Arama

Prof. Dr. Atilla Arkan
Mart 8, 2019

SETA Eğitim ve Sosyal Politikalar Direktörlüğü'nün yayımladığı, Duygu Gür Erdoğan ve Mehmet Barış Horzum tarafından hazırlanan "Öğretmen Gelişim Modeli: Öğretmen Performansı Üzerine Değerlendirme"[1] isimli raporun analiz ve değerlendirmesine devam ediyoruz.

Raporun değerlendirilmesine geçmeden önce, öğretmenlik mesleki gelişimini doğrudan etkileyen birkaç hususa işaret etmek faydalı olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı, İl ve İlçe Milli Eğitim müdürlükleri, okul müdürü ve öğretmen hiyerarşisinde yetki ve sorumluluk dağılımının yeniden tasarlanması, Türk Eğitim Sisteminde yapısal iyileştirme için gerekli ve öncelikli bir düzenlemedir. Bakanlık ve İl/İlçe Milli Eğitim müdürlükleri denetim, eğitimde veriye dayalı nitelik analizi, lojistik destek ve liderlik rolleri ile bütünsel olarak eğitim sisteminin vizyon ve denetleme fonksiyonuna yönelmelidir. Üst yönetim, eğitimde niteliğin yükselmesinde en önemli etken olan yönetici ve öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin sürekliliğini sağlayarak öğretmenlerin öğretme kapasitelerinin yükseltilmesine odaklanmalıdır. Öğretmen ihtiyaçlarına uygun, yetişkin eğitimi ilkeleriyle uyumlu, öğretme tutum ve davranışlarını değiştiren uygulamalı eğitimlerin tasarlanmasına yönelik çalışmaların üst yönetimin öncelikli hedefleri arasında olması eğitim niteliğinin artırılması için önemlidir.

Öğretmen gelişiminde sürekliliğin sağlanabilmesi için en etkili yaklaşım, raporda da vurgulandığı üzere "okul temelli öğretmen mesleki gelişimi"dir. Okul temelli mesleki gelişim; okullardaki eğitimsel ihtiyaçların zamanında karşılanması ve sorunların zamanında, hızlı ve yerinde giderilmesi, mesleki gelişimin sürekli hale getirilmesi, okulda güven ortamının güçlenmesi bakımından son derece önemlidir. Öğrenci gelişimi üzerinden öğretmen başarısını izlemek amacıyla bilgisayar tabanlı açık-şeffaf yönetici destekleme sisteminin geliştirilmesinin güven ortamının gelişimine olumlu katkı sağlayacağı açıktır.

Önceki yazımızda öğretmen seçimi, formasyon eğitimleri, öğretmenlerin veriye dayalı gelişimlerinin yorumlanması ve aday öğretmenlik konularına değinilmişti. Raporda, öğretmen gelişimine yönelik olarak, sürekli mesleki gelişim amacıyla öz değerlendirme, akran değerlendirmesi ve uzman değerlendirmesinin faydalı olacağı da vurgulanmaktadır. Fakat bu değerlendirmelerin yargılamak amacıyla değil, gelişim programına destek amacıyla yapılması gerekir. Türkiye özelinde bu uygulamaların başarıyla yapılabilmesi, eğitim paydaşları (yöneticiler, aile, öğrenci ve öğretmenler) arasında güvenin güçlendirilmesine bağlıdır. Güven duygusunun güçlendirilebilmesi için ise merkezden yerele doğru yetki ve sorumluluk aktarımı sağlanmalı ve okul temelli gelişim modeline yatırım yapmaya devam edilmelidir.

Raporda, öğretmen eğitimlerinde yüz yüze hizmet içi eğitim yöntemi yanında yetişkin eğitimine ve çalışma şartlarına uygunluğu nedeniyle çevrimiçi (online) öğrenme imkanlarının da kullanılabileceği vurgulanmaktadır. Mesela EdX (https://www.edx.org/) uygulaması örnek olarak sunulmaktadır. Türkiye'de benzer bir sistemin rahatlıkla geliştirilebileceği, bu eğitimlerin standartlar aracılığıyla sertifikalandırılabileceği ve bu hususta yeni bir proje başvuru modülü açılarak TÜBİTAK'la işbirliği yapılabileceği vurgulanmaktadır. Nitelikli bir hizmet içi eğitim altyapısı oluşturabilmek için etkili modellere ve bu eğitimleri yetkin bir şekilde verebilecek nitelikli insan kaynağına ihtiyacı vardır.

Raporda, öğretmenlere yönelik dış gözlem, değerlendirme ve yönlendirmenin mevcut olarak bulunmadığı da belirtilmektedir. Bu boşluk, öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin sağlanabilmesi önünde ciddi bir sorundur ve giderilmelidir. Ayrıca, öğretmen başarısını öğrenci kazanım ve becerileri üzerinden değerlendirecek ölçme ve değerlendirme birim ve mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Raporda, yeni bir imkân olarak dünya örneklerinde de görüldüğü gibi ulusal ve uluslararası kalite ve akreditasyon sistemlerinden yararlanılabileceği öneri olarak sunulmaktadır. Bu öneri, orta vadede gerçekleştirilebilecek bir öneridir ve bu amaçla eğitim fakültelerinin şimdiden bu alanda hazırlık yapmaları önemlidir.

Raporda, eğitim alanında ortak bir zihniyet, kalite anlayışı ve iş yapış tarzına ulaşabilmek için sadece öğretmenlerin değil, MEB teşkilat yapısındaki yöneticilerin, il, ilçe ve okul müdürlerinin yüksek lisans ve doktora programlarıyla gelişime açık tutulması gerektiğine atıfta bulunulmaktadır. Çünkü yöneticilerin önyargıları, bilgi eksiklikleri, becerilerini yenilememeleri, güçlü iletişim becerilerine sahip olmamaları veya güncel perspektife sahip olamamaları öğretmenler için aşılamaz bir duvara dönüşebilmektedir. Yöneticilerin ufukları öğretmenlerin gelişimlerinde belirleyici olmaktadır.

Raporda, öğretmen performans değerlendirmesine yönelik öneriler şematik olarak şöyle özetlenmiştir:

Bir modelin başarılı olabilmesi o modelin uygulamasında sorumluluk alacak insan kaynağının kalitesine bağlıdır. Dolayısıyla model içerisinde kritik rollerde bulunan okul yöneticisi, mentör, ölçme değerlendirme uzmanı gibi kişilerin ehliyet, liyakat ve başarıya göre seçilebilmesi en kritik noktadır.

Raporu yazan araştırmacılar eğitim alanında önemli bir boşluğa dair önerilerle eğitim sisteminin iyileştirilmesine katkıda bulunmuşlardır. Bu tür araştırmaların artması dileğiyle…

Prof. Dr. Atilla Arkan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN