Eski ramazanların gölgesinde!
Ramazan entegre bir aydır ve bütün hayırları böğründe toplar. Ortamıyla birlikte kıvam bulur, anlam kazanır. Hayrın maddi-manevi bütün aksamı bu ayda dürülmüş, bütünleşmiştir. Bu da diğer aylarda görülmeyen bir feyze ve füyuzata vesile olur. Bu anlamda ramazan ayının sosyal dokusu önemlidir. 'Eski ramazanlar' ifadesinden coşkuyu ve toplumsal kaynaşmayı hatırlarız. Yoksa bütün ramazanlar maddi ve fiziki olarak aynıdır. Onu farklılaştıran ruhudur. Muayyen günler ve muayyen saatler içinde yemekten içmekten kesilirsiniz, bu ramazan olur. Ramazan'ın zahiri sınırları budur. Lakin içeriği bu mudur?
Zamanla eski gelenekten az çok koptuk. Toplumsal çarklar ve düzen bozuldu. Ramazan'ın güzelliklerinden birisi de uygun manevi ortamı yakalamaktır. Bu da ortak duyguların konusudur. Ramazan, sosyalleşme ve kaynaşmayı da beraberinde getirir. Bu da manevi haz ve tat verir. Ramazan, ayların sultanıdır ve ramazanın tadı ortamıyla birlikte yakalanır. Bu anlamda Ramazan, bir atmosferdir. Zamanla mahalle kültürü şehir kültürü aşındı. Hürmet kırıldı. Hadislerde 'kim küçüğüne merhamet etmez yani onlara karşı acıma duygusu hissetmezse, büyüğüne hürmet etmezse bizden değildir' ifadeleri yer alır. Ramazan da ayların büyüğüdür. Hürmete layıktır. Hadisin aslında 'tevkir' ifadesi kullanılıyor. Hürmeti telkin eder.
Bu andığımız Ramazan ortamıyla alakalı Ürdünlü tanınmış yazar İhsan el Fakih, vakardan gelen tevkir ifadesini kullanmaktadır. Kısaca büyüğe hürmet eder gibi Ramazan'a hürmet etmeliyiz. Lakin modern günlerde ve ortamlarda büyüğe hürmet kaybolduğu oranda Ramazan'a hürmet de kırılıyor. Ramazan ayların efendisidir, büyüğüdür. Tavkir yerine hadislerde alternatif ifadeler olarak 'hakku kebirina' büyük hakkı tanımak ya da 'şerefu kebirina' büyüğümüzün onurunu korumak ya da teslim etmek ifadeleri de kullanılmıştır. Hepsi aşağı yukarı aynı kapıya çıkar.
Ürdünlü yazar İhsan el Fakih, bu yıl Ramazan ayını Katar'da geçirmeye karar vermiş ve bunu bir minnet ifadesi olarak dile getirmektedir. Sebebi ortam meselesidir. Bu konuda yazdığı makalenin başlığı muhtevasını nazara vermektedir. "Nimetu şuhudi ramazan beyne kavmin yuvakkirune ramazan/Ramazan ayına hürmet eden bir topluluğun içinde ramazana tanık olma nimeti." Ramazan'a hürmet olmazsa sosyal yönünü idrak edemezsiniz. Kaynaşma olmaz, ayrışma olur. Sosyal yönü olmayan bir Ramazan eksik kalır.
Toplumsal çözülme Ramazan ayına da yansımakta, bazı manevi veya sosyal yönleri eksik kalmaktadır. Peygamberimiz ramazanlarda ve sair aylarda bir Eş'ari topluluğu modelinden bahsetmektedir. Onların sosyalleşmesine övgüler düzmektedir.
Katar'daki bu son Ramazan'ından evvel İhsan Fakih mihman olarak 11 yılını Türkiye'de dolayısıyla Ramazan aylarını da burada geçirmiştir. Bu yönde Türkiye'ye hürmetkar biri olarak, hasbi değerlendirmeleri var. Türkiye'de bazı çevrelerde Ramazan ayına hürmet kalmadığından yakınmaktadır. Kimilerinin hürmeti kırma bağlamında açıktan oruç yediklerini ifade etmektedir.
Makalesinin bir yerinde şöyle yazıyor: "Türkiye'de Arap bir Müslüman olarak yaşadığınızda, etrafınızda Ramazan ayında oruçlarını gündüz vakti yiyen veya bunu umursamayan birçok insanla karşılaşabilirsiniz. İnsanların Ramazan boyunca sanki sair günlerdeki gibi yaşadıklarını göreceksiniz. Bu kutsal ay münasebetiyle hayatlarında ve alışkanlıklarında belirgin bir değişiklik fark edemezsiniz. Burada cami duvarlarının dışından bahsediyorum. Burada genelleme yapmak da istemiyorum, ancak kendi memleketimde Ramazan ayını defalarca görmüş bir Arap olarak bu ortamı yadırgadığımı ve alışmakta zorlandığımı ifade etmeliyim. (https://al-sharq.com/opinion/02/03/2025) "Dünden bugüne baktığımız zaman toplumun manevi dokuları aşınmış ve zemini kaymış durumda. Bir yabancının gözüyle Ramazan atmosferinin geldiği nokta bu. Elbette dövünmek yerine ibret almalıyız. Ders çıkarmalı ve telafi yollarını bulmalıyız. İyilik seferberliği başlatmalıyız. Kaynaşma ve coşkuyu yeniden kazanmalıyız. Bunun için en münasip iklim yine Ramazan iklimi.
Kendimize çekidüzen vermeli ve dini günlerle münasebetlerle ilişkimizi yeniden düzenlemeliyiz. Şefkat ve merhamet günlerine geri dönmeliyiz. Elbette Türkiye'nin bu yönde artıları da var. Dünyada en çok yardım yapan ülkeler listesinin başlarında yer alıyor. Elbette aksayan yönlerin olması da tabiidir.
Eski Ramazanlar derken bunları hatırlıyoruz. Burada kusur aramıyoruz ramazanları daha güzel nasıl idrak edebiliriz, unuttuklarımızı nasıl geri kazanabiliriz, onun yolunu gözlüyoruz.
Sonuç itibariyle, Ramazan manevi ve sosyal kökleriyle birlikte Ramazan'dır. İnşaallah hayırlara vesile olur.
Mustafa Özcan
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.