Arama

İsmail Güleç
Aralık 31, 2019
Kaç tane yılbaşı var?

Yapılan bir araştırmaya göre halen yeryüzünde yaklaşık 40 farklı takvim var. Bu 40 takvim ay, güneş ve ikisi birlikte olmak üzere üç farklı biçimde hesaplanmış. Dünyanın güneşin etrafındaki dönüşüne göre güneş takvimi, ayın dünyanın etrafındaki dönüşüne göre ay takvimi. Bir de mevsimlerin güneş yılına göre ayların ay yılına göre düzenlendiği lunisolar takvimler var. Yıldızlara göre hazırlanmış takvimler de var ama onlar çok eski ve yaygınlaşmamış.

Mevsimleri esas alan güneş yılı ilk defa MÖ 432'de ölçülür ama en doğru ölçüm MÖ 238'de 365 gün altı saat olarak tespit edilir ve ilk güneş takvimi kabul edilir. Yılbaşısı 22 Ekim olan takvimde Mısırlılar altı saatlik fazlalığı dört yılda bir 366 gün yaparak çözdüler. Ancak Mısır takviminin başlangıcı yoktu. Modern bilim adamları bu eksikliği kapatmak için uzun hesaplamalardan sonra başlangıç yılı olarak milâttan önce 4241'i kabul ettiler.

Daha sonra Roma'nın meşhur imparatoru Julius Caesar (MÖ 44) İskenderiyeli bir gökbilimciyi Roma takvimini hazırlamakla görevlendirdi. O da Mısırlıların takviminden yararlanarak Julien takvimini hazırladı. Başlangıcını 1 Ocak'a çekti, mevsimleri eşitlemek için şubattan bir gün alıp temmuza ekledi ve ayın adını da Julius koydu. Julius'tan sonra imparator olan Augustus (MÖ 27) benim Julius'tan neyim eksik diyerek şubattan aldığı bir günü adını verdiği Ağustos'a ekledi. Böylece Şubat 28'e düştü. Dört yılda bir eklenen gün de Şubat'a ilave edildi. Biz de Romalıların bu takvimine Rumî takvim dedik, yani Romalıların takvimi.

Romalılardan başka Süryanilerin kullandığı İskender takvimi, Mısır Hristiyanlarının kullandığı Kıptî takvimi, eski İran'da kullanılan Yezdicerd takvimi ile Selçuklu sultanı Melikşah'ın emriyle Ömer Hayyam'ın hazırladığı ve günümüzde İran'da kullanılan başlangıcı 15 Mart olan Celalî takvim de güneşe göre hazırlanan takvimler idi.

Yılbaşının Hz. İsa'nın doğumu ile ilişkilendirilmesi Roma'nın Hristiyanlaşmasından sonra oldu. Önce İS 4. asırda Hz. İsa'nın doğum tarihi meselesi ortaya çıktı ve onu 23-24 Aralık ile 4 Ocak arasındaki tarihlerde olabileceğini söylediler. Tarihin belirlenmesi önemli idi çünkü bayram olarak kutlanacaktı ve her sene tartışılması hoş olmuyordu. 1582'de Papa XIII. Gregorius takvimi yeniden hesaplattı ve buna Gregoryan takvim denildi. Yılbaşını da 1 Mart'tan İsa'nın doğum tarihi olduğu söylenen 1 Ocak'a çekti. Önce sadece Katolik Avrupa'nın kabul ettiği bu takvimi daha sonra tüm Hristiyanlar kabul etti ve tüm Avrupa'ya yayıldı. Biz de bu takvimi IV. Mehmed döneminde aldık ve 1677'den itibaren kullanmaya başladık. Ancak yılbaşımız o zaman 1 Mart idi.

Bugün yılbaşını kutladığımız takvim budur.

Müslümanlar ise ay takvimini tercih ettiler. Hz. Ömer'in hilafeti esnasında yapılan düzenleme ile Hicret'i (Miladi 622) milat kabul ettiler. Oysa önceden yıllar rakamla değil gerçekleşen önemli olaylara göre anılırdı. Fil senesi, Fil senesinden iki sonraki sene, Kabe'nin tamirinin yapıldığı sene, sel senesi gibi. Hicri 17'den sonra Hicri 1, 2, 3… diye söylenir.

Bir de ay takviminin mevsimlere uymamasından dolayı bazı yıllara ay ekleyerek 13 ay yapan takvimler var. Lunisolar denilen bu takvim dünyanın en eski takvimi idi. Antik Yunan, Babil, Yahudi, Budist, Hindu, Bengal, Tibet, Çin, Japon, Vietnam, Moğol, Kore toplumları bu takvimi kullanılırdı.

Yahudiler lunisolar takvimlerini peygamberlerinin yaşadığı yılların toplamına göre belirlediler. Yılbaşının her sene değiştiği bu takvime göre 2019'ta 5774 yılının yılbaşını 29 Eylül akşamı kutladılar.

Cahiliye Araplarının kullandığı Nesilî takvim de güneş ve aya göre hazırlanmıştı. Haram aylarının mevsimi değişmesin diye birkaç yılda takvime bir ay ekliyorlardı.

Bunların yanı sıra farklı dönemlendiren takvimler de var. Çinliler yılları sayılarla değil altmış yıllık paketlere yıl adı vererek kullandılar. Yıllara da hayvan adı verdiler. Fakat Çin yeni yılı her yıl 21 Ocak ila 20 Şubat arasındaki günlerden birinde kutlanır. Mesela 2019'da Çin yeni yılı 5 Şubat'ta kutlandı.

Türklerin on iki hayvanlı takvimi de böyledir. Her yıl bir hayvan adı ile anılıyor ve döngü on iki yılda tamamlanıyor. Sonra yeniden başlıyor. Eksik tarafı yıl sayısının olmayışı eksiklik kabul ediliyor. Ama yılbaşı Mart ayında gece ile gündüzün eşitlendiği günde kutlanıyor.

Hindistan'da durum daha da karışık. Yerel yönetimler ve cemaatler geleneklerine uygun olan kendi takvimlerini kullanıyorlar. Dolayısıyla herkesin aynı anda girdiği bir yılbaşı günleri yok.

Görüldüğü gibi tek bir takvimden ve yılbaşından bahsetmek pek mümkün değil. Her medeniyetin her kültürün doğa ile doğrudan ilişkili bir takvimi var. Ama bugün dünya doğa ile ilişkili olmayan bir yılbaşını kutluyor ve insanlık doğayı unutuyor. Düşünsenize her sene yeni yılın girişi baharın başlangıcı ile kutlansa insanların doğaya bakışları böyle mi olurdu?

Bütün bunlardan benim anladığım iki gerçek var.

1. Tüm dinlerde ve kültürlerde tarih boyunca yeni yılın girmesi sevinçle karşılanmış.

2. Dünyanın dört bir tarafındaki kültürler yeni yılın başlangıcı olarak doğanın yeniden dirildiği günleri kabul etmişler. Çok az bir kısmı da hasat mevsimini.

İnsanların kutladığı ve gelişine sevindiği yeni yıl değildi hiç şüphesiz. Onları sevinçlere gark eden onlara yaşam sevinci ve umut veren baharın geliyor oluşuydu. Yoksa bizce hiçbir anlamı olmayan soğuk, karanlık ve sıkıcı bir günün akşamında ne diye sevinelim ki?

İsmail Güleç

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN