hâkim olduğu toplumsal bir çevre oluşur. Amerikalılar tam tersine kendi bireyselliğini kurtarabilmek için Amerika'ya gittiler." cümleleri ile İslam ve Batı medeniyetlerini kıyaslar. Ona göre içinde bulunduğumuzun çağın en büyük problemi, bireyselleşme ve çıkar ilişkisidir.

Programın tamamını izlemek için tıklayın

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN