İsmail Güleç
23.05.2026
İsmail Güleç
Kudüs’ün Faziletleri
23.05.2026
Tüm Yazıları

Kudüs’ün Faziletleri

Geleneğimizde fezâil diye bir tür var. Amellerin, vakitlerin, şahısların, milletlerin yanı sıra ülke ve şehirlerin faziletlerini anlatan eserlere genel olarak fezâil diyoruz. Amellerin faziletine dair olanlara Fezâilü'l-a'mâl deniliyor. Övülecek amellerin hepsinden bahsedildiği sadece bir tanesinden bahseden eserler de bulunuyor. Bunlar daha çok amellerin faziletine dair hadislerin bir araya getirilmesinden oluşuyor. Maksat güzel insan, iyi müslüman olmanın yollarını göstermek ve teşvik etmek.

Mübarek gün, gece ve ayların faziletlerini anlatan eserlere Fezâʾilü'l-evkāt, Fezâilü'l-Eyyâm ve'ş-Şuhûr deniliyor. Hz. Peygamber'in arkadaşlarının, onları görenlerin ve onları görenleri görenlerin faziletlerinin anlatıldığı eserlere de Fezâilü's-Sahâbe ve't-Tâbiîn gibi isimler veriliyor. Milletlerin övüldüğü eserlerde fezâil adı verilir ve Câhız'ın Fezâilü'l-Etrâk'i ilk akla gelen eserlerdendir.

Kuran'da övülen yerlerin, din büyüklerinin doğdukları veya göçtükleri şehirlerin övüldüğü kitaplara de fezâil deniliyor. En çok övülen şehirler Mekke, Medine ve Kudüs olduğu için Fezâil-i Mekke, Fezâil-i Medine ve Fezâil-i Kudüs gibi şehrin adıyla birlikte anılır. Özellikle İstanbul'dan hac veya bir başka vesile ile kutsal topraklara yolculuk yapan ulemanın bu şehirlerin faziletlerinden bahseden kitap yazması bir adet oldu.

Hakkında fezail yazılan ilk şehrin Mekke, ilk müellifin de Hasan-ı Basrî olduğunu biliyoruz. Şairler sultanı Bâkî'nin Mekke kadılığı yaptığı esnada birtakım eklemeler yaparak tercüme ettiği Fezâil-i Mekke'si bizdeki en meşhur fezâil kitabıdır. Daha sonra Medine ve Kudüs için de fezâiller yazıldı. Üçünün bir arada olduğu eserler de kaleme alındı. Şam, Kûfe, Bağdat, Basra, Belh, Endülüs ve Yemen hakkında da fezâiller yazıldı. Fezâilleri seyahatnamelerden ayıran özelliği hadislerdir. Bir şehri faziletli yapan şey o şehrin Allah ve resülü tarafından övülmüş olmasıdır. Birçok şehrin yöneticisin iltifatına mazhar olmak için hadis uydurup fezâil yazanlar da olmuştur.

Abdurrahman Şevkî'nin Teşvîkü'l-Müştâk'ı

Hayatı hakkında sınırlı bilgilere sahip olduğumuz 19. asır müelliflerinden Abdurrahman Şevkî Efendi tarafından kaleme alınan eserin tam adı Teşvîku'l-Müştâk Teşrîk li'l-Uşşâk (Gönülden arzu edenleri teşvik eden ve âşıkları nurlandıran kitap). Memuriyeti hasebiyle gittiği Mekke-i Mükerreme'ye yerleşip orada yaşayan Şevkî'nin çok sevdiği Şam'ı ve özellikle Kudüs'ü görmek isteyenleri teşvik etmek için kaleme aldığı eser Yazma Eserler Kurumu tarafından yayınlandı.

Kübra Yılmaz'ın hazırladığı manzum metin on bölümden oluşuyor. Arapça mensur bir mukaddimeyle başlayan eserin ilk bölümünde Mekke, Medine ve Kudüs'ün yaratılışı yer alıyor. Bu bölümde en dikkat çekici kısım zaman zaman Mevlid'in mirac bahrini okuduğumuzu hissettiren Hz. Peygamber'in miracının anlatıldığı beyitler. İkinci bölümde Şam anlatılıyor. Müellifin çok sevdiğini okura her fırsatta gösterdiği bu bölüm Şam'ın neden önemli bir şehir olduğunu açıklıyor. Ancak uzun süre kalan veya köşe bucak gezen birinin anlatabileceği Şam'ı yakından tanımak için çok ilginç bilgiler yer alıyor. Bir yönüyle şehir rehberi gibi yazılan bu bölümü okurken Şam'a gidip Şevkî'nin anlattığı Şam'ı aramak, onun rehberliğinde gezmek arzusu doğdu. Şerefü'l-mekân bi'l-mekîn fehvasınca Şam'ı şereflendiren sahabelerin ve Allah dostlarının türbelerinin anlatıldığı bölüm Şam'ın neden kıymetli olduğunu bize göstermek için yazılmış.

