Arama

  • Anasayfa
  • Fikriyat Özel
  • Fikriyat özel röportaj: Ramazan ayını en verimli şekilde nasıl değerlendirebiliriz?

Fikriyat özel röportaj: Ramazan ayını en verimli şekilde nasıl değerlendirebiliriz?

Yayınlanma Tarihi: 13.04.2021 12:58 Güncelleme Tarihi: 17.04.2021 16:18
Fikriyat özel röportaj: Ramazan ayını en verimli şekilde nasıl değerlendirebiliriz?

Ramazan ayı, mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve kıymeti vurgulanan yegâne aydır. Müslümanlar için orucun farz kılındığı Ramazan ayının önemi, hem ayet-i kerimelerde hem de hadis-i şeriflerde vurgulanmış; Peygamber Efendimizin sünneti olan bu aya mahsus ibadetler asırlardır ifa edilmiştir. Peki, Ramazan ayında gerçekleştirilmesi gereken ibadetler nelerdir? İlahiyatçı yazar Dr. Kamil Yaşaroğlu, Ramazan ayını en verimli şekilde nasıl değerlendirebileceğimizi Fikriyat okurları için anlattı.

Ramazan ayı, insanlara doğru yolu gösteren, hakkı batıldan ayıran mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'in nüzul olduğu aydır. İslam'ın beş şartından biri olan oruç tutmak, Ramazan ayında tüm Müslümanlara farz kılınmış; bu aya erişenlerin oruç tutması emredilmiştir.

RAMAZAN AYININ FAZİLETLERİ

🔸 Ramazan-ı Şerif, her ne kadar oruç ile özdeşleştirdiğimiz mübarek bir ay olsa da rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan bu ayda gerçekleştirilmesi gereken pek çok ibadet bulunur. Sünnet olan ibadetlerin yerine getirilmesi, sabrın, infakın ve salih amellerin arttırılması, Ramazan ayının faziletlerinden faydalanmak isteyenler için bulunmaz bir fırsattır.

🔸 Ramazan ayını en verimli şekilde nasıl değerlendirebileceğimizi, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi ve Vav Radyo'da İslam Ahlakı programını hazırlayıp sunan ilahiyatçı-yazar Dr. Kamil Yaşaroğlu anlattı.

🔊 Dr. Kamil Yaşaroğlu'nun İslam Ahlakı programına ilişkin podcastleri dinlemek için tıklayın.

🔸 Ramazan ayının Kur'an-ı Kerim'de adı geçen yegâne ay olduğuna değinen Dr. Kamil Yaşaroğlu, bu ayın pek çok kavramı içinde barındıran bir ay olduğuna vurgu yaptı.

🔸 Bereketli bir ay olan Ramazan ayının aynı zamanda "Kur'an ayı, oruç ayı, sabır ayı, infak ayı, sevgi ayı, dayanışma ayı" olduğuna işaret eden Yaşaroğlu, bu konuya ilişkin şöyle dedi:

"Bizler genellikle Ramazan ayı dendiğinde ilk olarak aklımıza orucu getiriyoruz fakat Kur'an-ı Kerim her ne kadar oruçtan bahsetse de Ramazan ayının geçtiği ayette, Kur'an-ı Kerim'in bu ayda indirildiğine atıf yapıyor. Bakara suresindeki ayette şöyle buyruluyor:

"Ramazan ayı öyle bir aydır ki o ayda Kur'an indirilmeye başlanmıştır, insanlar için bir hidayet rehberidir."

Bu ayın en önemli özelliğinin biz bu ayetten Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı ay olduğunu söyleyebiliriz."

📕 Bakara suresi 185. ayetin tefsiri için tıklayın.

RAMAZAN'DA SAKLI MÜBAREK BİR GECE: KADİR

🔸 Kur'an-ı Kerim'in mübarek Ramazan ayında nüzul olmasına ilişkin Kamil Yaşaroğlu, bin aydan hayırlı olduğu müjdelenen Kadir gecesinin de bu ayın içinde yer aldığına vurgu yaptı.

🔸 Kadir gecesi ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de müstakil bir surenin de bulunduğu ve baştan sona bu gecenin faziletlerine değinildiğine dikkat çeken Yaşaroğlu, Kadir gecesine dair rivayetleri şu sözlerle dile getirdi:

"Kadir gecesinin Ramazan ayında hangi geceye geldiğine dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ancak Peygamber Efendimizden (sav) aktarılan bilgilere göre, Kadir gecesinin Ramazan ayının son on gününde veya son on günündeki 21, 23, 25, 27 gibi tekli gecelerde olduğuna dair rivayetler var.

Bunlar içerisinde de en kuvvetli rivayette Kadir gecesinin Ramazan'ın 27'nci gecesi olduğu bildirilmiş; Müslümanlar da tarih boyunca Kadir gecesini genellikle Ramazan ayının 27'nci gecesinde kutlamayı bir gelenek haline getirmişler ve değişik İslam ülkelerinde, İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde bu gece kutlanmaya devam edilmiştir."

📘 Kadir suresinin tefsiri için tıklayın.

BİR MÜSLÜMAN İÇİN 'RAMAZAN' NE İFADE ETMELİ?

🔸 Müslümanlar için "Ramazan ne ifade etmelidir?" sorusunun cevabına da değinen Kamil Yaşaroğlu, bu mübarek ayın faziletlerinden faydalanmak için farz olan oruç ibadetinin ifa edilmesi gerektiğini şu cümlelerle dile getirdi:

"Her şeyden önce farz olan oruç ibadetinin bu ayda yerine getirilmesi gerekiyor. Bunda şüphe yok çünkü Kur'an-ı Kerim'de emir bu şekilde. Yine ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz "önceki toplumlara farz kılındığı gibi bize de orucun farz kılındığını" bildiriyor.

Sağlık açısından bir problem yaşamayan, şartlarını taşıyan, belli bir yaşa gelmiş, âkil-baliğ olmuş her Müslüman'ın Ramazan orucunu tutması gerekiyor. Oruç ibadeti, Ramazan ayında mutlaka yerine getirilmesi gereken bir ibadet."

KUR'AN-I KERİM'İN MANASI DA ÖĞRENİLMELİ

🔸 "Kur'an ayı" olarak da tanımlanan Ramazan ayında Müslümanların Kur'an-ı Kerim ile olan bağının daha da güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Yaşaroğlu, İslam'ı anlamak, bu ayın faziletlerinden en iyi şekilde faydalanmak ve Kur'an-ı Kerim'in işaret ettiği hususlara vakıf olmanın önemine değindi.

🔸 Kur'an-ı Kerim'i Arapçasından okumanın yanında, meal ve tefsirlerden de okumalar yapmanın, ayetlerin manasına ilişkin bilgi edinmenin gerekliliğine işaret etti:

"Bir Müslüman'ın özellikle Kur'an'la olan irtibatını Ramazan ayında daha da güçlendirmesi gerektiğini burada söylemek durumundayız.

Tabi ki Ramazan dışında da bizim Kur'an'la olan irtibatımız devam etmeli, sadece Ramazan'a has bir uygulama değildir bu. Ancak Ramazan'da hem Rabbimize karşı bir vefa gösterisi veya vefa sunumu, arzı olması açısından hem de Kur'an'a karşı sevgimizin ve saygımızın bir belirtisi olması açısından özellikle bir ayda Kur'an-ı Kerim'i hatmetmek, Kur'an-ı Kerim'i okuyabilen kardeşlerimiz için her gün bir cüz okuyacak şekilde bir ayın tamamında Kur'an-ı Kerim'i hatmederek okumak güzel bir irtibat olacaktır.

Burada sadece Kur'an-ı Kerim'in Arapça olarak okunmasını kastetmiyoruz aynı zamanda okuduğumuz ayet-i kerimelerin anlamını, yorumunu öğrenmeye de vakit ayırmak durumundayız. Belki her gün okuduğumuz bir cüzün içinden belli konuları veya belli sureleri öğrenme şeklinde bir planlama yapabiliriz."

📕 Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 1. cüz

"RAMAZAN AYI, İNFAK AYIDIR"

🔸 Kur'an-ı Kerim'de müminlere dair yapılan tanımda iman ve namazın ardından "infak" konusuna yer verilmiş ve Bakara suresinin 3. ayetinde şöyle buyrulmuştur:

"(Onlar) gayba iman ederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden hayra harcarlar…"

📗 Bakara suresinin 3. ayetinin tefsiri için tıklayın.

🔸 İslam, Müslümanlara Allah'ın rızasını gözeterek hayırda bulunmayı emretmiş; dayanışma, düzen ve adaleti sağlamak için infak etmenin önemini vurgulamıştır.

🔸 Ramazan ayının infak için en güzel vesile olduğuna dikkat çeken Yaşaroğlu, gerçekleştirilecek hayır işlerine dair şu sözleri söyledi:

"Ramazan ayı, infak ayıdır. Özellikle kültürümüzde ve bizim toplumumuzda zekât ibadeti bu ayda yerine getirilir. Çünkü zekâtla mükellef olan kişiler, bir yıllık süreyi dikkate alırlar ve o süre genellikle Ramazan'dan Ramazan'a hesaplaması da kolay olduğu için bu ayda yapılan ibadetlerin daha fazla karşılık elde edeceği düşüncesi açısından, sevap bakımından zekât ibadeti genellikle Ramazan ayında yerine getirilir.

Tabi ki zekâtla kalmamak gerekiyor. Sadakalar, diğer infak şeklindeki yardımlarımızı da bu ayda ihmal etmemek gerekiyor."

RAMAZAN'A MAHSUS İBADET: TERAVİH

🔸 Ramazan ayına mahsus ibadetlerden birinin de teravih namazı olduğuna dikkat çeken Kamil Yaşaroğlu, bu namazın Peygamberimizin sünneti olduğunu vurguladı.

🔸 Ramazan ayında gerçekleştirilen ibadetlerin insanların hayatlarını da planlı hale getirdiğini belirten Yaşaroğlu, nefs ve irade konusuna da değindi:

"Ramazan dendiğinde bazı kavramları hatırlıyoruz ve bunları da ibadet şeklinde zaten uyguluyoruz. Nedir onlar? Mesela teravih namazları. Ramazan dışında teravih namazı yok. Ramazan'a has bir sünnettir.

Teravih namazı Ramazan ile ilgili iftar ve sahur vakitleri tabi Ramazan dışında da oruç tutan bir kimse için nafile veya kaza orucu tutan kimse için bu vakitlerin bir anlamı var ama Ramazan'da artık biz hayatımızı bu vakitlere göre planlamış oluyoruz.

Öğünlerimiz değişiyor, hayatımız planlı hale geliyor, irademiz güçleniyor, belli istek ve arzularımıza fren uyguluyoruz tabiri caizse. Kendimizi bu anlamda iradeli bir insan olma yönünde eğitiyoruz ve bu 30 günlük eğitimin sonunda da belli bir kıvama gelmiş oluyoruz ve önemli olan tabi Ramazan'dan sonra da bu kıvamı sürdürebilmektir."

🔸 Bu yıl pandemi nedeniyle camilerde teravih namazının kılınamayacağını ifade eden Yaşaroğlu, teravih namazının evlerde de eda edilebileceğini belirtti:

"Bu seneye mahsus teravih namazları camilerde kılınmayacak. Aslında teravih namazı Ramazan ayının önemli sünnetlerinden biridir. Bunu burada ifade etmek gerekiyor.

Madem camide kılamayacağız, o zaman evimizde ki Peygamber Efendimiz (sav) de kendi döneminde evinde de bu namazı kılmıştır. Evimizde, kendi çekirdek ailemizde tabiri caizse teravih namazlarını kılarak hiç olmazsa Ramazan'ın bu sünnetini de ihmal etmemeliyiz.

Yine gün içerisinde kaza namazlarımızı kılarak, hiç olmazsa Ramazan ayının bu bereketinden o geçmiş namazlarımızı da telafi etme niyetiyle kaza namazlarını da kılmayı ihmal etmemeliyiz."

PEYGAMBERİMİZİN RAMAZAN'A İLİŞKİN SÜNNETİ

Asr-ı Saadet'te Peygamber Efendimizin (sav) Ramazan ayında ne tür ibadetlerle meşgul olduğu ve bu ayı nasıl değerlendirdiği ile ilgili rivayetlere de değinen Yaşaroğlu, bu konuda ilk olarak oruçla ilgili Resul-i Ekrem'in (sav) bazı uygulamalarına işaret etti:

🔸 "Peygamber Efendimiz (sav) her şeyden önce sahur yemeğini ihmal etmemiştir ve Müslümanlara da mutlaka Ramazan'da sahura kalkmalarını, sahur yemeği yemelerini, bir iki lokmayla bile olsa o yemeği yemelerini tavsiye etmiştir.

🔸 Bir hadis-i şerifte "sahurda bereket vardır" buyrulur; bakınız burada bereket kavramının vurgulanması da aslında bu bereketin sadece nicelikle ilgili değil, nitelikle alakalı olduğunu bize öğretiyor.

🔸 Bir iki lokma yemiş olmak, bize belki aklımıza hayalimize gelmeyecek, hesaba kitaba gelmeyecek kazanımlar önümüze çıkaracaktır. Bu bakımdan mutlaka imkânı olan kardeşlerimizin sahur yemeğini ihmal etmemeleri gerekiyor, Peygamber Efendimiz (sav) de etmemiş.

🔸 Hatta Ramazan'da ikram gündeme geldiğinde, misafir kabul ettiğinde veya birilerine bir yemek ikram etmesi gerektiğinde sahur vaktinde bile buna imkân bulmaya çalışmıştır.

🔸 Peygamber Efendimizin (sav) iftarla ilgili de bize tavsiyeleri var. Kendisi iftar vakti girdiğinde orucunu açma konusunda herhangi bir gecikmeye sebebiyet vermemiş ve Müslümanlara da iftarda orucu açma tavsiyesinde bulunmuştur.

🔸 Burada belki şu hususa da dikkat etmek gerekiyor. Gelen rivayetlere baktığımızda "Peygamber Efendimiz (sav) iftar vakti geldiğinde orucunu açar ve daha sonra namazını kılardı" şeklinde bir rivayet var. Bu bakımdan iftar vaktiyle ilgili de böyle bir düzen ve planlama içerisinde olmanın gerektiğini Peygamber Efendimizin (sav) bu ifadelerinden ve uygulamalarından anlıyoruz.

🔸 Bir diğer husus da Peygamber Efendimizin (sav) Ramazan ayında infak uygulamaları, yani yardım, sadaka, muhtaçlara yardım konusunda, tabi o dönemde özellikle Suffe ashabı burada aklımıza geliyor ama genel anlamda muhtaç olan kimselere yardım etme konusunda Peygamber Efendimizin (sav) Ramazan ayında daha hassas davrandığını biliyoruz.

🔸 Hatta bir rivayete göre "esen yelden daha cömertti" şeklinde Peygamber Efendimizin (sav) infak uygulamasının bu şekilde tanımlandığını da görüyoruz."

PEYGAMBERİMİZ SON 10 GÜN İTİKÂFA GİRERDİ

🔸 Ramazan ayına ilişkin Peygamber Efendimizin (sav) önemli sünnetlerinden biri de itikâf olduğuna dikkat çeken Kamil Yaşaroğlu, Resulullah'ın (sav) bu konuda ashabını teşvik ettiğini, aile üyelerini de ibadete yönlendirdiğini ifade etti:

"Peygamber Efendimizin (sav) özellikle Ramazan ayında itikâf dediğimiz bir ibadet uygulaması var. İtikâf da şudur: Özellikle Ramazan'ın son on gününde mescid ya da mescid hükmünde olan cami tarzındaki bir yerde ibadetle meşgul olmak, camiden, o bulunulan yerden dışarı çıkmadan, zaruri ihtiyaçlar dışında dışarı çıkmadan ibadetle, Kur'an okumakla, zikirle, namazla, tefekkürle, bu tarz Allah'a yakınlaşma vesilesi olan davranışlarla meşgul olmak şeklinde yoğun bir ibadet sürecidir, bu 10 günlük süreçtir.

Fıkıh kitaplarına baktığımızda daha kısa süreli itikâf ibadetinden de bahsedilir ama eğer bir insan hali vakti müsaitse durumu müsaitse o 10 günlük süreyi bu şekilde değerlendirebilir.

Peygamber Efendimiz (sav) de özellikle Ramazan'ın son 10 gününde ashabını da buna teşvik etmiş, hatta aile efradını da özellikle ibadete yönlendirmiş ve kendisi itikâfta Rabbiyle baş başa, Kur'an'la baş başa, tefekkürle bu günlerini geçirmiş ve bize de bu konuda en güzel örnekliği göstermiştir.

Bizler de Müslümanlar olarak günümüzde artık hangi ortamda bulunuyorsak hangi şartlarda bulunuyorsak bu ibadeti yerine getirmekle tabi ki Peygamber Efendimizin (sav) sünnetine uyma anlamında, yerine getirdiğimiz takdirde güzel bir geleneği de devam ettirmiş oluruz."

🔸 İtikâfın camide gerçekleştirilen bir ibadet olmasına karşın camiye gitme imkânı bulamayan kadınların evlerinin bir odasında bu niyetle itikâfa girebileceğini söyleyen Yaşaroğlu, bir Ramazan geleneği olan mukabelenin bu yıl pandemi nedeniyle camilerde gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti.

🔸 Bir kişinin Kur'an okuyup diğerlerinin dinlediği ve onu takip ettiği mukabele okumalarının, hatim dualarının teknolojik imkânlar ile de gerçekleştirilebileceğini belirtti:

"Kur'an-ı Kerim'e vakit ayırmamız gerekiyor çünkü Kur'an'ın indirildiği ay, bu ay. Özellikle Kur'an-ı Kerim'i baştan sona hatmetmek, bunun dışında Kur'an-ı Kerim'in o günlere yayılan cüzlerinden her birinde öne çıkan konuları öğrenmeye çalışmak, Kur'an'ın manasına ve tefsirine de vakit ayırmaya çalışmak özellikle bizim için önemli.

Pandemi şartlarında mukabele dediğimiz bu aynı ortamda birden fazla kişinin bulunduğu ve bir kişinin Kur'an okuyup diğerlerinin dinlediği, onu takip ettiği ortamlar pandemi şartlarında gerçekleştirilemiyor.

Fakat yine günümüzün teknolojik imkânlarından yararlanmak suretiyle online olarak bu tarz bir uygulamayı da yapmak mümkün. Hatta hatim duaları veya Kur'an mukabele takipleri, yine olabiliyor gerekli uygulamalar vasıtasıyla. Bunu da ihmal etmemek lazım."

🔍 Fikriyat'ın Kur'an-ı Kerim uygulaması için tıklayın.

MUHTAÇLARIN İHTİYAÇLARI KARŞILANMALI

🔸 Ramazan ayında eldeki imkânlar ölçüsünde muhtaç olan kimseleri gözetme, onların ihtiyaçlarını karşılama konusuna da değinen Yaşaroğlu, bunun sevabının Allah Teâla'nın katındaki değerine, hem dünyada hem de ahirette karşılığının mutlaka görüleceğine işaret etti:

"Bununla ilgili de değişik uygulamalar var mesela Ramazan paketleri hazırlanıyor, farklı iş yerleri marketler bu paketleri hazırlayarak insanlara böyle imkânlar sunuyorlar. Bunlardan yararlanılabilir veya yine harcamalarda kullanılmak üzere alışveriş çekleri tarzında uygulamalar var.

Muhtaç olan kimseyi bulup da onun ayağına gitmek her zaman mümkün olmasa da bu uygulamaları, bu organizasyonları yapan kuruluşlar vasıtasıyla da insanlara ulaşılabilir ama mutlaka az da olsa imkânlarımız ölçüsünde sadaka vermeyi, yardımda bulunmayı ihmal etmeyelim. Çünkü vereceğimiz sadakaların bize ne şekilde olumlu yansıyacağını biz bilemeyiz bizim hesabımız ayrı bir hesaptır, Rabbimizin hesabı bambaşka bir hesaptır.

Bizim hesabımız sınırlıdır matematikle belki sınırlıdır ama Rabbimizin hesabı bambaşka bir hesaptır; karşılığını hem bu dünyada hem de ahirette Rabbimiz bize lütfedecektir. Bunu ihmal etmemek lazım.

Bir de tabi ki mümkün oldukça küs, dargın olan kardeşlerimiz varsa bu ayın bereketinden yine istifade ederek bu küslükleri ve dargınlıkları da bir şekilde sonlandırmaya gayret etmeliler.

Hasta olan kardeşlerimiz varsa onların halini hatırını sorma, ellerinden gelen yardımı onlara sunma, hatta sadece hastalara değil hastalara bakan kardeşlerimize de destek olma yönünde mutlaka yardımlarını ihmal etmemeleri gerekir."

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN