Üretim ve Tüketimde Temiz Toprağın Önemi
Tüketim ahlâkı konusunda yazmaya başladığımızda, Kur'an-ı Kerim'de konuya dair bilgileri aktarırken, hatırlayacağınız üzere Allah Teâlâ'nın, insanların "helal" ve "tayyib" vasfına sahip gıdalarla beslenmesini emrettiğini, bu iki vasıftan biri olan "tayyib" özelliğinin ise sadece besin maddelerinde değil, insan, çevre, memleket ve toprak gibi hususlarda da bulunabileceğini düşünmemizi sağlayan buyruklarının olduğunu müşahede etmiştik. Bundan ötürü, bugünkü yazımızda "tayyib" vasfının, toprakla olan ilgisinden söz edeceğiz. Zira insanların olduğu kadar, hayvanların ve bitkilerin de besin kaynağı olan toprak, tayyib vasfına sahip olmalıdır ki, insanın beslendiği bu kaynak, yaratılış kodlarıyla çelişen ve çatışan durumların sebebi olmasın… Çünkü yiyip-içtiklerimizin ve tüm besin kaynaklarımızın, bedenimiz kadar ruhumuzu da duygularımızı da etkilediği ve şekillendirdiği, artık bilinen ve kabul gören bir gerçektir.
Kur'an-ı Kerim'de, insanın topraktan yaratıldığı birkaç ayette bildirilir. Topraktaki elementlerin insan vücudunda da bulunuyor olması, toprakla olan bağımızın manidar bir göstergesidir. Toprakta yetişen bitkilerin ihtiva ettiği vitaminler ise yine bitkiler vasıtasıyla toprakla olan bağımızı ortaya koymaktadır. Ayetler bize meyve ve sebzelerin besin ihtiyacımızı karşılayan kaynaklar olduklarından söz ederek yine toprağın değerine dikkatimizi çekerler.
Bazen "Beldetün Tayyibetün" bazen de "el-Beledü't-Tayyib" kelimeleriyle dikkatimize sunulan "Temiz Toprak" kavramıyla birlikte, zıddı olan "habîs" kelimesi zikredilerek, toprağın da "kötüsü"nün ve "kirlenmişi"nin olacağı uyarısına bulunulur. (İlgili ayetler için bkz. Sebe' 15; A'râf, 58)
Bundan on dört asır önce, toprak, deniz ve havanın oluşturduğu ekosisteme dikkat çeken Kur'an-ı Kerim'in, temiz fıtratla yaratılan her şeyi muhafaza ederek onu kötüsüyle değiştirip bozmamaya özen gösterilmesini istediğini açık bir şekilde görmekteyiz. İlerleyen satırlarda bunlara tekrar değineceğiz. Ancak öncelikle toprağın modern hayatta, özellikle üretim ve tüketimde ne denli önem taşıdığına ve ondaki "tayyib" vasfının hangi sebeple bozulduğuna dair bazı bilgileri paylaşmak istiyoruz.
Toprağın değeri ve hayatımızdaki önemi
Bilindiği üzere eskiden beri, "dört ana unsur" olarak bilinen ateş, hava ve su gibi, canlıların yaşaması için vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak, bitki örtüsünü besleyen ana kaynakların başında gelmektedir. Toprağın üst tabakasında ve yüzeye yakın kısmında yetişen bitkiler de insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynaktır.
Bilimsel araştırmalar, sadece bir gram ağırlığındaki toprak parçacığında, milyonlarca canlının bulunduğunu ve muhteşem bir şekilde işleyen ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı ayrı işlevleri olduğunu ortaya koymaktadır.
Toprağın verimliliğini sağlayan ve humus yönünden en zengin olan kısmı ise toprağın 1 cm'lik üst tabakasıdır. Bu tabakanın ancak birkaç yüzyılda oluşabildiği gerçeği, onun ne kadar değerli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu denli önemi haiz olan doğal kaynağın gerek tarım dışı amaçlarla kullanılması gerek ağır metallerle kirletilmesi ya da yaşanan muhtelif erozyonlar sebebiyle birtakım kayıplara uğraması, ondan elde edilecek verimi ciddi oranda düşürmektedir. Halbuki kaybedilen toprakların yeniden tarıma uygun hale gelmesi uzun yıllar almaktadır. Modern dünyamızda bugün, katledilen tarım arazilerinde ya da bizzat tarım yapılan topraklara gereksiz müdahalelerle ekosistemi bozma faaliyetlerinde baş rol oynayan, toprakları ve denizleri kirleten ve doğal sistemlerini bozarak onları ifsad eden kapitalist anlayışın karşısında duracak ve alternatif çözüm yolları sunacak tek unsurun, İslam'ın telkin ettiği tüketim ahlâkı olduğu kanaatindeyiz. Zira İslam, tüketimde sınırsız özgürlüğü değil, ihtiyaca dayalı bir tüketimi, mevcut olanla yetinmeyi ve israftan kaçınmayı tembihler. Böylece kaynakları tüketip yok etmeyi değil onlardan ölçülü ve sürekli bir şekilde istifade etmeyi öngörür. Toprak da bu değerli kaynaklarımızdan biridir ve o kirletilerek heba ve israf edilmemelidir. Öylesine farklı yollarla israf edilmektedir ki, birer birer sayılmadıkça hiçbirimizin aklına "toprak israfı" diye bir kavram gelmeyecek kadar bizden gizlenen bir acı gerçek karşısında ve farkında olamadığımız bir gaflet içinde olduğumuz söylenebilir. Halbuki durum gerçekten de tam on dört asır önce ifade edildiği gibidir:
"İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah, -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor." (Rûm, 41)
Ayeti tefsir eden âlimler, buradaki "düzen bozuldu" şeklinde tercüme edilen cümlenin, böyle bir durumun beklendiğini haber vermek ve uyarıda bulunmak anlamına da geldiğini ifade etmektedirler. Gerçekten de insanlık, kapitalizmin girdabına kapıldığından beri yeryüzünde de denizlerde de kirlenme ve bozulma haberleriyle sarsılmaya başlamıştır. Ancak bu haberler çok uzun bir süre saklanmış ve gerçeklerin üstü ya örtülmüş ya da hakikatler ters yüz edilmiştir.
Sadece toprak konusunu ele alarak, toprağın kirlenmesi, bozulması ve yeryüzünde fesadın ortaya çıkmasının ne anlama geldiğini incelemeye başladığımızda karşımıza çıkan tablo nedir? sorusuna nasıl bir cevap bulabilmekteyiz. İşte bu önemli soruyu, dilerseniz bundan sonraki yazımıza bırakalım ve orada cevap bulmaya çalışalım.
Sağlık ve esenlik dileklerimle…
Mehmet Emin Ay
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.