İsmail Güleç
7.03.2026
İsmail Güleç
Reyhanî’nin Hacca Giden Turnaları
Tüm Yazıları

Reyhanî’nin Hacca Giden Turnaları

Son günlerde "Kâbe'de hacılar hû der Allah Allah" sözleriyle başlayan ilahi üzerinde çok konuşuldu. Çocukların da büyüklerin de dillerine pelesenk olan ilahi üzerine çok söz söylendi. Bu kadar çok ilgi görmesinin nedenleri üzerine yorumlar yapıldı, görüşler dile getirildi. Toplum bilimciler, din psikologları ve sosyologları, musikişinaslar, halk bilimcilerin yanı sıra hemen her konuda yorum yapacak kadar bilgili olduğunu düşünenler mevzuya kendi zaviyelerinden baktılar ve kendilerince açıkladılar.

Kimi kerameti söyleyende aradı kimi musikisinde kimi de ilahi de. Sevilmesinde hepsinin payı olabilir. Ancak kanaatimce ilahinin Kâbe'den bahsediyor oluşunun da çok büyük etkisi var. Bunun nedeni olarak Kâbe'ye ve hacılara ezelden beri toplumumuzda kıymet ve değer veriliyor olmasını söylemek mümkün. İlâhî, söyleyenlerin samimiyetinin de etkisiyle bilinçaltımızda yer edinmiş ve genlerimize işlemiş bu sevgiyi ortaya çıkardı.

Edebiyatımızda geçen yıl, iki milyona yakın insanın gitmek için müracaat ettiği hac yolculuğu üzerine yazılmış yüzlerce kitap, binlerce şiir varken bu ilahinin milli ilahi gibi herkes tarafından öğrenilmiş olmasında da bir hikmet olmalı.

Reyhânî'nin turnaları

Kendisi de hacı olan Âşık Reyhânî'nin Birol Yıldırım'ın bir makale ile tanıttığı hac yolculuğunu anlatan güzel bir şiiri var. Kime ait olduğu bilinmeyen aşıkların turnalara benzetildiği iki kıtalık Van yöresine ait bir türkünün sözlerini ve konusunu değiştirip uzatan Reyhânî şiirinde hac için yola çıkan hacıları turnalara benzetir ve hac yolculuğunu da turnaların göç etmesine benzeterek anlatır. Turnaları yola düşüren âşktır ve hacılar da bir nevi âşıklardır.

Turnaların benzetilmesi de boşa olmasa gerek. Şâh-ı Merdan'ın yani Hz. Ali'nin avazı turna denilen kuştadır. Hz. Ali'nin yiğitliği ve faziletleri Turna Destanı'nda turnalar üzerinden anlatılır. Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş başta olmak üzere erenlerin, Hak aşıklarının turna donuna girip seyahat etmelerini hatırladığımızda hacıların da Hak aşığı olarak Kâbe'ye uçan turnalar olması ayrı bir anlam kazanıyor. Türkülerde ise turna habercidir, sevgiliye haber getirip götüren postacıdır.

Açıklamaya geçmeden önce Âşık Reyhanî'nin Turnalar adıyla bilinen türküsünü Youtube'tan deşifre ederek aktarıyorum:

Kalkın turnam kalkın Van'dan sökülün
Erciş'in düzüne konun dökülün
Malazgirt Beyi'nden biraz sakının
Onlar avcı sizi vurur turnalar

İnin Pasinler'de edin niyazı
Çıkman eğer dağa geç gelir yazı
Bir gece meskeniz Erzurum düzü
Orda da kalmayın gidin turnalar

Erzurum kalabalık girme şivana
Yolunuz düz gider uğramaz Kân'a
Cifce boğazından geç Erzincan'a
Orda da kalmayın gidin turnalar

Erzincan çukurdur kalkın havaya
Kemah dedeleri dursun duaya
Çilhoroz dağından Hasanova'ya
Orda da kalmayın gidin turnalar

Hasanova derler sizin yurdunuz
İkindi de oraya konar ordunuz
Gidin Mevlana'ya dökün teliniz
Orda da kalmayın gidin turnalar

Urfa'da yatıyor İbrahim Halil
Gaziantep'tedir makam-ı Celil
Huduttan geçerken sorun bir delil
Ordan doğru Şam'a gidin turnalar

Şam Halep Beyrut'u durmayın geçin
Kahire suyundan üç yudum için
O Bâb-ı Selâm'ı bir gece açın
Orada da kalmayın gidin turnalar

Arafat'a doğru alınca yolu
Lebbeyk sedasıyla dört yanı dolu
Ordan öte geçmez dünyanın malı
İhram libasına girin turnalar

Arafat dağına çıkın saf tutun
Safa-yı Merve'nin sırrına yetin
O şerli Şeytan'a yedi taş atın
İsmail aşkına deyin turnalar

Görün Beytullah'ın hoş nakkaşını
Bir hikmet var kuşlar aşmaz başını
Tavaf edin Hacerülesved taşını
Sağ el tabanını verin turnalar

Turnam başka yolun yoktur orda kal
Vermezsen mektubum edersin vebal
Sorarlarsa kimin ya bu arzuhal
Bütün sevenlerden deyin turnalar

Sorarlar Reyhânî deyin ki yasta
Derlerse· gelmez mi, deyin heveste
Yasin'dir mektubum İhlas'tır posta,
Fatiha pulumdur diyin turnalar

Aşık edebiyatı nazım biçimlerinden destan formunda yazılan şiir, bir nevi Van'dan hacca gitmek üzere kalkan bir kafilenin yolculuğunun hikayesi. Şiir bir Van türküsünün sözleri ile başlar ancak Ağrı Dağı'nda biten turnaların yolculuğunu Reyhânî Erzurum üzerinden devam ettirir.

Destan turnalara seslenerek başlar. Van'da eğleşen turnalara artık orada durmamaları gerektiği hatırlatılır. Van'dan kalkıp Erciş'e gidip orada dinlenmelerini söyler. Ancak biraz zalim olduğu anlaşılan Malazgirt beyine dikkat edilmesini ister. Avcı olduğunu söylediği Malazgirt beyi turnaları avlayabilir. Turnaların türküde âşıkları temsil ettiğini düşündüğümüzde beyin sevenleri birbirinden ayırdığı düşünülebilir. Muhtemelen yakınlarından birini sevdiğinden ayırmış olmalıdır. Türküde bu ayırmaya bir telmih olabilir.

Reyhânî turnaları memleketi Pasinler'e uğratır. Sanki kendisi gelen hac kafilesine katılmak için orada beklemektedir. Pasinler'in yaslandığı dağı kışın aşmanın zor olduğunu ima ettikten sonra beklemeden Erzurum'a gitmelerini söyler. Orada da adeta ihtiyaçlarını temin edip dinlendikten sonra yollarına devam etmesini söyler. Buradan sonrası türküde yer almaz. Reyhânî'nin eklediği bölümlerdir.

Erzurum'un gürültülü çarşı pazarına girmeden yoluna devam etmesini, Yakutiye mahallesine bağlı şimdiki adı Güngörmez olan Gan'a uğramadan devam etmelerini, Cifce boğazından geçerek Erzincan'a geçip oradan yollarına devam etmelerini ister.

Erzincan'da da çok kalmamalarını söyledikten sonra Kemah'ta Alevi dedelerinin dualarını almalarını ister. Çilhoroz dağın geçtikten sonra İliç kazasına bağlı Hasanova'ya geçmelerini ve orada mola verdikten sonra yollarına devam etmelerini söyler.

Hasanova, Osmanlı ordusunun Doğu seferine giderken konakladığı Erzurum'un bugün Karayazı ilçesine bağlı bir mahalledir. Sizin yurdunuz dediğine göre Hasanova'da diğer yerlerden daha çok kalabileceklerini söylemiş olmaktadır. Ordu ile kastedilen turna sürüsüdür. Şairimiz hacca giden kafileyi de orduya benzetmiş oluyor. Hacca gidenlerin uğradıkları yerlerden biri olan Konya'ya gidip Mevlana'yı ziyaret etmesini, onun türbesinde tellerini dökmelerini, yani arınmalarını söyledikten sonra yollarına devam etmelerini ister.

Konya'dan sonraki durak Urfa'daki Halil İbrahim makamıdır. Oradan Gaziantep'te olduğu söylenen makam-ı Celil'e geçilir. Makam-ı Celil ile Antep'teki Yuşa ve Pir Safa türbeleri kastedilmiş olmalıdır. Urfa ve Antep'te ziyaretlerden sonra sınıra gelinir. Pasaport kontrolünden sonra Şam'a doğru yol alınır.

Âşık Halep, Şam ve Beyrut'te pek eğleşmez ve turnaların da eğleşmesini istemez. Oradan Kahire'ye geçip üç yudum su içmelerini ister. Üç yudum ziyaret edilecek üç yer olabileceği gibi çok az bir süre kalmaya da işaret edebilir. Eğleşmeden hemen Mekke'ye geçilmesine ve Kâbe'ye Bâbüsselam kapısından girmelerini ister. Bâbüsselâm Hz. Peygamber'in doğduğu evin karşısında kaldığı ve Kabe'ye bu kapıdan geçerek girdiği için Kâbe'yi ilk kez göreceklerin teberrüken bu kapıdan geçmeleri tavsiye edilir.

Kâbe ziyaret edildikten sonra hac başlar. Bundan sonraki dörtlüklerde hac menasiki anlatılır. Hacıların hep birlikte söyledikleri Lebbeyk sesleriyle Arafat'a gidilip vakfa durulur. İhrama bürünen hacılar arasında artık dünya malının bir değeri yoktur, para ile pulla işleri olmaz.

İhramlı bir şekilde Arafat'ta saf tutup öğle ve ikindi namazı birlikte kılınır. Arafat'ta düşünmek için zaman vardır ve bu süre zarfında Sefa ile Merve'nin ne anlama geldiği, aralarındaki gidiş-gelişlerin neleri sembolize ettiğini düşünmemiz istenir. Arafat'tan sonra şeytan taşlamaya gidilir. Bayramın ilk günü üç farklı yerde üç kez yedi taş atılarak şeytan taşlanır. Şeytan taşlanırken Hz. İsmail'i kandırmaya çalışan şeytan hatırlanmalı, Hz. İsmail'in kovduğu gibi şeytan kovulmalıdır. Âşık Reyhanî şeytan taşlamanın basit bir iş olmadığını hatırlatır.

Artık bayram olmuş ve Kâbe ziyaret edilme zamanı gelmiştir. Reyhânî Kâbe'yi ziyaret ederken sahibini de düşünmemizi ister. Nakkaş o binayı yapan Hz. İbrahim ve İsmail ile onlara yapmalarını emreden Allah'tır. Kuşların Kâbe'in üzerinde uçmamalarının bir hikmeti olduğunu hatırlattıktan sonra tavafa başlamadan önce Hacerü'l-esved'i selamlamak gerektiğini ve sağ elin içi görülecek şekilde kaldırılarak selamlandığını söyler.

Âşık Reyhanî haccı tamamlayan turnaya seslenmeye devam eder. Artık menzile ulaşılmıştır ve orada kalmasını ister. Âşığımız turnalardan bir mektup göndermiştir. Mektubu adresine teslim edilmesini ister. Yani kendisi için dua edilmesini ister. Mektubun sadece kendisine ait olmadığını, tüm sevenlerin mektubu olduğunu söylerken orada tüm Müslümanlar için dua edilmesi gerektiğini hatırlatır.

Reyhânî neden gelmedi de mektup gönderdi, diye soracak olurlarsa onlara verilecek cevap da yazılıdır. Reyhanî yastadır, üzüntü içindedir. Bu üzüntünün kaynağı turnalarla birlikte hacca gidememektir. O yüzden Yasin, İhlas ve Fatiha surelerini okumuştur. Yâsin'i mektuba, İhlas'ı zarfına, Fatiha'yı da puluna benzetmesinin çok hoş olduğunu söylemeliyim. Bu dörtlüğü dinleyip de gönlünde Kâbe'yi görmek arzusu doğmayan yoktur.

Kim bilir kaç kişi bu türküyü gözyaşı içinde dinleyerek Kâbe yollarına düşmek istedi? Kim bilir kaç hacı bu türküyü dinleyerek haccı defalarca yaşadı? Bu türküyü gözyaşları ile dinleyip mübarek beldeye hasret duyanlardan olmayı ne kadar çok isterdim. Ne kadar gayret edersem edeyim o saf ve katıksız sevgiye sahip olmamız pek mümkün değil. Bu türküyü gözyaşı içinde dinleyenlerden olamıyoruz ama en azından olanları seviyoruz, olmak istiyoruz. Bizim de tesellimiz bu olsun.

Gözyaşları içinde dinleyememizin nedeni belki de Reyhânî'nin çok beğenerek dinlediğim şu türküsünde saklı.

Sazım düzen tutmaz olsun
Telim Allah demeyince
Can canana. gitmez olsun
Yolum Allah demeyince

Gözüm uyku tutmaz olsun
Geceleri yatmaz olsun
Bülbüllerim ötmez olsun
Gülüm Allah demeyince

Rüzgarlarım esmez olsun
Düşmanlarım susmaz olsun
Kılıcım da kesmez olsun
Kolum Allah demeyince

Reyhani, ömrüm çürüsün
Gülşenim diken bürüsün
Ağacım kökten kurusun
Dalım Allah demeyince

Teli de yolu da gülü de kolu da dalı, "Allah" diyenlerden olmak niyazıyla…

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

İsmail Güleç

İsmail Güleç Diğer Yazıları