Arama

Trump İran’a çalışıyor

Trump İran’a çalışıyor

Trump zahirde İsrail'e derinden veya batini anlamda ise İran'a çalışıyor. Bu çıkarıma nereden ulaşıyoruz? Birincisi, Trump'ın attığı adım, nükleer anlaşmadan çekilmesine dair gerekçeleri inandırıcı değil. İkincisi, ABD'nin dışında kimse İran'la 2015 yılında varılan nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilme kararını onaylamıyor. Daha doğrusu, Körfez ülkelerini ve İsrail'i saymazsak Trump kararıyla yapayalnız ortada kaldı. Obama bile kararından dolayı Trump'a meydan okuyor. Kenarda duran Obama durduğu yerde Trump karşısında artıya geçiyor. Halbuki, Ortadoğu'nun bu şekle bürünmesinde, gelmesinde İran'ın önünü açması nedeniyle birinci derecede Obama idaresi sorumludur. Bölgede bu kadar kan akmasının birinci sorumlusu Obama'dır. Bununla birlikte ahmaklık bir mazeret değil hastalıktır. Dışişleri eski Bakanı Rex Tillerson, Trump hakkında ahmak ifadesini kullanmıştı. Ahmak ahmaklığının gereğini yapıyor. Geride de bölgede büyük hasarlar bırakıyor. Amerikan NBC televizyonu Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü John F. Kelly'nin Başkan Trump için "tam bir aptal" dediği de öne sürülmüştü. Gerçi bilahare Kelly bu yönde bir ifade kullandığını reddetse de durum Galile'nin inkarını andırıyor. Galile dünya dönüyor dedikten sonra Engizisyon Mahkemelerinin tehdidi ve giyotiniyle karşılaşınca sözlerini reddetmiş ama kendi başına kaldığında yine ' dünya dönüyor' demiştir. Fahreddin'i Razi'nin de Kerramilerle buna benzer bir vakası anlatılır.

Trump'ın iktidarı adına onu aklasalar, paklasalar da veya akıllı saysalar da durum ortada. Davranışları kendisini ele veriyor. Mesele elçiliklerini Kudüs'e taşıma meselesine benzedi ve o meselede de Trump ve ekibi BM Genel Kurulunda büyük bir tokat yemişti.

Trump ani ve yetersiz kararlarıyla birlikte sürekli olarak ülkesinin siyasi sermayesini tüketiyor. Bunlardan birisi de, Doğu Guta'da rejimin kimyasal silahlar kullanması üzerine ale'l acele adalet namına değil de kendi hesabına ve şov mahiyetinde rejime ait bazı mevzileri vurması olmuştur. Sonuç, ABD ve müttefikleri için sıfır olmuş ama bu öldürmeyen darbe Esat'ın işine yaramış ve onu güçlendirmiştir. Türkçede bir deyim vardır: Yumuşak tükürüğün sakala, bıyığa zararı vardır! Rejimin mevzilerine Donkişot tarzı bir saldırı nasıl rejimi güçlendirmiş ise aynı şekilde nükleer anlaşmadan çekilme de İran'ın elini güçlendirmiştir. Mübarek'e atfedilen şöyle bir söz var: Amerikan elbisesi giyen çıplaktır! Bölgede İsrail'i kılavuz edinenin de hali yamandır. Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz. Trump'ın bu kararı bölgeyi ve dünya istikrarını kundaklamak olarak görülmektedir. Halbuki, İran hala Suriye ve bölgeyi kundaklamaya devam ediyor. Kimseden ses çıkmıyor. Ortalık İsrail ile İran'a kalmış vaziyette. Bu da yaman bir çelişki ve çifte standart. Kısaca taraflardan hiçbiri masum değil. Lakin İran eylemlerini zamana yayıyor ve kanıksanmasına vesile oluyor. Kaldı ki Suriye rejiminin bekasından ve İran'ın güçlenmesinden birinci derecede ABD ile Batı sorumludur. Bana göre İran ile Rusya'nın rolü talidir. Batı muhalifleri oyalamış, tutmuş karşıtlarını ise sahaya sürmüştür.

Bu kararıyla birlikte Trump uluslararası mahfillerde kundakçı olarak anılıyor. 100 kadar Avrupalı diplomat, ilim adamı ve siyasetçi Trump'ın bu kararının uluslararası ilişkileri olumsuz yönde etkileyeceğini; Atlantik'in iki yakasının arasını açacağını öngörüyor. Geçmişte SSCB ve Rusya'ya yönelik Avrupa'nın nispi açılım politikaları (ostpolitik) ABD ile Avrupa arasında farklılaşmaya ve gerilime neden olmuştu. ABD, Rusya ile Avrupa ilişkilerinde kraldan fazla kralcı davranmış Rusya karşısında Avrupa'yı kendisinden daha fazla düşünüyor şeklinde tanımlanabilecek bir yaklaşımı benimsemiştir. Avrupalılar ise ayağını kıta üzerinden çekmemek için, kendi haline bırakmamak için ABD'nin Rusya meselesini bir istismar aracı olarak kullandığı kanaatine varmışlardır. Şimdi de dünyanın kalanı, İran konusunda Netenyahu-Trump ikilisinin ve bir de Arap küsuratının karşısında yer almaktadır. 100 diplomat ve ilim adamının Trump'a hitaben yazmış olduğu ortak mektupta bu kararın dünyayı istikrarsızlaştıracağına işaret ediliyor. Ortak mektuba imza atanlar arasında Türkiye'den de mühim isimler, tanınmış simalar bulunuyor. Hikmet Çetin Kadir Has Üniversitesi Rektörü Mustafa Aydın, Ünal Çevikan, Vahit Erdem, Faruk Lağoğlu, Özden Sanberk bunlardan bazıları.

Obama'nın İran ile böyle bir anlaşma yapması doğru mu yanlış mı tartışmasının ötesinde ortada bir anlaşma var. İran, Netanyahu'nun iddia ettiği veya şom ağızlık yaptığı gibi yükümlülüklerini ihlal etmiş değil. Ortada bir anlaşma var ve sebepsiz yere Trump bu anlaşmadan çekiliyor. Bu hususta İsrailli uzmanlar da uluslararası uzmanlar da İran tarafından anlaşmanın ihlal edilmediğini doğruluyor. Öyle ise anlaşmadan çekilme keyfilik arz ediyor. Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Programı Müdürü Mark Fitzpatrick, İran'ın nükleer yükümlülüklerini ihlal etmediğini ve Netanyahu'nun konuşmalarında IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu) kurumunun tespitlerini, bulgularını aşan yeni bir unsur olmadığını ifade etmiştir http://www.tehrantimes.com/news/423239/Netanyahu-s-documents-did-not-reveal-anything-new-Fitzpatrick

Bu çıkışıyla adeta Netanyahu, 2003 yılında Irak'a saldırıya hazırlanan Bush yönetiminin Dışişleri Bakanı olan Colin Powell'in içi boş gerekçeli konuşmasını hatırlatmıştır. Sonrasında yersiz yere bir ülkenin sahte belgelerle işgal edildiği ortaya çıkmıştır. Doğrusunu söylemek gerekirse İran ise bugüne kadar hiç cezalandırılmamıştır. 1981 yılında Saddam'ın nükleer reaktörü yerle bir edilmiştir. İkincisi, İran bölgedeki bütün devletlere müdahale ettiği halde Saddam'ın Kuveyt'e müdahalesi örneğinde olduğu gibi cezalandırılmamıştır. Irak'a müdahale ise ABD ile ortaklaşa kotarılmıştır. En son olarak Saddam kitle imha silahlarını saklıyor diye ülkesi işgale uğramış ve ülkesi yerle bir edilmiştir. Burada İran rejimiyle Esat rejiminin uluslararası düzenin nazlısı oldukları gerçeği ortaya çıkmaktadır. Hala Trump ve Netanyahu yanlış salvolarla İran'ın ekmeğine yağ sürmeye devam ediyorlar.

Mark Fitzpatrick'in sözlerini İsrailli istihbarat ve analizci general Amus Gilad da teyit ve tasdik ediyor. Mossad'ın ulaştığı materyal veya belgelerin anlaşmanın ihlalini belgelemediğini ifade etmektedir. Demek ki İsrail savaş çıkarmak için her zamanki hilelerine başvuruyor. Hile düzeninin yapacağı başka bir şey olmasa gerek. Bildiğini okuyor. Amus Gilad daha da önemli bir şey söylüyor: ABD yönetiminin anlaşmadan çekilmesi İran'ın dünya güçleri arasında ayrılık tohumları ekmesine elverişli bir ortamı doğuracak ve aralarındaki ihtilafları körükleyecektir. Bunun sonucu olarak da dikkatler dağılacağı için İran'ın nükleer çalışmalarda hangi safhada olduğunu takip etmek güçleşecektir* https://www.haaretz.com/israel-news/.premium-israeli-ex-intel-official-u-s-exit-from-nuclear-deal-would-help-iran-1.6055374 Böylece, İsrail ile ABD anlaşmadan çekilerek kendi ayağına ateş açmış ve sonuçta İran'a çalışmaktadır. Zira İran ile birlikte bütün dünya anlaşmaya bağlı kaldığını söylese de ABD'nin anlaşmadan çekilmesi İran'a programı ilerletme şansı verecektir. Kısaca, Amus Gilad'ın da belirttiği gibi Netanyanu-Trump takımı İran'a çalışıyor.

Bu ise hem New York Times yazarı Thomas Friedman hem de Macron gibilerin dediği gibi bölgeyi yeniden alevin içine atacak ve savaş ortamına sürükleyecektir.

Suriye'de şimdiden bunun peşrevleri yaşanmaktadır. Tabii ki Trump görevinden alınmaz ise. O takdirde, İsrail bölgesel savaş konusunda cesaretini kaybeder. ABD'ye dayanmadan uzun soluklu bir savaşa giremez.

*"An American announcement that it's withdrawing from the agreement would let Iran drive a wedge between the world powers and gradually loosen international oversight over its nuclear program.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN