Arama

İsmail Güleç
Şubat 13, 2020
Bir yer nasıl ibadethane veya mabet olur?

Mabet, ibadethane ve tapınak. Hepsi aynı anlama gelen biri Arapça, biri Arapça-Farsça ve biri de Türkçe üç kelime. Mabedin dilimizde biri sözlük biri de terim olmak üzere iki anlamı var. Sözlük anlamı ibadet edilen yer demek. Terim anlamı ise "Bir dine bağlı olanların belli zamanlarda toplu olarak veya tek başlarına ibadet etmeleri için yapılmış özel mekân" Bir de mecaz anlamı var: Büyük bir sevgi ve saygı ile bağlanılan yeri ifade için tamlamalarda tamlanan olarak kullanılıyor, meşhur ve büyük bir tiyatro salonu için tiyatronun mabedi, denilmesi gibi.

Bizim konumuz olan tarife dikkat ettiyseniz bir yerin ibadethane olması için;

1. Bir dine bağlı olması,

2. Takvime ve zamana kayıtlı olarak muayyen vakitlerde toplanılması,

3. Topluca ibadet edebilecek olması gibi üç şartı taşıması gerekiyor.

İLK İBADETHANELER

Mabet veya ibadet insanlık tarihi kadar eski. Yeryüzündeki ilk mabetin Hz. Adem'in dünyaya ayak bastığı yer olduğu kabul edilir. Ancak insanlar için inşa edilen ilk mabet Kabe'dir. Rivayete göre Kabe'yi de Hz. Adem inşa etmiştir. İkinci mabet ise Mescid-i Aksa'dır.

İnsanlar ta Sümerlerden bu yana Tanrı için ayırdıkları yerlere hep Tanrı'nın evi anlamına gelen isimler vermişler. Mabetlere Latince temple, Yunanca temenos, Sümerce E, Ekallu, Akadca bitu, İbranicede beth adı verilmiş ve hepsi aşağı yukarı aynı anlama geliyor: Tanrı evi veya Tanrıya adanmış ev.

Her dinin bir ibadet sistemi vardır ve birtakım ibadetleri topluca yapmak için de mekâna ihtiyaç duyulur. Mekanlar da zamana ve coğrafyaya göre değişir. İlk başlarda birkaç taş ile çevrilen ibadethaneler zamanla kubbeli büyük binalara dönüşür. İlkel kabilelerin mabetleri bir ağaç, su veya taş iken semavi dinlerle ve şehirleşme ile birlikte ibadethaneler bulundukları mahallin en görkemli binaları olmaya başlar. Genellikle köy ve kasabalarda daha küçük iken şehirlerde özellikle başkentlerde en görkemlileri yapılır.

İnananlar ibadethanelere bir kutsiyet atfederler. Oralara girerken ve çıkarken azami hürmeti gösterir ve temiz tutmaya çalışırlar.

İbadethanelerin içi ve tefrişi dinlere göre değişir. Genellikle hangi dinin ibadethanesi ise o dinin kutsal kabul ettiği eşya veya kişilerin sembolleri ile tefriş edilir. Mesela Sümerler, mabetlerine tanrılarının heykellerini koyarlar. Ondan sonra gelen kavimler de mabetlerine tanrılarının heykellerini veya resimlerini koymaya devam ederler. Mecusiler tanrılarının sembolü kabul ettikleri ateş yakarlar ve hiç söndürmezler. Eski Yunanların mabetlerinde de tanrılarının heykeli veya resmi bulunurdu. Romalılar da Yunanları taklit ettiler ve en iç bölüme tanrılarının heykelini koydular. Hindular ise tanrılarının resimlerini asarlar. Hindular ibadetlerini tek başlarına yaptıkları için evlerinin bir köşesini tanrısının resmini koyarak kolayca mabete dönüştürür. Budistler ise mabetlerini Buda'nın heykelleri ile süslediler. Şintoizm mabetlerinde Tanrılarının heykeli ile birkaç kutsal eşya bulunurdu.

SEMAVİ DİNLERDE İBADETHANELER

Semavi dinlerin ilki Yahudiler için mabet çok önemlidir. İlk mabetlerinde ahit sandığı muhafaza edilen bölüm en gizli ve içeridedir. Daha sonra yapılan mabetlerine de toplanma yeri anlamına gelen sinagog adını verdiler.

Hristiyanlar ibadet ettikleri yerlere kilise adını verdiler. En küçüklerine şapel, en büyüklerine de katedral adını verdikleri mabetlerinde ancak rahiplerin girdiği kısımda Hz. İsa'nın çarmıha gerilmiş heykelini veya onu sembolize eden bir resim veya heykel koydular.

Müslümanlar ise ibadet yerlerine mescid ve cami adını verdiler. İlk yapılan mabet Mescid-i Nebevi idi ve daha sonra her Müslüman olan beldede mescitler inşa ettiler. Osmanlı Türkleri ise daha çok küçük yerleşim bölgelerindeki ibadethanelere mescid, şehirlerdeki daha büyük binalara da cami adını verdiler. Mescitler ya minaresiz ya da tek şerefeli küçük bir minaresi olurdu. Bir de üstü ve çevresi açık sadece mihrap olan namazgahlar var. Mescit ve camiler müstakil olabildiği gibi medrese veya külliyelerin bir parçası olarak da inşa edilirdi. Kimi tarikatlarda ise usul ve zikir çekilen meydanlar aynı zamanda mescid olarak kullanılırdı.

Müslümanların mabetlerinde ise hüsn-i hat ve tezhip örnekleri dışında bir heykel veya resim bulunmaz.

MÜSLÜMANLARIN İBADETHANELERİ: MESCİD VE CAMİ

Camiler ve mescitler mahallelerin ve şehirlerin merkezinde yer almış, sadece ibadet mekanı değil aynı zamanda sosyal hayatın bir parçası haline gelmiş dini yapılardır.

Camilerin eğitim ve öğretim mahalli olarak kullanılması geleneği Osmanlılarda da başlangıçtan beri benimsenen ve devam ettirilen bir uygulama olmuştu. Osmanlı medreselerinde mevcut odalarda (hücreler) öğrenci ikamet etmekte, medrese dershanesinde belirli dersleri görmekte, bunun dışında genel dersleri camilerde takip etmekteydi. Takrir şeklinde halka açık olarak verilen bu dersler için XVII. yüzyıldan itibaren dersiâmların tayin edildiği bilinmektedir. Osmanlı Devleti'nin yıkılmasına kadar aralıksız süren bu usule Cumhuriyet döneminde de devam edilmiştir.

Bunun yanında camilerde hat meşki, Kur'an tâlimi ve hıfzı gibi uygulamalı dersler de verilirdi. Osmanlı döneminde şehir, kasaba ve köylerde sıbyan mektebi olmayan yerlerde camilerin çocukların eğitimi için okul olarak kullanılması çok yaygındı. Bu gelenek, özellikle 1950'lerden itibaren yaz aylarında ilkokul öğrencilerine camilerde Kur'an öğretilmesi ve bazı surelerin ezberletilmesi şeklinde devam etmektedir. Osmanlı camilerindeki eğitim ve kültür faaliyetlerini tamamlayan önemli bir unsur da çok yaygın olarak görülen camilerde kütüphane tesisi geleneğiydi. Cami derslerini takip eden talebe ve namaz vakitleri arasında boş vakti olan cemaat için bu kütüphaneler çok faydalı olmuştur.

Dinlerdeki ibadethanelerin durumu genel olarak böyle. Peki o zaman aklımıza şöyle bir soru gelebilir. Dergâh, zaviye ve cemevleri ibadethane midir?

Bu sorunun cevabı müstakil bir yazı konusu olduğu için başka bir yazıda cevap vermeye çalışalım.

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN