Son Dönem Osmanlı Bakiyesi: Ömer Nasuhi Bilmen
Türkiye Cumhuriyeti'nin beşinci Diyanet İşleri Başkanı, büyük fıkıh ve tefsir âlimi Ömer Nasuhi Bilmen, Osmanlı'nın ilim mirasını Cumhuriyet dönemine taşıyan, müstesna ulema zincirinin en önemli halkalarından biridir. Kendisini Mustafa Sabri Efendi, Elmalılı Hamdi Yazır, Muhammed Zahid el-Kevserî, İzmirli İsmail Hakkı ve Babanzâde Ahmed Naim gibi ulemanın halefi olarak konumlandırabileceğimiz Bilmen; gerek ilmî ve ahlâkî otoritesi gerekse samimi dindarlığı ve tevazuu ile Türkiye'de Müslüman halkın başlıca güven kaynağı olmuştur. Yaşadığı sürece aktif politikanın kararlılıkla dışında kalması, inançta, ibadet ve ahlâkta Ehl-i sünnet çizgisini tam bir liyakatle temsil etmesi ona kitlelerin duyduğu saygı ve sevgiyi ebedi kılmıştır.
🍃 Ömer Nasuhi Bilmen, 10 Ocak 1883 tarihinde Erzurum'un Salasor (bugünkü adıyla Sarıyayla) köyünde dünyaya gözlerini açtı. İlmiye sınıfına dahil mümtaz bir aileye mensup olan Bilmen, baba tarafından Hz. Peygamber'e (s.a.v.) ulaşan nesebiyle bir seyyiddir. Validesi Muhîbe Hanım, babası ise devrin ulemasından Hacı Ahmed Efendi'dir.
🍃 Küçük yaşlarda iken babasını Mekke-i Mükerreme'de kaybetmesi üzerine, Erzurum Ahmediyye Medresesi müderrisi ve nakîbüleşraf kaymakamı olan amcası Abdürrezzak İlmî Efendi'nin himayesine girdi. İlmî altyapısını amcasından ve Erzurum müftüsü Narmanlı Hüseyin Efendi'den aldığı derslerle tahkim etti.
ANADOLU'NUN YETİŞTİRDİĞİ BÜYÜK İSLAM ALİMİ: ÖMER NASUHİ BİLMEN
🍃 Her iki hocasının yakın aralıklarla vefat etmesi üzerine ilmî iştiyakının peşinden giderek 1908 yılında İstanbul'a geçti. Dersaadet'te Fâtih dersiâmlarından Tokatlı Şâkir Efendi ve Yusuf Talât Efendi'nin rahle-i tedrisine devam ederek 1909 yılında icazet aldı. Üstün zekası ve ilme olan düşkünlüğü sayesinde Ders Vekâleti'nce açılan imtihanı kazanarak 1912'de dersiâmlık şehâdetnâmesi elde etti.
🍃 Dönemin en saygın hukuk ihtisas okulu olan Medresetü'l-kudât'ı da 1913 yılında birincilikle bitirerek akranları arasında tebarüz etti. Doğu ve Batı dillerine fıtri bir meyli olan Bilmen; Arapça ve Farsça'yı çok iyi bilen, Türkçe ile birlikte üç dilde şiir yazabilen ve Fransızca'yı tercüme yapacak düzeyde öğrenmiş entelektüel derinliğe sahip bir âlimdi.
🍃 Eylül 1912'de Beyazıt dersiâmı olarak başladığı hizmet hayatını, Temmuz 1913'te Fetvâhâne-i Âlî müsevvid mülâzımlığı ile sürdürdü. Kısa sürede terfi ederek başmülâzımlığa ve ardından Ağustos 1915'te Hey'et-i Te'lîfiyye üyeliğine getirildi. Dârü'l-hilâfeti'l-aliyye Medresesi'nde fıkıh müderrisliği, Mahkeme-i Temyîz Şer'iyye Dairesi'nde mümeyyizlik ve Sahn Medresesi'nde kelâm müderrisliği gibi hem adlî hem de ilmî pek çok kademede vazife icra etti.
🍃 Medreselerin kapatılmasının ardından dersiâmlığa devam eden Bilmen, 14 Şubat 1926'da İstanbul Müftülüğü müsevvidliğine, 16 Haziran 1943'te ise ömrünün en verimli yıllarını vereceği İstanbul Müftülüğü makamına tayin edildi.
🍃 İlmî çalışmalarının ve müftülük vazifesinin yanında eğitime de büyük önem veren Ömer Nasuhi Efendi, Dârüşşafaka Lisesi'nde yirmi yıla yakın bir süre ahlâk ve yurttaşlık dersleri okuttu; İstanbul İmam-Hatip Okulu'nda ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nün ilk kuruluş yıllarında usûl-i fıkıh ve kelâm dersleri vererek yeni nesillerin yetişmesinde öncülük etti.
🍃 30 Haziran 1960 tarihinde Diyanet İşleri başkanlığına getirilen Bilmen, dinî meselelerde asla taviz vermeyen karakteri ve sarsılmaz dinî duruşuyla tanınıyordu. Dönemin idaresinin, Türkçe ezan ve benzeri birtakım hassas reform teşebbüslerinde kendisini politik amaçlarına alet etmek istemesi karşısında hiçbir makama tenezzül etmeyerek büyük bir irade gösterdi. Henüz bir yılını doldurmadan, 6 Nisan 1961'de kendi arzusuyla bu makamdan emekliye ayrıldı.
🍃 Ömer Nasuhi Bilmen, İslâm anlayışını geleneksel mezhebî çizgide özenle konumlandırmış ve bu sınırların dışına çıkmamaya azami gayret göstermiştir. Onun fıkıh anlayışını Hanefîlik, kelâmî vizyonunu Mâtürîdîlik, tasavvufî meşrebini ise Nakşîlik olarak ifade etmek en doğru yaklaşımdır. Tasavvufî yönünü İskenderpaşa cemaatine devam ederek, Ömer Ziyâeddin ed-Dağıstânî ve Yusuf Ziyaeddîn Ezherî gibi ehl-i tarik isimlerden istifadeyle yoğuran Bilmen, hem zahirî hem bâtınî ilimleri nefsinde cemeden çift yönlü bir kâmil zâttı.