Muhit, Hüsrev Hatemi Dosyasıyla Raflarda

Yayınlanma Tarihi: 30.04.2026 16:18

Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayımlanan Muhit dergisi, edebiyat yürüyüşüne devam ediyor. Mayıs sayısında 2 Nisan’da aramızdan ayrılan Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin şairlik, yazarlık ve düşünce dünyası kapsamlı bir şekilde mercek altına alınıyor.

Muhit, Hüsrev Hatemi Dosyasıyla Raflarda

Hüsrev Hatemi Dosyası

İbrahim Tenekeci "İyi Bilirdik" başlıklı yazısında daktilo edilmemiş şiirlerden eski reçetelere, derin hatıralardan yarım kalmış dosyalara uzanan hüzünlü bir vefa yazısıyla uzun yıllara yayılan şahitliğini yazıyor. Sibel Eraslan, "Bir Derviş, Bir Şair ve Tabib-El Kulub" başlıklı yazısında Hatemi'nin aziz hatırasını selamlıyor. Kemal Sayar, hüzün ile neşeyi aynı mısrada buluşturan hocasına duyduğu özlemi, "Çelebi bizi unutma" nidasıyla kâğıda döküyor. Mahmut Bıyıklı, kalemini şefkatle kullanan, kimseyi incitmeden hicveden ve "devr-i kadîm" nezaketini günümüze taşıyan Hatemi'nin şahsiyetini anlatıyor. Orhan Özekinci, hocanın, "Benden sonra anlatırsın" diyerek emanet ettiği rüyaları ve derin hatıraları ilk kez gün yüzüne çıkarıyor.

Ahmet Özdinç, Hatemi'nin tıp dünyasındaki ağırlığını "Hâzık Hekim Hüsrev Bey" başlığıyla kaleme alıyor. Beşir Ayvazoğlu, toplumun sancılı değişimlerini şiirine işleyen Hatemi'nin, klasik edebiyatı modern bir fanteziye dönüştüren dehasını inceliyor. Mehmet Nuri Yardım, Hatemi'yi "hasbiliğin alamet-i farikası" olarak nitelerken Muhsin Macit, Türk şiir geleneğini bir bütün olarak kucaklayan şair kimliğine odaklanıyor. Mustafa Akar, hocanın şahsiyetindeki dengeyi "şiirle dizginlenmiş bir zekâ ve neşeli bir hüzün" sözleriyle tarif ediyor. Müslim Coşkun, hastalığın bitkinliğine rağmen nezaketinden ödün vermeyen Hatemi'nin, son yazısından cenaze merasimine uzanan vakur veda yolculuğuna şahitlik ediyor.

Hüseyin Akın, Hatemi'nin, ölüm şairi olmayı reddeden ama ölümü hayatın tam ortasına yerleştiren şiir dünyasını aralıyor. Selahattin Yusuf, Ömür Süvarisi eserinden süzülen hürmet dolu bir portre sunuyor. Ahmet Edip Başaran etimolojiyi hayatla, şiiri musikiyle ve dili imanî bir nezaketle harmanlayan Hatemi dünyasını işliyor. Osman Toprak, Hatemi'nin "il, dil ve din" sacayağı üzerine inşa ettiği düşünce dünyasını aktarıyor. Yağız Gönüler, hocanın "New İstanbul" korkusundan mezar taşı okumalarına uzanan estetik derinliğini yazıyor. Bekir Salih Yaman, Hüsrev Hatemi'nin doğumundan vefatına uzanan yaşam çizgisinin izini sürüyor. Hasan Aycın, Hatemi'nin beyaz önlüklü çelebi duruşunu ve Zarifoğlu'nu sahiplenişindeki o unutulmaz insani hassasiyeti yâd ediyor.

Muhit, Ağustos 2020 sayısında Hüsrev Hatemi dosyasında yer alan ancak bugün aramızda olmayan iki kıymetli yazarın yazılarını, bu veda ve vefa dosyasında yeniden okurla buluşturuyor: Mevlâna İdris, kadim bilgelikle modern hayatı birleştiren Hatemi'yi hem mikroskobun hem de dürbünün merceğinden süzülen o eşsiz üslubuyla yâd ediyor. Sadık Battal, Hüsrev Hatemi'nin rüyalara uzanan kıymetli emanetlerini ve dünyada yarım kalan her şeyin ebedî tamamlanışını o dervişane kalemiyle aktarıyor.

Daima Şiir

Mehmet Fatih Öz'ün "Anlamak İçin Henüz Erken" isimli şiirini Seyyid Ensar "Herhangi Bir Adam", Murat Güzel'in "Hükümsüz Bir Hayatı Anlatırken Gördüğüm Kâbus" isimli şiiri takip ediyor. Nurullah Genç, Mehmet Tepe, Fatih Şahin, Yunus Karadağ, Yunus Emre Güneş, Dilara Ayşe Akdeniz, Liya Zerya, Mehmet Aycı ve Rıdvan Kadir Yeşil bu sayının diğer şairleri.

Hüsrev Hatemi'nin kendi el yazısıyla kâğıda döktüğü "Muhayyer Sünbüle" isimli şiiri, bu özel sayının arka kapağını süslüyor.

Öykü, Deneme

Mayıs sayısının öykü sayfalarını "Askı" isimli öyküsüyle Eyyüp Akyüz ve "Şahane Dünya" isimli öyküsüyle Turan Karataş zenginleştiriyor.

Ömer Lekesiz; akıl, kalp ve hayal ekseninde insanın hakikatle kurduğu bağı İslâm düşüncesi ve tasavvufun imkânlarıyla yeniden yorumluyor. Soner Karakuş, kendine has üslubuyla sürdürdüğü yazı dizisine bir yenisini eklerken; Ali Emre "Küresel Şehrâyin, Yöresel Yas" başlıklı yazısında küresel eğlence endüstrisinin uyuşturucu parıltısı ile mazlum coğrafyaların görünmez kılınan yası arasındaki kopukluğu mercek altına alıyor.

Kâmil Yeşil; Türk milletinin bin yıllık vatan toprağında (Türkeli) İslâm ile yeniden inşa edilişini ve bu coğrafyadan başka bir istikbalimizin olmadığı gerçeğini bir analojiyle ortaya koyuyor. Âdem İnce, dijital çağın aile üzerindeki istilasına dikkat çekerken aileyi; merhamet, ahlâk ve ekranlardan arınmış muhabbetle korunması gereken manevi bir kale olarak nitelendiriyor. Murat Erol, insan sayısınca çoğalan anlam göreceliliğinin yarattığı kaosu aşmanın yolunu, müşterekliklerde ve samimiyete dayalı bir manevi iklim mutabakatında arıyor. Muhammet Enes Kala, dijital çağda insanın karar süreçlerini makinelere devrederek sorumluluktan kaçışını sorguluyor ve özgürlüğün, ancak vicdanın sesini dinleyen, irade sahibi bir özne kalmakla mümkün olduğunu savunuyor. Zeki Bulduk, Dursun Çiçek, Mustafa Özçelik, Abdullah Harmancı ve Yusuf Emre Şen inceleme ve değerlendirme yazılarıyla bu sayıya omuz veren diğer isimler oluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

Mobil Uygulamamızı İndirin

Mobil Uygulamamızı İndirin

Mobil Uygulamamızı İndirin

Mobil Uygulamamızı İndirin