Geri kalan sekiz bölüm Kudüs'e ayrılmış. Üçüncü bölümde Hz. Davud ve Hz. Süleyman tarafından Mescid-i Aksâ'nın inşası, dördüncü bölümde Abdülmelik b. Mervan'ın tamiri, beşinci bölümde Kudüs'te bulunan acayip nesnelerin mahiyeti, altıncı bölümde Mescid-i Kuds'te ibadet etmenin fazileti, yedinci bölümde mescidin bulunduğu sahrada çıkan sular, sekizinci bölümde Kudüs'te medfun peygamberler ve diğer büyük şahsiyetler, dokuzuncu bölümde Hz. Peygamber'in ve bazı sahabenin Kudüs ziyaretleri ve onuncu bölüm Hz. İbrahim'in hanımlarının ve çocuklarının kabirlerinden bahsediyor.

Fezail türü eserlerin özelliklerinden birinin kaynaklarının hadisler olmasına değinmiştik. Şevkî'nin bu eserinde de hadislerin kaynak olarak kullanılması onun ciddi bir tahsil gördüğüne işaret ediyor.

Her şeyden önce Şevkî'nin Türkçesinin güzelliğine bayıldığımı söylemeliyim. Zaman zaman Yunus tadını aldığım, Mevlid'i hatırladığım metin çok akıcı, hiç zorlanmadan ve yorulmadan okutuyor kendini. Belli ki Şevkî ağdalı bir metin yazma gayretine düşmeden kitabının çok okunmasını ve okuyanların ve dinleyenlerin anlamasını öncelemiş. Yanlış anlaşılmasın, bu sadelik metnin değerini düşürüp bayağılaştırmıyor, bilakis artırıyor.

Şevkî'nin yeri geldikçe metinde mesnevi, gazel, kaside biçimlerini kullanması metni hem yeknesaklıktan kurtarmış hem de metin içinde birer müstakil bölüme dönüştürerek işlevselleştirmiş ve okunmasını kolaylaştıran bir düzenleme olmuş.

Şevkî okurları yeri geldikçe ibret dolu nasihatler vermekten ve uyarmaktan geri durmamış. Hz. Davud, mescidin inşasına başladığı zaman bir türlü temeli atamamasının sebebi olarak üzerine mescit bina etmek istediği arazinin sahibinin rızasının alınmamış olmasını hatırlatması, Hz. Süleyman'ın arazi sahiplerine mücevherler dolusu sandıklar verdikten sonra inşaatın devam edebilmesi şüphesiz dinleyenlere, başkalarının haklarına göstermeleri gereken özeni hatırlatıyordu.

Yolculuk esnasında başkasının tablasından düşen hurmayı yiyen İbrahim Edhem'in başına gelenler de başkalarının haklarını gözetme konusunda anlatılan bir diğer menkıbe.

Bir diğer önemli bulduğum hatırlatma kilidin açılmaması üzerine bir pir-i fanîden öğrenilen dua. Şevkî, zorda kalanlara, çaresizlere bir çare ve ışık olmak üzere bir dua öğretiyor:

Ey Allah'ım senin nurunla doğru yola evrildim. Senin fazlından medet umuyorum. Seninle sabahlıyor ve geceliyorum. Günahlarım senin ellerin arasındadır. Senden mağfiret diliyorum ve sana tövbe ediyorum yâ Hannân, yâ Mennân.

Bu dua ile Şevkî, bize yardımın kimden isteneceğini gösterdiği gibi bizi müşkül durumda bırakan olayın sebebi olarak önce kendimizi görmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Malı mülkü olmayan kimsesiz bir hatunun hacca gitmek için yola düşmesi anlatıldıktan sonra okuyanların ve dinleyenlerin şu sözlerle uyarılması kitabın okuyanları bu beldeleri görmek konusundaki teşvik işlevini bize gösteriyor:

İbret al bu sözden artır rağbetin
Var ise senin de aşk u himmetin

Gör bu hâtûn-ı fakîr-i bî-kesi
Yok iken bu zerre zâdı melbesi

Canını Allah'a kurban eylemiş
Cân u dil arzû-yı cânân eylemiş

Var iken sende şu denlü mâl u mülk
Olmuş iken zâbıt-ı deryâ-yı fülk

Ne cesâretle dilersin rahmeti
Nice dersin ben Muhammed ümmeti

Tercüme ettiği diğer eserlerinden ve meşayih türbelerine gösterdiği hassasiyetten tasavvufa özel bir ilgisinin olduğunu anladığımız Şevkî'nin miracı anlattığı bölümde Hz. Peygamber'in cismine, ruhuna, aklına, gönlüne, sırrına ve sırrının sırrına hediye edildiğini söylediği altı hilat aynı zamanda bir dervişin sülukunun derecelerini göstermesi onun tasavvufî bir tecrübeye sahip olduğuna işaret ediyor.

Şevkî aynı zamanda bir ehl-i beyt muhibbi. Kudüs'ün Abdülmelik b. Mervan tarafından tamir edilmesini anlattığı bölümde Abdülmelik'in bunu atalarının ehl-i beyte karşı işlediği günahların bir özrü olarak anlatması Kerbela'da durduğu safı belli etmesi bakımından da değerli.

Her duyduğumuzda içimizi burkan ve canımızı yakan Gazze'yi görmek şaşırtıcı oldu:

Gazze'nin kurbunda bir köy var idi
Kubbenin nuruyla pür envâr idi

Mescidin kubbesinin yansıttığı ışık Gazze'ye yakın köylerini aydınlatacak kadar kuvvetli imiş.

Kitapta dikkatimi çeken bir diğer husus Kudüs'te bulunan tuhaf nesnelerin anlatılması oldu. Atılan okun atana dönmesi, at görünümlü konuşan ağaç, görenlerin boş zannettikleri içinden sadece iyi olanların geçebildiği kapı, ulu mihrap, mihraba asılan zincir, yalanı ortaya çıkaran pınar, Kudüs'ten çıkınca öldüren ısırığı olan yılan metindeki fantastik unsurlar olarak okuyanların ve dinleyenlerin dikkatlerini çekiyor. Sadece bu nesneler kullanılarak çocuklar için bir Kudüs kitabı yazılabileceğini düşündüm.

Kudüs sularının anlatıldığı bölümde geçen şu dizeleri nakletmeden geçemeyeceğim.

Bir kişi kalksa döşekten gece su nûş etmeye
Pes desin ol suyu içmezden mukaddem ol hemen

Ey mübârek su sana Kuds'ün suyu etti selâm
Böyle deyip nûş edince bulmaya illet beden

Geceleyin su içmek için kalktığınızda suyu içmeden önce can u gönülden inarak "Ey su! Sana Kudüs'ün suyunun selamı var." derseniz suyun Kuds'ün şifalı sularına dönüşüp bedenimize şifa olacaktır. İçilen su sadece şifa olmayacak, Kudüs'ü görme arzusunu diri tutan bir uyarıcı olacaktır.

Kudüs'ü görmek nasip olmadı. İnşallah bu kitabı okurken hissettiğim duyguların teşviki ile tez vakitte görmek nasip olur. Şevkî'nin anlattığı Kudüs'ü adım adım gezmek, söylediği yerlerde dua edip namaz kılmak ne kadar hoş ve zevkli olurdu.

Kitabı hazırlayan Kübra Yılmaz'ı ve güzel şekilde yayınlayan Yazma Eserler Kurumu'nu tebrik ediyorum ve yazıyı Şevkî'nin kitabını okuyanlar için ettiği duayı bu yazıyı okuyanlar için şuraya naklediyorum:

Hidâyet eyle râh-ı müstakime
Kılayım dâime hizmet İlâhî

Kıtabım okuyan âşıkları kıl
Garîk-i lücce-i rahmet İlâhî

Cihanda anlara gösterme aslâ
Belâ vü derd ile mihnet İlâhî

Aziz et anları dünya vü ukbâ
Ebed görmeyeler zillet İlâhî

Dahi anları nefs-i şûm elinden
Veresin dâima Nusret İlâhi

Dahi sen müminin ile müminâtı
Kılasın dâhil-i cennet İlâhî

Amin.

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

İsmail Güleç

İsmail Güleç Diğer Yazıları