Arama

Zekeriya Erdim
Haziran 10, 2024
Eğitimin paydaşları

Bir ülkenin ve toplumun akla gelen tüm alanlarda, konularda "daha iyi" olmasının yolu; eğitim sisteminin iyileştirilmesidir. Hayatın ana unsuru olan insanın, "kalite" ve "kariyer" standardının eş zamanlı olarak yükseltilmesidir.

O bir cevherdir; işlenirse işe yarar. İyi, kötü, doğru, yanlış, güzel, çirkin, faydalı, zararlı şeylerin tamamı ondan çıkar.

O iyi olmadan başka şeyler iyi olmaz, olamaz. İnsanı kaybettiğimizde; elimizde başka değer kalmaz, kalamaz.

Bu gerçek; sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, bilimsel, teknolojik, askeri, diplomatik işlerimizin ve ilişkilerimizin tamamını içine alır. Toplumun en küçük kurumlaşmış yapısı olan aileden, en büyük teşkilatlı yapısı olan devlete kadar uzanır.

Öte yandan; eğitimi sadece okullara ve öğretmenlere-öğretim üyelerine dayalı düşünmek, örgün eğitim safhalarıyla-süreçleriyle sınırlı görmek doğru değildir. Ana rahminden mezara kadar insanı kuşatan sosyal, kültürel, fiziki çevreler "eğitim ortamı"; aklına, ruhuna, bedenine dokunan kişiler ve kurumlar "eğitim paydaşı" olarak görülmelidir.

Bütün bunlar, aynı amaca ve anlayışa göre kurgulanmazsa; beklenen yahut öngörülen sonuç elde edilemez. İnsanın ve toplumun eksikleri tamamlanamaz, yanlışları düzeltilemez, arızaları giderilemez.

Eğitimin ilk mektebi, "aile" kurumudur. Bebeğin, çocuğun, ergenin, gencin hayat anlayışı burada oluşur.

En fazla yatırımın aileye yapılması, toplum ağacının tohumunun ve toprağının olabildiğince müsait hale getirilmesi gerekir. Bu bağlamda genç kızlar ve delikanlılar, evliliğe ve aile hayatına iyi hazırlanmalı; iyi eş, iyi anne, iyi baba olabilecek şekilde yetiştirilmelidir.

Ailede atılan benlik, kimlik, kişilik temelleri üzerine bina yapacak olanlar; adına "okul" dediğimiz "örgün eğitim" kadroları ve kurumlarıdır. Yetişme çağındaki çocuklar ve gençler; oralarda, sınavlara değil, hayata hazırlanmalıdır.

Öğretmen ve idareci, etkin bir konuma sahiptir. Rolünü iyi oynayabilirse; bir yandan yeni nesilleri yetiştirirken, öte yandan aileyi ve toplumu bu ortak amaç için ortak tavır alma noktasına getirebilir.

Her yaş ve seviyedeki insanı aklen, ruhen, bedenen terbiye etme süreci içinde; adına "cami" yahut "mescid" dediğimiz dini kadrolar ve kurumlar da vardır. İmamlara, müezzinlere ve vaizlere de eğitimci gözüyle bakılmalıdır.

Malum olduğu üzere, din; belirli zamanlarla, mekanlarla, ibadetlerle sınırlı bir olgu değildir. Hayatın bütününü kapsayan, kuşatan bir değerler sistemidir.

Vakıf, dernek, sendika, kulüp, oda, birlik, parti, platform, dergah, tekke, cemaat, topluluk gibi sivil yapılanmaları da paydaş kurumlar listesine eklemeliyiz. Her birini, insan ve toplum hayatına dokunan "sivil mektepler" gibi görmeliyiz.

Eskiden beri "medya" mecraları vardı; modern zamanlarda "sosyal medya" ortamları da oluştu, gelişti. Kolayca geniş kesimlere ulaşma, hızlıca dünyayı dolaşma, salgın hastalıklar gibi katlanarak bulaşma açısından; tüm kadroların ve kurumların önüne geçti.

Zaman, mekan, kanun, yönetmelik, din, ahlak, örf, adet tanımadan; istedikleri mesajı, muhtevayı yayıyorlar. Kadim kültür ve medeniyet değerlerini silip süpürerek; yerine yeni yetme değerler koyuyorlar.

Ayrıca; "sineme" sektörü, örgün ve yaygın eğitim kurumlarından daha etkili oluyor. Filmler, diziler, belgeseller aracılığıyla; kitlelere yeni ve tehlikeli bir hayat modeli sunuluyor.

Kültür-sanat faaliyeti olmanın çok çok ötesine geçirildi. Ülkeleri ve toplumları derinden etkileyen güçlü bir akım haline getirildi.

Bütün bunlara ilave olarak; "yerleşim merkezi" modelini de hesaba katmamız gerekir. Meskenlerden mahallelere, beldelerden ilçelere, illerden büyük şehirlere kadar; bütün çevre ve ortamlar, birer eğitim-öğretim sahası gibi düzenlenmelidir.

Şüphesiz, bütün mesleklerin ve meşguliyetlerin kendine has formasyonu vardır. Ancak, "pedagojik formasyon" yani "eğitim bilgisi ve bilinci" denilen şey; herkeste kafi miktarda, bazılarında daha çok bulunmalıdır.

Sonuç olarak; eğitim insanı, insan toplumu, toplum dünyayı oluşturur, geliştirir. Huzurlu ve güvenli bir hayatın ana unsuru haline getirir.

Ülkenin ve toplumun, dünyanın ve insanlık aleminin hal ve gidişinde; sayıp sıraladığımız kadroların ve kurumların hepsinin payı var. İyiliği de kötülüğü de birlikte üretiyor, birlikte tüketiyorlar.

Denize akan derelerin suları temiz olmadan, deniz temiz olamaz. Doğrudan ya da dolaylı etki gücü olan unsurlar aynı amaca matuf hale getirilmeden; yüz ağartacak, gönül ferahlatacak bir sistem kurulamaz.

Örgün ve yaygın eğitimin tüm paydaşları, bir bütün olarak ele alınmalıdır. Kendisine ve çevresine iyilik getirecek iyi insanlar yetiştirebilmek için; iyi evler ve aileler, iyi okullar ve öğretmenler, iyi camiler ve cemaatler, iyi medya ve sosyal medya mecraları, iyi sivil toplum kuruluşları, iyi film ve dizi yapımları, iyi firma ve ürün markaları eş zamanlı olarak organize edilip gerçekleştirilmiş olmalıdır.

Zekeriya Erdim

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN