Arama

Prof. Uğur Derman
Nisan 1, 2022
Es’ad Fuad Tugay-2
Sesli dinlemek için tıklayınız.

(Bu makâlenin birinci bölümü geçen hafta neşr edilmiştir)

Es'ad Bey İslâm'a tam gönül vermiş bir mü'mindi (Resim: 1). Şu sözünü hiç unutamam: "Allah katında İslâm, bir ideali târîf ve temsîl eder. İnananlar, idrâkleri nisbetinde ona yaklaşabilirler; bunun da hadd ü nihayeti tasavvur edilemez". Bilhassa Batı âlemine İslâm Peygamberi'ni tanıtabilmek için Fransızca olarak kaleme aldığı Mohammad le Prophète d'Allah (IV+392 sh.) isimli kitabı 1951'de Kāhire'de yayımlanmış; bu eser aslından daha önce Ali Kemâli Aksüt (1884-1963) tarafından Türkçe'ye Allah'ın Kulu ve Resûlü Muhammed adıyla tercüme edilip İstanbul'da neşrolunmuştur (1950, ikinci baskı 1965, VII+336 sh.). İslâmî bahislerdeki müktesebâtını Robert College'de 1927-1934 yılları arasında fahrî olarak verdiği İslâm Tarihi derslerinde de gençlere aktaran ve üç Batı diline fevkalâde hâkimiyeti bulunan Es'ad Fuad Bey'in Osmanlı siyâsî tarihi, Rusya tarihi ve Türk-Rus münâsebetleri hakkında makāle ve kitapları olmakla beraber, bunlar konumuz dışında kalmaktadır.

Şark ve garb kültürüne bihakkın âşinâ olan Es'ad Fuad Bey, hakîmâne tesbît ve nükteleriyle de kendisini dinleyenleri hayran bırakırdı. Osmanlı hânedânının devâmı husûsunda bir gün, şunları söylemişti: "Eğer yapılan tahkîkat müsbet çıkıp da, Mustafa Kemal Paşa'nın Sabîha Sultan'la izdivâcı tahakkuk etseydi, Âl-i Osman, tarihdeki yerini Âl-i Kemâl'e bırakacakdı". Fransızların Cezâyir'deki mezâliminden bahs olunduğu sırada da şöyle demişdi: "Fransızların kalbi kördür!" (Fransızcada kalb mânâsına gelen "cœur" kelimesinin okunuşu "kör"dür).

Es'ad Fuad Bey'in ayrı bir husûsiyeti de yemek pişirmeyi, dostlarına ikrâm etmeyi ve değerlendirmeyi bir san'at hâline getirmesiydi. Türk mutfağını bildiği kadar yabancı mutfaklardan da behresi vardı. İsmini hatırlayamadığım bir meşhur Fransız yemek mütehassısının, yazdığı yemek kitabını "aziz meslekdaşım" ithâfıyla kendisine gönderişini tebessümle anlatırdı. Onun bu konudaki mevkıini İstanbul'daki meşhur Abdullah Efendi Lokantası'nın sahibi Hikmet Abdullahoğlu Bey de, bir görüşmemizde şu sözlerle ifâde etmişti: "Es'ad Fuad Bey'in yaşadığı bir memlekette yemekten, mutfaktan bahsetmek bize düşmez". Es'ad Bey, enfes bir öğle yemeği ikrâmından önce, bize evindeki küçük buzdolabını göstererek, bunun sâdece su soğutmak maksadıyla kullanılabileceğini, yemeğin her malzemesinin günlük ve taze olarak alınıp pişirilmesinin ve buzdolabına girmeğe gerek kalmadan tüketilmesinin şart sayıldığını anlatmıştı. Kendisinin mutfak kültürü alabildiğine genişti. Anlatırken, bilmediklerinizi hayretle öğrenirdiniz. Mesela, şahsen ince belli çay bardaklarının bu şekilde îmâl edilmesini, bardağın zarâfetini artırmak için sanırdım. Es'ad Fuad Bey'den duyduğuma göre, eskiden çayı bardağa dökerlerken süzgeçten geçirme âdeti yokmuş. Bardağa gelen çay parçacıkları, içilirken alttaki genişlikte toplanır ve içeni rahatsız etmezmiş.

Es'ad Bey, dostlarından Süheyl Bey'in ricasıyla iki yemek kitabı kaleme almış; fakat içtimâî mevkıine göre hafîfsenmek endîşesiyle kitaplara müellif adı koydurmamıştı. Bu iki telîfı şunlardır: Türk Yemekleri 1 : Çorba-Yumurta-Etlerden Bâzı Çeşidler, İstanbul 1954, s.91; Türk Yemekleri 2: Sebzeler, İstanbul 1957, VIII+s.74.

Rahmetliyle muârefemin artışından sonra, Süheyl Hoca (Resim: 2) bir gün bana: "İki yemek kitabında eksik kalan hamur işleri bahsini yazması için Es'ad Fuad Bey'e ricada bulunsana" dedi. Son yıllarında başına ve ellerine râ'şe geldiği için şahsen eline kalem alması mümkün olamayacağından, keyfiyeti Es'ad Bey'e şu şekilde arz ettim: "Arzu buyurduğunuz vakitlerde ziyaretinize geleyim. Hamur işleri hakkındaki târîf ve takrirlerinizi beyânınıza göre kayd edeyim, böylece kitab suhûletle hazırlanmış olur". Teklîfimi nâzikâne reddeden Hazret, buna sebeb olarak şunu gösterdi: "Her iki kitabımdaki târîfleri bizzat hazırlayarak yazdım. Oysa, ben hamur açmam, aşçımın başında durarak açtırırım; bizzat yapmadığım bir işin târîfini yazmaktan da imtinâ ederim". Netîcede, hamur işleri kitabını kuvveden fiile çıkarmak nasîb olmadı.

Refîkasının ufûlünden sonra Es'ad Fuad Bey'in eski neş'esi kalmamış ve bu mukadder âkıbeti kendisi için de tez elden bekler hâle gelmişti. Zevcemle birlikte onu ziyâretimizde söylediği şu sözler ne kadar hüzün vericiydi: "Birbirinizle her ân iyi geçinmeyin, bâzan aranızda münâkaşa da geçsin ki, birinize emr-i Hak vâki olduğunda, arkaya kalan o kadar yanmasın. Refîkamla aramızda ömür boyu hiçbir tatsızlık cereyan etmediği için, yokluğu şimdi daha da elem veriyor".

Es'ad Bey kıymetli kitaplarını, Süheyl Ünver Hoca'nın telkîniyle, Ankara'daki Türk Tarih Kurumu Kütübhânesi'ne 1967 yılında armağan etti. Muhtelif dillerdeki 3514 matbû kitap hâricinde, topladığı 49 yazma eseri de buraya gönderdi. Bunlar arasında bulunan Mevlid-i Şerîf'den (Resim: 3) başka, yine Kâmil Akdik hattıyla En'âm-ı Şerîf de T.T.K. Kütüphânesi'ne verilmişken, bu çok kıymetli eser, Kurum üyesi bir tarih profesörü tarafından 1984 yılından önce alınmış ve onun bu tarihteki ölümünden sonra da terekesinden çıkmamıştır. Birleşik Arap Emirlikleri'nde oluşturulan bir hüsn-i hat koleksiyonunun mevcudları arasında bu En'âm-ı Şerîf'in resmine birkaç yıl evvel rastladığımı teessürle hatırlıyorum.

Es'ad Bey, anılan iki yazma eser gibi yine Kâmil Akdik'e yazdırdığı Kur'ân-ı Kerîm'i ise -adını öğrenemediğim- bir Pakistanlı dostuna daha önceden armağan ettiği için, bu latîf eser T.T.K. Kütüphânesi'ne kazandırılamamıştır.

Es'ad Bey, Türk san'atına bu İslâmî eserlerin kazandırılmasına vesîle olan zevcesinin kavî îmanından bahsederken, Avrupa'da bulundukları sıralarda ikrâm edilen alkollü içkileri sıhhatine dokunduğu için mi reddettiğini soranları: "Hayır, îmanıma dokunduğu için içmiyorum, çünkü ben müslümanım" cevâbı ile susturduğunu anlatmıştı.

Prof. Uğur Derman


Resim 1: Es'ad Fuad Bey, kadîm dostu Necmeddin Okyay'la berâber (17 Haziran 1969).


Resim 2: Cerrahpaşa Tıp Târihi Enstitüsü'nde Es'ad Fuad Tugay, Dr. Süheyl Ünver ve Uğur Derman.

Resim 3: Tugay âilesinin Kâmil Akdik'e yazdırttığı Mevlid-i şerîf nüshasından iki sahife.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN