Arama

Avrupa'da Türk imajı

Yıldırım Bayezid’in 1394’te başlattığı İstanbul’a yönelik fetih hareketleri, Batı Avrupalı Hristiyanlar tarafından ilgi çekmeye başladı. İlk defa 1396 yılında Batı Avrupa’dan da katılımlarla Niğbolu Haçlı Seferi düzenlendi. O tarihten sonra Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethetmesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın Almanya içlerine kadar ilerlemesi Avrupa’da bir korkuyu doğurdu. ‘Yenilmez Türk İmajı’ asırlarca Avrupa’ya hem korkuyu hem de Osmanlı’ya karşı derin saygıyı getirdi.

Avrupa’da Türk imajı
Yayınlanma Tarihi: 1.11.2018 00:00:00 Güncelleme Tarihi: 01.11.2018 18:03

İstanbul'un 1453'teki fethi Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. İtalya'dan Sırbistan'a herkes, sıranın kendisine geldiğine inanıyor ve korkuyordu. Haçlı seferleri birçok kez düzenlenerek İstanbul geri alınmak istendiyse de Avrupa'nın iç siyaseti o kadar güçlü değildi.

MOHAÇ MUHAREBESİ VE TÜRKLER

Kanuni'den itibaren Osmanlı İmparatorluğu Avrupa için gerçek bir tehlike olmuştu. 1522'de Rodos'un fethedilmesiyle Batı ve Orta Avrupa'daki devletler yeniden gözlerini Türklere çevirdi. Rodos, Osmanlı hâkimiyetine girdiğinde bir yıl içerisinde Osmanlı hakkında seksen broşür ve kitap yayınlandı.

Fransuva – Şarlken çekişmesiyle Osmanlı yüzünü iyice Avrupa'ya döndü. Mohaç Muharebesi ile de Macaristan'ın ele geçirilmesi herkes Türklerle ilgilenmeye başladı. Bu konuda art arda kitaplar başladı.

Osmanlılar yaydıkları korku yanında bazı Hristiyanlar içinse "ümit" anlamı taşıyorlardı. Vergi yükünden ezilen veya dini anlayışını tam olarak yaşayamayan bazı Hristiyanlar ise krallık ve prenslik idaresi altında olmaktansa Türk idaresinde yaşamayı tercih ediyorlardı.

KORKUYU MALTA KUŞATMASI SARSTI

İstanbul fethedildikten sonra Osmanlıların durdurulmaması yüzünden Avrupa'da birçok ülkede "Acaba bu yıl Türkler ülkemize gelirler mi?" diye düşünülmeye başlanmıştı. Hatta Makyavelli'nin bir eserinde, kitabın kahramanı "Türkler, gelecek yıl İtalya'ya gelirler mi?" diye soruyordu. "Yenilmez Türk" imajı ilk olarak 1565 yılında Malta Kuşatması'nda başarısız olunmasıyla sarsılmaya başladı. Avrupa'nın kendine güveni asıl Osmanlı'nın 1571 yılında İnebahtı Deniz Savaşı'nı kaybetmesiyle geldi.

Bu tarih başta Venedik olmak üzere birçok Hristiyan ülkesinde bayram ilan edildi. İtalya'da büyük kutlamalar yapıldı. Zafer anısına heykeller ve resimler yapıldı. Hristiyan dünyası, Osmanlı'nın yüzyıllardır korku salan gücünün engellenebileceğini anlamışlardı. Yenilmez denen Türk yenilmiş, Osmanlı'nın yenilmezlik efsanesi bitmişti. Dönem dönem gelen başarılar "Türk gibi kuvvetli" sözünü tekrar söyletse de devamlılığını sağlayamadı.

TÜM AVRUPA TÜRKLER İÇİN MATBAASINI ÇALIŞTIRDI

Romanyalı tarihçi Carl Göllner'in araştırmaları üzerine vardığı sonuç, on altıncı yüzyılda Türkler ile ilgili Avrupa'da 2 bin 4 yüz 63 kitap, broşür ve el ilanı basıldığıdır. Bu ilgi sadece belirli günlere mahsus değildi. Avrupa'nın hemen hemen tüm şehirlerinde Türkler ile ilgili yayın yapılıyordu. Frankfurt'tan Paris'e, Londra'dan Lyon'a, Roma'dan Prag'a, Venedik'ten Viyana'ya her yerde bu tür kitaplar basılmıştı.Osmanlılar için en çok yayın, Ausburg'da yapılmıştı. Bu şehirdeki 29 matbaada basılan kitap ve broşür sayısı 134'tü.

Almanca, Latince, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca başta olmak üzere hemen hemen her Avrupa dilinde Osmanlı üzerine basılmış eserler bulunuyor. 2 bin 4 yüz 63 yayının bin kadarı Almanca, 455 tanesi de Latince'dir.

TÜRKLER EDEBİ ESERLERDE DE YER BULDU

Türkler, Avrupa'da bale, tiyatro, opera eserlerine; halk şarkılarına, şiirlere, hikâyelere de konu oldular. Bunun nedenlerinden biri, Osmanlı tehlikesine karşı halkı canlı tutmak ve Hristiyanlık adına oluşan tehditleri uzaklaştırmak için bir kalkan yaratmaktı. Diğeri ise gündemden düşmeyen Türklerin merak uyandıran bir konu olmasıydı. Yazarların bir diğer amacı da Türk korkusunu yenebilmekti. Bu sebeple Türkler komedyalarında öcü veya olağanüstü varlıklar olarak gösteriliyordu.

Opera ve tiyatrolarında Türkler, üç ana konu üzerinden işlendiler. Yıldırım Bayezid – Timur mücadelesi, Kanuni Sultan Süleyman ve oğulları, Türk korsanları tarafından kaçırılıp köle olarak satılan Hristiyanlar.

AVRUPALILAR İÇİN TÜRK ADLANDIRMASI

Avrupalılar, Osmanlılara "Türk", Osmanlı İmparatorluğu'na "Türk İmparatorluğu", Osmanlı ülkesine "Türkiye", Osmanlı hükümdarına "Gran Turco 'Büyük Türk'" dediler. Avrupalılar için Türk, Müslüman ve Doğu aynı anlama geliyordu.

LUTHER VE TÜRKLER

Protestanlığın kurucusu Martin Luther'in Türklerle ilgili birçok yazısı vardı. Bütün Almanya'da olduğu gibi Luther'de de "Türk umudu" ve "Türk korkusu" iç içeydi.

AVRUPA OSMANLI'NIN YARGISINA HAYRANDI

Osmanlı topraklarında görülen davalarda, ilgili işlerin neticesini hızlandırmaya yarayan sadeliği, özellikle mahkeme işlemlerinin ve sonu olmayan davaların uzun sürmesinden muzdarip olunan Batı'da, Osmanlı yargı yetkisinin en önemli avantajlarından biri olarak görülüyordu.

Seyyahlar, Türk hukuku hakkında son derece olumlu olan gözlemlerini batı dünyasına sunarken, kendi hukuk anlayışlarındaki eksiklikleri karşılaştırmalarla dile getirmişlerdi. Avrupalılar, özellikle çabuk ve adil hüküm verilmesinden etkilenmişlerdi.

Papa Onuncu Leo'nun özel kalemi Kardinal Jakop Sadolet, 16'ncı yüzyılda bir hukukçuya şu cümleleri kullanacaktı. "Türklerin bizde hiç bilinmeyen bir geleneğini, yani hukuk davalarında konu dışına çıkmaktan kaçınmalarını ve tüm anlaşmazlıkları az sayıda kelimelerle ortadan kaldırmalarını övmekten kendimi alamıyorum."

16'ıncı yüzyılın ikinci çeyreğinde Türkiye'ye gelen ünlü Fransız şarkiyatçı Guillaume Postel'e göre, Osmanlı Saltanatı kısa ve özlü mahkeme biçimi ve önlemleriyle vatandaşlarını koruma altına almıştı. Ayrıca Postel, Fransız mahkemelerini Türk adaleti ile karşılaştırdığında utanç duyduğunu itiraf eder.

İngiliz Kralı Sekizinci Henry bile iddialara göre, Kanuni Sultan Süleyman'ın kanunlarını kendisine aktarmaları için güvendiği adamları Türkiye'ye göndermiştir.

HUKUK TERİMLERİ BAŞKA DİLLERDE YERİNİ ALDI

Osmanlı adalet sisteminin Avrupa'ya önemli bir etkisi, o dönemde hâkim karşılığında kullanılan 'kadı' isminin Almanca'ya girmesi ve bugün bile kullanılmasıdır. Osmanlı yargı sistemini inceleyen Avrupalılar, kadılarınn yetkilerini de eserlerinde anlatmışlardı.

OSMANLI HABERLERİ AVRUPA'YA NASIL YAYILDI?

Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili Avrupa'nın en önemli haber alma merkezi Venedik'ti. Çok erken tarihlerden itibaren Osmanlılar ile temasta bulunan ve balyos olarak adlandırılan elçileri ve imparatorluk topraklarında ticaret yapan tüccarları sayesinde Türkler hakkında en geniş haber ağına sahipti.

Osmanlı İmparatorluğu'nda görev yapan balyoslar hizmetlerini tamamladıktan sonra ülkelerine dönerler ve burada meclisin karşısına çıkarak Türkler hakkındaki gözlemlerini ihtiva eden raporlarını okurlardı.

(Sorularla Osmanlı İmparatorluğu- Erhan Afyoncu)

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN