Arama

anlatıyor: “Sabret, Şükret, Seyret”

Yayınlanma Tarihi: 11.09.2020 05:12 Güncelleme Tarihi: 11.09.2020 13:19
Sadettin Ökten anlatıyor: “Sabret, Şükret, Seyret”

ve ’ın şiirin kanatlarına tutunarak gerçekleştirdikleri uzun soluklu, bir çağrışımlar denizinde yol alan doğaçlama sohbetlerinin hediyesi; ve Aşk ile Anı Seyretmek, bir üçlü esasında… Turkuvaz Kitap tarafından yayımlanan bu önemli eserlerin her satırında insan; elindeki imkânları, daha soylu bir hayat sürmek için seferber etmek zorunda. Bir yaşam kılavuzu mahiyetinde olan eserlerin muhtevasıyla ilgili Sadettin Ökten şöyle bir tanım yapıyor: “Bir üçlü olan “Sabret, Şükret, Seyret” İslam medeniyet tasavvurunun büyük bir öğesi olan tasavvufi anlayıştan kaynaklanıyor.”  Gelin usta düşünürün derin anlamlar içeren bu cümlesini detaylı inceleyelim.

ve 'ın şiirin kanatlarına tutunarak gerçekleştirdikleri uzun soluklu sohbetlerin ilki olan Dünyaya Geldim Gitmeye isimli eserin ilgi çekici yanını umut ve iyimserlik teşkil ediyor. Bu sebeple satırlarda yılgınlık ve yeise yer yok. İkinci cilt Aşk ile Ânı Seyretmek'de ise bizleri bir kez daha sevginin, saygının ve bilgeliğin eşlik ettiği bir yolculuğa çıkarıyorlar. Hem de tam koronavirüs salgınının dünyayı, insandaki manasız büyüklenmeyi hizaya çektiği, radikal bir belirsizliğin ruhları yaygın bir endişeye duçar ettiği günlerde…

📌 Bir üçlü olan Sabret, Şükret, Seyret esasında, İslam medeniyet tasavvurunun büyük bir öğesi olan tasavvufi anlayıştan kaynaklanıyor." diyen Sadettin Ökten şöyle açıklıyor maneviyatı büyük cümlesini:

"İslam medeniyet tasavvurunun kurucusu; İslam Peygamberi, Hz. Peygamber (sav)… Her şahsiyetin tüm medeniyet tasavvurunda özel hitap şekli vardır. Bunlar; bir tanesi Hz. Peygamber, bir tanesi Efendimiz, bir tanesi Nebi (aleyhissalatü vesselam), bir de Peygamberi mağfiret-nişan şeklinde giderler. O'nun ashabına tebliğ ettiği bir güzelliktir "muhabbet eğitimi…"

O'nun emri ve hükmü, kıyamete kadar geçerli olduğu için şunu görüyoruz: Sabır çok önemli hayatta…

📌 Evet, böyle özetliyor Sadettin Ökten sabrın önemini…

Ne yazık ki yaşadığımız dünya her geçen gün zorlaşmaya devam ederken, zorluklara karşı gösterilmesi gereken müsamaha da gittikçe azalıyor. Bilinmiyor ki, bir zorluk varsa, sabır gösterildiği müddetçe kolaylığı da elbette vardır.

İşin aslına bakarsanız sabrın, gelen sıkıntı karşısında katlanmak olmadığını, gelen sıkıntıya göğüs germek ve ahlakımızın olgunlaşması için gerekli olan en önemli prensiplerden biri olduğunu kavramak ufkuna erişebilirsiniz. Bu nedenle sabır İslam'dan edebiyata; ayet, hadis ve mısralarda yerini almıştır.

Yüce Allah (c.c.) ayet-i kerime'de şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar."

İnşirah, 94/5-8

Kur'an hayatta insanın başına gelen musibetlerin bir imtihan olduğunu, bu imtihanı sabırlı olanların kazanacağını bildirir. Bu sebeple Müslümanlar Allah'tan sabır ve kendileri sabırlı davrandığı gibi birbirlerine de sabrı tavsiye etmelidir.

"Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler ve şöyle derler; 'Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu olan cennet ne güzeldir."

Rad, 13/23, 24

Hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alması gereken sabır, ahlakımızın olgunlaşması için de önemli bir kavramdır. Sözlükte "dayanma, dayanıklılık" gibi anlamlara gelir. Ahlâkî bir kavram olarak ise başa gelen musibetlerden dolayı Allah'tan başka kimseye şikâyetçi olmamak, yakınmamak, sızlanmamak anlamını taşır.

Kısaca sabır; dünya ve âhiret yararını düşünerek, kalpte bulunan sükûnet ve dayanma gücü demektir.

Sadettin Ökten günümüz koşullarında neden sabır göstermemiz gerektiğini şu cümleleri ile özetler:

"Modernitenin son versiyonu 'de bize sabrı yasak etti. Hâlbuki sabır çok büyük bir hazine. Kanaat gibi… Sabretmesini bilirseniz güzel yaşarsınız. O müthiş bir zenginliktir. Yani biraz duracaksınız hayatın akışı karşısında. Tüketim ekonomisi buna fırsat vermez. Kendinize gelmenizi hiç istemez.

Zaten sabrın sonunda şunu görüyorsunuz; esasında siz birçok nimete gark olmuşsunuzdur fakat onun farkında bile değilsinizdir. İslam medeniyet tasavvuru bu nimetlerin hepsinin, Rabbi Teala'dan geldiğini görür. Zahirde bu nimetleri size; birtakım insanlar, kaderin cilvesi vs. veriyor. Ama onların hepsi birer vesile… Esas kaynak cenab-ı rabbü'l-alemin… ŞÜKÜR buradan çıkıyor işte."

📌Çok güzel bir noktadan şükre çıkıyor Ökten… Şükür, günümüz insanının hayat koşuşturması bahanesinin altına gizlediği bir maden… Öyle ki sabır etmenin içinden doğar, Allahü Teala'nın verdiği nimetlerden, gösterdiği tevazudan vücudumuzun her zerresine işler.

Şükür, ruhun işlevini tamamlayan hazinelerden biridir. Ebediyete göçerken korkularımıza kalkan olacak manevi bir zenginlik… Allah'ın verdiği nimetlere karşı şükreden ve sıkıntıya karşı sabredenlere her zaman mükâfat vardır. Bu nedenle verilen nimetlerden yararlanan her insanın vicdanında, bir minnettarlık ve şükran hissinin uyanması gerekir.

Bu hissin ifadesi olan hamd ve şükür, hem sözle hem de fiilî olarak yerine getirilmelidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, "Her şeyin bir zekâtı vardır, bedenin zekâtı da oruçtur." buyurarak, her nimetin söz ve fiille yapılan bir şükrü, bir zekâtı olduğuna işaret etmişlerdir.

Burada sözü yeniden Saddettin Ökten'e veriyoruz ve bize soruyor: "Nimet nedir?"

📌 Öncelikle unutmamalıyız ki insanda bulunan her nimet, Allah tarafından verilir, insanlar ise bu hususta sadece birer vasıta ve sebeptir.

"Allah sizi analarınızın karnından hiçbir şey bilmiyorken çıkardı. Size kulaklar, gözler, gönüller verdi, ta ki şükredesiniz." Nahl, 16/78

Şükür konusu ağırlıklı biçimde tasavvufi eserlerde incelenmiş olup bunların en önemlisi Gazali'nin İhyâʾü ʿulûmi'd-dîn'idir. Kırk ana bölümden oluşan eserin 32. bölümü "Sabır ve Şükür" başlığını taşır. Gazali'ye göre Allah, razı olduğu ve olmadığı şeyleri ayırt etmesini sağlamak için katından gönderdiği vahiy bilgileriyle insana kalp basireti vermiştir.

Ökten ise şöyle aydınlatır bizleri:

"Nimet nedir? Rahat nefes alıp verebilmek... Hayat akıyor ve siz her an hayatı gözlemlemekle mükellefsiniz. Siz yeryüzünde halifetullahsınız. Fonksiyonsuz değilsiniz. Büyük bir sorumluluk altındasınız.

Dolaysıyla SEYRET; ibret alarak hayatı izle, her anını tespit et… Buradaki seyir, izlemek manasından çok öte bir şey. Gerektiği yerde hayata katıl ve müdahale et.

Böylece bir üçlü ortaya çıkıyor. Başlangıcı SABIR… Acele etmeyeceksiniz.

Sabır zaten sizi ŞÜKÜRE götürür. Bilincine varırsınız yaşadığınız hayatın, size lütfedilen nimetlerin… Size gösterilen dostluğun, tatlı bakışın, güzel hitabın, latif manzaranın…

Hayat denilen süreç, her an yeni bir oluşum içinde… Ol! Emri milyonlarca kere tekrarlanıyor. Aksi halde yaprak kıpırdamazdı. Dolayısıyla bu büyük oluşumu, büyük bir hayret, büyük bir tevazu ve büyük bir hayranlıkla SEYREDERİZ.

Yunus ne diyor:

"Hak bir gönül verdi bana
Ha demeden hayrân olur…"

SABRET, ŞÜKRET VE SEYRET!"

PROF. DR. SADETTİN ÖKTEN KİMDİR?

1942 yılında İstanbul'da doğdu. 1959'da Vefa Lisesini bitirdi. 1964'te İTÜ İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı yıl İTÜ Mimarlık Fakültesi'ne asistan olarak kabul edildi. 1971–73 yıllarında ABD'de misafir doktora öğrencisi olarak bulundu. Askerlik görevini 1974–75 yıllarında Genelkurmay Bilgi İşlem Dairesi'nde tamamladı.

1977'de doktor unvanını aldı. 1979–80 akademik yılında Belçika'da bilimsel araştırmalar yaptı. 1982 yılında doçentliğe yükseltildi. 1985'te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne geçti. 1989'da profesörlüğe yükseltildi. 2004 yılında kendi isteği ile emekliye ayrıldı.

Sadettin Ökten, yapı mühendisliği alanındaki eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yanında proje düzeyinde mesleki uygulamalar da yapmış ve yapmaktadır. Ayrıca bilim tarihi ve felsefesi, kültür, medeniyet ve sanat alanlarında özel ilgi sahibidir.

Bu konudaki çalışmalarını farklı üniversitelerde verdiği Bilim Tarihi, Yapı Teknolojisi Tarihi, Kent Kültürü ve Kent Estetiği dersleri ile değerlendirmiştir. Halen mesleki faaliyetinin yanı sıra kültür ve sanat alanındaki ilgilerini de sürdürmektedir.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN